Her yıl 10-15 Mayıs tarihleri arasında “Engelliler Haftası” olarak kutlanıyor. Son dönemde ülkemizde engelli vatandaşların eğitimden, sosyal hayata kadar uzanan çizgide yaşama dahil edilmesi anlamında çok önemli gelişmeler yaşandı. Bu gelişmelerin temelinde engelli vatandaşlarımıza yönelik farkındalığın artmasının payı büyük. “Engelliler haftası” bu sebeple son derece önemli.
Hani derler ya “damdan düşenin halinden damdan düşen anlar” diye engelli bireylerin hayatlarını kolaylaştırmak engelli bireyler ile hayatı paylaşan insanlarımızın çabaları ile de mümkün olabildi. Birleşe, birleşe, doğru adımlar atılarak hem kamuda hem de yerel yönetimlerde ses yükselten çabaların sonuçlarına cevap verdiler.
Tekerlekli sandalyeler, elektrikli araçlar, kaldırımlardaki ve caddelerdeki düzenlemeler, eğitim ve kamu kurumlarındaki yaşama katılımın adımlarının atılması son derece değerli. Geçtiğimiz gün vilayet meydanında düzenlenen “Engelliler Haftası” etkinliklerinin başlatılması töreninde ülke nüfusunun yüzde 12 sinin engelli olduğunu ve bu rakamın toplam nüfusun 25 milyonunu etkilediğini duyunca açıkçası şaşırdım.
Ülke nüfusunun yüzde 25’inden fazlasını etkileyen bu durumun aslında farkındalığın ne kadar daha fazla olması gerektiğini de bize hatırlatıyor. Evet, biz engelli değiliz ama hepimiz bir engelli adayı olabiliriz. O sebeple kesinlikle engelli vatandaşlarımızı ve onların yakınlarını anlamaya çalışmalıyız. Engelli ve özel vatandaşlarımız için alınan önlemlere saygı göstermeliyiz ve uygulanması konusunda yardımcı olmalıyız. Onları sosyal hayatın içine ne kadar dahil edebilirsek o kadar kendimizi güçlü ve mutlu hissederiz. Çünkü biz millet olarak hep birlikte güçlüyüz.