Ne NATO toplantıları ne de, birleşmesi gereken emekli örgütlerinin birbiri ile dalaşması, arka bahçe olmaya özenmelerinin, pratik yaşamımızda bir önemi yok. Önemli olan en başta ülkemizin, sonra da, kendimizin ekonomik durumunun bizleri kurtaracak kadar yeterli gücü olmasıdır. Sanayicinin de, bizimde önemli olan oksijenimizin yeterli seviye olmasıdır. Uluslararası finans kaynaklarının raporlarına göre, 2020 yılından bu yana ulusal güvenlik için ülkelerin hayati kaynakları kamulaştırmaya yöneldi. Dünyada son 50 yılın en hızlı kamulaştırma dalgası yaşanıyor. Türkiye ise stratejik sektörlerinde özelleştirmelere devam ediyor. Bu konuda en yetkililer çeşitli açıklamalar yapıyor.

DÜNYA NEREYE KOŞUYOR?

Ülkemizde, 2026-2028 dönemini kapsayan özelleştirmelerden 285 milyar lira gelir elde edileceği belirtiliyor. İstanbul’daki iki boğaz köprüsünün özelleştirme sürecinin yürütülmesi için de İngiliz yönetim danışmanlığı şirketine yetki verildi. Dünyada ise, Fransa ve Almanya, kamu hizmeti ve elektrik şirketlerini devraldı. Fransa, Avrupa’daki en büyük tersaneyi devlet kontrolü altına aldı. Birleşik Krallık ise demiryollarını ve çelik üretimini kamulaştırdı. Rusya, 2022’den bu yana limanlar, fabrikalar ve tüketici odaklı işletmeler dahil olmak üzere 48 milyar doların üzerinde varlığı tekrardan devlet kontrolüne aldı. ABD, ülkenin tek yerli nadir toprak elementi üreticisinin hakim hissedarı konumuna geldi. Ayrıca çok sayıda lityum, altın, uranyum, nikel ve hatta palmiye yağı gibi yabancı mülkiyetindeki kaynaklara el konuldu.

NİYE KAMULAŞTIRMA?

Son 100 yılda dört büyük kamulaştırma dalgası meydana geldi. İlk dalga 1930’larda, Büyük Buhran sırasında geldi. İkinci dalga ise 1940’ların sonlarında, II. Dünya Savaşı’nın ardından karma ekonomilerin kurulmasıyla başladı. 1970’lerde ise sömürgeciliğin sona ermesi sonucunda, enerji şokları üçüncü kamulaştırma dalgasını tetikledi.2020’lerdeki dördüncü kamulaştırma dalgası ise aslında 2008 küresel finans krizinin ardından ve birçok büyük finans kurumunun acil devralınmasıyla ortaya çıktı ancak şirketlerin özel sektöre geri satılmasıyla tersine çevrildi. 2020’de başlayan kamulaştırma, daha son 50 yılın en büyük hızına ulaştı. Dünya, jeopolitik dayanıklılığı artırma amacıyla enerji ve madencilik, bilişim ve telekomünikasyon, savunma, demiryolları, liman ve denizcilik gibi stratejik sektörlerde kamulaştırmaya yönelirken Türkiye tam tersi bir biçimde özelleştirmelere hız verdi.

Maliye Bakanımız Mehmet Şimşek’in Londra’daki yatırımcılarla görüşmesin de, Türk Telekom, Elektrik Üretim A.Ş. (EÜAŞ)’ye ait14 hidroelektrik santral ile Aliağa Kombine Çevrim ve Gaz Türbinleri Santrali, Tekirdağ A ve B Doğal Gaz Kombine Çevrim Santralleri, Türkiye Elektrik İletim A.Ş. (TEİAŞ), Türkiye Denizcilik İşletmeleri Anonim Şirketi varlıkları gibi stratejik öneme sahip varlıkların Özelleştirme İdaresinin satış listesine alındığını söyledi. Şimşek, Londra’da yatırımcı toplantılarında yaptığı sunumda, 2026 yılında 10 milyar dolarlık özelleştirme yapılacağını açıkladı.

OKSİJEN İSTİYOR

Geçtiğimiz ay İstanbul’da kamu bankalarının genel müdürlerinin de katıldığı toplantı da konuşan İstanbul Sanayi Odası Başkanı, "Sanayicinin oksijensiz kaldığını görüyoruz. Sanayici nefes almakta zorlanıyor. Sanayicinin yeniden nefes almasını sağlayacak somut, sonuç odaklı ve etkili adımlara ihtiyaç var" dedi. Geçtiğimiz gün kendisini ziyaret ettiğim, şehrimin önemli bir tüccarı ise piyasaların bu kadar durgun olduğuna ilk kez şahit olduklarını söyledi. Eskişehir tüccar ve sanayicisinin örgütleri ise ekonomi ile ilgili rahatsızlıklarını zaman zaman Eskişehir kamuoyuna duyuruyor.