Türkiye Cumhuriyetinin ilk savunma sanayicisi Şakir Zümre’nin öyküsünü bilmeyenlere kısaca özetleyelim. Bulgaristan Türk’ü olan Şakir Zümre, Bulgaristan da sanayicilik yaptı. Bulgaristan meclisine 15 Türk milletvekilinden biri olarak katıldı. Atatürk Bulgaristan da görevliyken, kendisi ile tanıştı ve Türkiye’de yaşamaya davet edildi.
YUNANİSTAN’A SATTI
Mareşal Fevzi Çakmak ve Atatürk ile dostluk kuran Şakir Zümre, Türkiye’ye yani anavatana geldikten sonra, Türkiye’de savunma sanayisini geliştirmek için kolları sıvadı. Türk ordusunun ihtiyaçlarını karşıladıktan sonra, Avrupa’ya ürettiklerini sattı. Hatta 1937 yılında Yunan ordusunun bomba ihtiyacını karşılamak için, Yunanistan ile 1.5 milyon liralık sözleşme imzaladı. Atatürk’ün aramızdan ayrılmasından ve ikinci dünya savaşından sonra, batılıların isteği ile ulusal sanayicimiz olan Balkan Türk’ü Şakir Zümre’yi Sobacı yaptık. Zümre yaşamını yitirince de 1970 yılında fabrika kapatıldı. Şakir Zümre’nin imal ettiği Hava Kuvvetlerinin kullandığı ilk bombaların yanı sıra fişekten mayınlara, ateşli silahlardan el bombasına kadar birçok mühimmat ile denizaltı bombaları bu fabrikada üretim sona ermiş oldu. Yunanistan, Bulgaristan, Polonya ve Mısır'a da ihraç ediliyordu.
Ayrıca, Nuri Demirağ’ın yaptığı uçaklarda yurtdışına satılıyordu. Nato maceramız ile birlikte, Şakir Zümre, Nuri Demirağ gibi milli sanayicilerimizin ürettikleri bitirildi. Batıya bağlandık. Şakir Zümre’nin İstanbul’daki fabrikasında 2 bin kişi çalışıyordu. O günlerde 7-8 yaşlarında olan torunu Ahmet Hüsnü Humbaracıbaşı, hatırlayabildiği o günleri şöyle anlatıyor:” Bu fabrikadan hiç çıkmazdım. Bizim bir de gemimiz vardı. O gemi Karabük'ten ve Zonguldak'tan bazen kok kömür, bazen de çelik getirirdi. İşte o cephane imalatları yapılırdı”.
YERLİ ÜRETİME LUZÜM YOK
İkinci Dünya Savaşından sonra “Yerli üretime gerek yok. Amerikalılar bedava veriyor” dediler. Milli sanayimiz yara aldı. Şimdi toparlanmaya çalışıyoruz. Denize bir taş atmadan dalga yapamazsınız. Şakir Zümre bu taşı attı. Bunun arkasında Nuri Killigil geldi. Bunun arkasından Nuri Demirağ geldi. Nuri Demirağ da uçak fabrikasını kurdu. Şakir Zümre'nin ideali, insan öldürmek değil onun maksadı, ülkeyi korumaktı. Tabii burada Gazi Mustafa Kemal'in çok büyük etkisi var. Çünkü Şakir Zümre'nin yapabilirliğini gördüğü için 'Türkiye'de bir yerli sanayiyi canlandıralım.' demişti.
ESKİŞEHİRLİ ŞENTUNA
Eskişehir Rumeli İş İnsanları Derneği(ERİAD) Başkanı da Şakir Zümre ile aynı topraklarda yetişti. 1979 yılında Bulgaristan’dan anavatana geldi. Balkan Türklerinin Türkiye’de çok sayıda kültür derneği var. Bunların en önemlisi Bal-Göç’lerdir. Türkiye genelinde 300 dernekleri var. Biri de Eskişehir’de bulunuyor. Balkan Türk işadamlarının kurduğu ise sadece Eskişehir ve Bursa da dernekleri var. ERİAD bu iki dernekten biri olma özelliğini taşıyor.
ERİAD Başkanı Rüştü Şentuna ve dernek yönetimi ve de kökenleri Balkan Türk’ü olan sanayicilerimiz, Rumeli Yatırım A.Ş olarak, Kızılinler mahallesi yakınlarında havaalanı ve termal tesis kurmak istiyor. Var güçleri ile tesisleri kurmak için çaba gösteriyorlar. Zorluklar çıkıyor, yılmıyorlar. Tesis beş yıldızlı, 250 yatak kapasitesine sahip olacak. Balkanlar dahil, çeşitli ülkelerden gelinerek, burada termal sularla şifa bulunacak. Eskişehirliye de yeni bir iş sahası açılacak. Turizm gelişecek. Eskişehir kazanacak. Dolmuş tipi küçük uçaklarla Eskişehir’e uçak seferleri de başlamış olacak.
SAĞLIK PROJESİ
Kısacası, Kızılinler Termal Turizm Projesi tamamlandığında çok uzun yıllardır konuşulan Eskişehir’in sağlık turizmi hayata geçmiş olacak. Bir Balkan Türk’ü Şakir Zümre’nin talihsiz kaderi Eskişehir’de kırılacak. Şimdilik kırılmaya çalışılıyor. Son 10 gündür bazı konularda Rüştü Şentuna başkan ile çalıştığımız için çok sık görüşüyoruz. Toplantılarımız onun telefon konuşmaları ile bölünüyor. Her telefonda Eskişehir Sağlık Turizmi projesinin gerçekleşme umudu artıyor. Tarihimizde Şakir Zümre örneği de var. Eskişehirlilerin katkısı projenin gerçeklemesini sağlayacak. Sadece bir adım kaldı.
