Sokağın sesini dinlemeyi çok seviyorum. Bu sebeple bir kaç dostu bir arada gördüğümde onların sohbetlerine kulak vermeyi, onlar ile karşılıklı sohbet etmeyi daha doğrusu onları dinlemeyi tercih ediyorum. Bilenler bilir tanıdığım tanımadığım herkese yüz yüze geldiysek selam vermeden geçmem. Ya da birisi selam verdiğinde onu saygıyla karşılarım ve selamını alır tebessüm ederim...
İşte öyle bir zamanda geçtiğimiz günlerde bizim Ali Osman’ın kahveye takıldım. Bir kaç eski dost sohbet etme imkanı oldu. Konu döndü dolaştı “Kurban” meselesine geldi. Herkes birbirine “kurban kesebilecek misin?” sorusunu soruyordu... Ve hemen ortak kanaat “Emeklinin 20 bin TL’lik maaşla kurban kesmesi mümkün değil!” noktasına ulaştı... Kurban gerçekten önemli bir mesele. Hükümlerini çok detaylıca buradan ne yazmak isterim ne de bu konuda farklı bir kanaat ortaya koyma yetkinliğinde değilim. Ancak Kurban günümüzde pek çok aile için ibadetten çok “rütiel” dönmüş durumda... Pek çok kişinin “Kaç kilo?” sorusu ile birlikte benim açımdan sıkıntılı bir sürece giriyor...
Neyse konumuz bu değil. Konumuz kimlerin kurban kesip kesemeyeceği de değil.. Ancak özellikle aile büyüklerinin çoluk, çocuğu olanların kurban konusundaki hassasiyetleri gerçekten çok önemli. Bayramlar özellikle kentleşmenin zirve yaptığı günümüz Türkiye’sinde yılda en az iki kez geniş aile buluşmaları ve hasret gidermeye, kırgınlıkların giderilmesine dostlukların gelişmesine, paylaşmanın güzelliklerine şahit olduğumuz özel günlerdir. İşte o güzelliğin yaşanmasına vesile olmak gibi bir dönemde siz aile büyüğü olarak ne düşünürsünüz?
İşte bu sebeple yaklaşan kurban bayramı öncesi özellikle emekli, dar gelirli ve asgari ücretli çalışanların mutluluğunu önemserdik eskiden... Şimdilerde sadece emekliler, asgari ücretliler, dar gelirli kesimler değil orta gelir grubu diye isimlendirdiğimiz kesimler ne yazık ki kurban kesmek konusunda biraz daha düşünceli. Çünkü içinde bulunduğumuz ekonomik koşullar ve insanların alım gücü her geçen daha da düşüyor. Geçtiğimiz gün bir gazete haberinde rastlamıştım: 200 TL’nin tedavüle çıktığı günkü alım gücünün 8 TL’ye düştüğünden söz ediliyordu. Tam da bu noktada sohbet sırasında arkadaşlarımızdan birisi “Emekli ikramiyesinin verildiği ilk yıl Bin TL’lik ikramiyenin alım gücü o kadar iyiydi ki küçükbaş bir kurbanlığı 800 TL’ye alabiliyorduk” dedi.. Bugün emekli ikramiyeleri ile ancak 4 kilo et ya alırsınız ya alamazsınız.
Ne yazık ki ekonomik olarak geldiğimiz nokta burası... Kimse halinden memnun değil... Son günlerde özellikle emekli maaşları ile asgari ücrete zam yapılıp yapılmayacağı merakla bekleniyor. Özellikle emekli ve asgari ücretlinin yılın sadece ilk 4 ayında aldıkları zammın yaklaşık 5 bin liralık kısmı enflasyon sebebiyle erimiş durumda...
Peki ülkeyi yönetenler bu durumun ne kadar farkında? Bugün karşı karşıya olduğumuz sorunlar ile ne kadar ilgileniliyor. Yeni yıl öncesi uygulanan orta vadeli ekonomik program dolayısıyla açıklanan enflasyon hedefi yüzde 16 olarak belirlenmişken bugün geldiğimiz noktada ilk 4 aylık süreçte açıklanan enflasyon rakamlarının yüzde 14.64 gelmiş olması enflasyon hedefinin de yüzde 26 olarak düzeltilmesine yol açtıysa gerisini konuşmaya bile gerek yok. Merak ettiğim ise ekonomiyi yönetenlerin sokağın sesine ne zaman kulak verecekleridir.