Uzmanlara göre mevcut tablo klasik bir savaş veya diplomatik normalleşmeden çok, “dondurulmuş çatışma” modelini andırıyor.

OpenAI’dan matematikte tarihi hamle: 80 yıllık problemde ezber bozuldu
OpenAI’dan matematikte tarihi hamle: 80 yıllık problemde ezber bozuldu
İçeriği Görüntüle

Ateşkes yok ama saldırılar da durmuş durumda
Krizin en dikkat çekici yönlerinden biri, resmi bir ateşkes ilan edilmemesine rağmen doğrudan büyük çaplı saldırıların şimdilik durmuş olması. Washington yönetimi İran’ın nükleer kapasitesi, bölgesel milis ağları ve Hürmüz Boğazı üzerindeki etkisini tehdit olarak görmeye devam ediyor. Tahran ise ABD’nin bölgedeki askeri varlığını “kuşatma politikası” olarak tanımlıyor.

Buna rağmen iki taraf da son aşamada geri adım atarak daha büyük bir savaşın ekonomik ve siyasi maliyetini hesaplıyor.

Özellikle ABD’nin saldırı planını son anda askıya aldığı yönündeki bilgiler, Beyaz Saray’ın bölgesel yangının kontrolden çıkmasından çekindiği değerlendirmelerine neden oldu.

Hürmüz Boğazı dünyanın kırmızı çizgisi
Gerilimin merkezindeki en kritik başlıklardan biri Hürmüz Boğazı olmaya devam ediyor. Dünya petrol ticaretinin önemli kısmının geçtiği boğazın kapanma ihtimali bile enerji piyasalarında büyük dalgalanma yaratıyor.

İran’ın zaman zaman “Hürmüz kartını” masaya sürmesi, ABD ve Batı açısından sadece askeri değil ekonomik alarm anlamına geliyor. Bu nedenle Washington’un doğrudan rejim değişikliği hedefleyen uzun süreli bir savaştan uzak durduğu değerlendiriliyor.

İran neden temkinli davranıyor?
İran yönetimi iç kamuoyunda güçlü görünmek zorunda olsa da, uzun süreli bir savaşın ülke ekonomisini daha ağır baskı altına sokacağının farkında. Yaptırımlar, yüksek enflasyon ve döviz baskısı nedeniyle Tahran yönetimi kontrollü karşılık stratejisi izliyor.

İran’ın doğrudan topyekûn savaştan kaçınırken bölgedeki vekil güçler üzerinden baskıyı sürdürmesi, “asimetrik savaş” modelinin devam ettiğini gösteriyor.

ABD’nin temel hedefi ne?
Washington cephesinde ise temel hedefin İran’ı tamamen işgal etmekten çok, nükleer programını ve bölgesel nüfuz kapasitesini sınırlandırmak olduğu yorumları yapılıyor.

Özellikle ABD iç siyasetinde yeni ve maliyetli bir Ortadoğu savaşına yönelik desteğin zayıf olması, Beyaz Saray’ın askeri adımlarını sınırlayan en önemli unsurlar arasında gösteriliyor.

Piyasalar neden hâlâ tedirgin?
Sahadaki sessizliğe rağmen petrol, altın ve küresel piyasalardaki oynaklık devam ediyor. Çünkü yatırımcılar krizin çözülmediğini, yalnızca ertelendiğini düşünüyor.

Petrol fiyatlarının yükselmesi, enerji arzına yönelik endişeleri artırırken; altın gibi güvenli liman araçlarında dalgalanma sürüyor. Küresel ekonomide “ani yeni saldırı” ihtimali fiyatlanmaya devam ediyor.

“Savaş bitti” demek için erken
Mevcut tabloya bakıldığında ABD ile İran arasında net bir barıştan söz etmek mümkün görünmüyor. Ancak tarafların tam ölçekli savaşın sonuçlarından çekindiği de açık biçimde görülüyor.

Ortaya çıkan tablo; düşük yoğunluklu, kontrollü, gerektiğinde yeniden alevlenebilecek bir kriz hattına işaret ediyor. Diplomasi tamamen başlamış değil, askeri seçenek de tamamen rafa kaldırılmış değil.

Analiz: Asıl savaş artık psikolojik ve ekonomik cephede
Bugünkü denklemde ABD ile İran arasındaki mücadele yalnızca füzelerle yürümüyor. Enerji piyasaları, deniz ticareti, istihbarat operasyonları, siber saldırılar ve küresel kamuoyu yönetimi artık çatışmanın yeni cephesi hâline geldi.

Benim değerlendirmeme göre taraflar şu aşamada birbirlerini tamamen yenebileceklerine inanmıyor. Bu nedenle “kontrollü baskı” stratejisi uygulanıyor. ABD İran’ı ekonomik ve diplomatik olarak yıpratmaya çalışırken, İran ise doğrudan savaşmadan bölgesel risk üretme kapasitesini koruyarak caydırıcılık oluşturmaya çalışıyor.

Bu yüzden yaşanan süreç klasik anlamda bir savaşın bitişi değil; daha çok uzun süre devam edebilecek kırılgan bir bekleme dönemi görüntüsü veriyor. Ortadoğu’daki dengeler düşünüldüğünde, küçük bir provokasyon ya da yanlış hesaplama bile bu “dondurulmuş gerilimi” yeniden sıcak çatışmaya dönüştürebilir.

Kaynak: 2Eylül Haber