Konuşmasına Eskişehir’de bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek başlayan Erbakan, Anadolu vurgusu yaparak, Eskişehir’in tarihi ve manevi kimliğine dikkat çekti. Seyit Battal Gazi ve Yunus Emre’nin şehri Eskişehir’de bulunmanın kendileri için ayrı bir anlam taşıdığını belirten Erbakan, soğuk havaya rağmen programı yalnız bırakmayan vatandaşlara teşekkür etti. Eskişehir halkıyla birlikte Doğu ve Güneydoğu Anadolu’dan kente göç etmiş vatandaşlarla bir arada olmaktan duyduğu memnuniyeti dile getiren Erbakan, bu birlikteliği “Anadolu’nun mayası” olarak nitelendirdi.
Necmettin Erbakan vurgusu
Konuşmasının önemli bir bölümünü merhum Prof. Dr. Necmettin Erbakan’a ayıran Fatih Erbakan, babasının siyasi mücadelesini ve ortaya koyduğu anlayışı hatırlattı. Necmettin Erbakan’ın “önce millet” anlayışıyla hareket ettiğini, iktidarda bulunduğu her dönemde paylaşımda ve yönetimde adaleti esas aldığını belirten Erbakan, adil düzen hedefinin bugün de geçerliliğini koruduğunu söyledi. Necmettin Erbakan’ın samimi bir şekilde milletin derdiyle dertlenen bir lider olduğunu vurgulayan Fatih Erbakan, Milli Görüş’ün temelinde hakkı üstün tutan bir anlayış bulunduğunu ifade etti. Bugün yaşanan ekonomik ve sosyal sorunların, geçmişte verilen uyarıların ne kadar haklı olduğunu bir kez daha ortaya koyduğunu dile getirdi.

ABD ve Venezuela tepkisi
Konuşmasında dış politikaya da geniş yer ayıran Erbakan, özellikle ABD’nin son dönemdeki küresel politikalarını sert ifadelerle eleştirdi. Amerikan yönetimini emperyalist, ırkçı ve siyonist saiklerle hareket etmekle suçlayan Erbakan, Venezuela’ya yönelik baskı ve müdahalelerin kabul edilemez olduğunu söyledi. ABD’nin kendisine boyun eğmeyen ülkelere karşı saldırgan bir tutum sergilediğini ifade eden Erbakan, Venezuela’nın İsrail’e karşı duruşu ve doğal kaynaklarını koruma çabası nedeniyle hedef haline getirildiğini savundu. Türkiye’nin bu süreçte daha net ve kararlı bir duruş sergilemesi gerektiğini belirten Erbakan, Cumhurbaşkanı’nın ABD yönetimiyle doğrudan temas kurarak bu saldırıları açık bir şekilde kınaması gerektiğini dile getirdi.
“Ekonomik tablo alarm veriyor”
Türkiye’nin en temel sorununun ekonomi olduğunu vurgulayan Fatih Erbakan, kamuoyu araştırmalarının da bu gerçeği açıkça ortaya koyduğunu söyledi. Asgari ücretin açlık sınırının altında kaldığını, milyonlarca çalışanın temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını ifade eden Erbakan, iki asgari ücretle geçinen ailelerin dahi yoksulluk sınırının çok altında bir gelirle yaşamaya çalıştığını dile getirdi. Emeklilerin durumuna da dikkat çeken Erbakan, emekli maaşlarının açlık sınırının yarısına kadar düştüğünü, emeklilerin ciddi bir geçim mücadelesi verdiğini söyledi. Çiftçilerin yüksek girdi maliyetleri, düşük taban fiyatları ve yetersiz destekler nedeniyle üretim yapamaz hale geldiğini belirten Erbakan, küçük esnafın da artan faizler, kiralar ve vergiler altında ezildiğini kaydetti.

“Halkın büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında”
Erbakan, matematiksel verilerle konuştuğunu vurgulayarak, Türkiye’de halkın yaklaşık yüzde 45’inin açlık sınırının, yüzde 80’inin ise yoksulluk sınırının altında gelir elde ettiğini savundu. Sosyal yardım alan hane sayısının milyonları bulduğunu ifade eden Erbakan, işsiz sayısının ve “ev genci” olarak tanımlanan ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin sayısının ürkütücü boyutlara ulaştığını söyledi. Bu tablonun temel nedeninin borç ve faiz temelli ekonomik sistem olduğunu savunan Erbakan, kamu kaynaklarının faize, israfa ve imtiyazlı holdinglere aktarıldığını iddia etti.
Bütçe ve faiz eleştirileri
2026 yılı bütçesine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Fatih Erbakan, bütçede öngörülen faiz ödemelerinin trilyonlarca lirayı bulduğunu belirterek, bu kaynağın toplumsal sorunların çözümünde kullanılabileceğini ifade etti. Faize ayrılan parayla konut ihtiyacının karşılanabileceğini, milyonlarca kişiye istihdam sağlanabileceğini ve sosyal sorunların önemli ölçüde çözülebileceğini savundu. Eğitim, sağlık ve sosyal politikalar için ayrılan payların faiz harcamalarının çok gerisinde kaldığını belirten Erbakan, bu durumu “faizin nasıl bir canavar olduğunu gösteren tablo” olarak nitelendirdi. Denk bütçe yapılmadığı sürece borçlanmanın ve faiz yükünün artarak devam edeceğini söyledi.
Varlık Fonu ve borçlanma eleştirisi
Türkiye Varlık Fonu’na ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Erbakan, fonun borç yükü altında olduğunu ileri sürdü. Kamuya ait stratejik varlıkların teminat gösterilerek borçlanıldığını savunan Erbakan, bunun gelecek nesilleri de borç sarmalına mahkûm ettiğini söyledi. IMF borcunun sıfırlanmasının gerçeği yansıtmadığını belirten Erbakan, devletin ve vatandaşın toplam borç yükünün artmaya devam ettiğini dile getirdi.

“Çözüm yine Milli Görüş’tür”
Fatih Erbakan, konuşmasının devamında çözüm önerilerini sıraladı. Necmettin Erbakan’ın başbakanlığı döneminde uygulanan kamu tek hesabı, denk bütçe ve milli kaynak paketlerinin bugün de geçerli olduğunu savunan Erbakan, faizden, israftan ve ranttan kurtarılan kaynakların doğrudan millete aktarılması gerektiğini söyledi.
Doğu ve Güneydoğu Anadolu mesajı
Konuşmasının son bölümünde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’ya özel bir vurgu yapan Erbakan, Milli Görüş’ün tarihsel olarak Türk-Kürt kardeşliğini savunduğunu dile getirdi. Irkçılık yerine İslam kardeşliğinin esas alınması gerektiğini vurgulayan Erbakan, bölgenin emperyalist projelere teslim edilmeyeceğini söyledi. Bölgede kalkınmanın güvenlikçi politikalarla değil, üretim, istihdam, sanayi ve tarım yatırımlarıyla sağlanacağını ifade eden Erbakan, meslek eğitim merkezleri ve fabrikalarla gençlerin geleceğe hazırlanacağını belirtti.
Konuşmasını birlik, adalet ve kardeşlik çağrısıyla tamamlayan Fatih Erbakan, “önce millet” anlayışıyla Türkiye’yi maddi ve manevi olarak ayağa kaldıracaklarını söyledi. Program, katılımcılara ve organizasyonda emeği geçenlere teşekkür edilmesiyle sona erdi.




