Bir süredir siyasetçilerin ağırlaşan dili ve toplumsal tansiyonu da yükselten olaylar zinciri gerçekten sadece gazeteci olarak değil bir seçmen olarak beni de fazlasıyla endişelendirdi. Doğrusu, seçim çok kritik ve aynı zamanda ikinci yüzyıla başlangıç açısından son derece önemli.
Seçim meydanlarında tansiyonun yükselmesini anlayabiliriz. Karşılıklı eleştirileri bir yere kadar kabullenebiliriz, ama hakareti, düşmanlaştır an, şeytanlaştıran dili kabullenmek mümkün değil. Çünkü ötekileştiren, kutuplaştıran dilin sebep olabileceği tahribatı düzeltmek hiçte kolay bir şey olmaz. Toplumsal olaylarda bir günde yıktıklarınızı bazen yüz yılda tamir edemezsiniz. Elbette seçim önemlidir, siyaset kazanma ve çözüm üretme sanatıdır kabul… Ancak sadece birkaç sandalye kazanmak adına geniş kesimleri derinden sarsan birbirine küstüren, birbirine diş bileyen kişiler haline dönüştüren, ön yargıların oluşmasına sebep olmak gerçekten çok ağır ve telafisi imkansız sorumluluk gerektirir.
Zaman zaman “Eskişehir Türkiye’dir” diye yazarım. Kastettiğim Eskişehir’in tam anlamıyla Türkiye’nin bütün katmanlarını temsil etmesidir. Her renkten, her tondan, her etnik kökenden, her siyasi görüşten insanların sevgi ve saygı sınırlarını zorlamadan ortak paydada yaşabildikleri, dayanışabildikleri bir şehirdir Eskişehir. Her farklılığı bir zenginlik olarak algıladığımız
Seçimin önemi bir tarafa, seçimlerin bizi ayrıştıran değil, birleştiren barıştıran bir yanı olmalı diye düşünürüm. Demokrasi şöleni budur. İşte Eskişehir’de bu hoşgörü ortamını görmek mümkün.
Vatandaşın seçime ve siyasi partilere ilgisi tartışılır ancak, partilerin ve partililerin seçmeni etkileme çabalarında ortaya çıkan görüntülere şapka çıkartmak lazım. AK Parti, CHP, İYİ Parti, MHP, BBP, Millet Partisi, Yeniden Refah, Memleket Partisi hemen hepsinin az ya da çok saha çalışmaları var. Bu saha çalışmalarında en çok dikkat çeken şey bütün partililerin birbirlerine olan hoşgörülü yaklaşımı, rekabeti şölene çevirme becerisi gerçekten hem Eskişehir’e hem de Eskişehirlilere yakışan görüntüler. Bu görüntüler aslında Türkiye’ye örnek olacak görüntülerdir. Eskişehir nazar değmesin yine demokrasiyi ne kadar özümsediğini bu görüntüler ile ortaya koyuyor.
Boş yapmıyorum, hikaye anlatmıyorum. Bu anlattıklarımı merak edenler İki Eylül Caddesi üzerinde CHP ve A K Parti’nin karşılıklı köşelere kurdukları stantlara bir baksınlar. CHP’nin seçim aracı geçerken CHP’liler, AK Parti seçim arabası geçerken AK Parti’liler araçlarına tezahüratlar ile destek verirken Eskişehirlilerde tebessüm ederek manzarayı keyifle takip ediyorlar. Bu manzaranın oluşmasında Eskişehirlilerin de payı olduğunu ifade edersem abartmış olmam.
Özetle anlatmak istediğim şudur rekabete evet, şiddete kesinlikle hayır. Her şey vatandaşın ve çocuklarımızın geleceği içindir. Ötekileştirmeden, kucaklaşarak, vatandaşın iradesine saygı duyarak birlikte yaşama arzumuzun ortaya konulması bakımından Eskişehir’deki örnek “demokrasi şöleni” manzaralarının ülkemizin her bir köşesini kuşatmasının son derece önemli olduğunu hatırlatmak istiyorum.
Siyasi partiler ve partililer düşman değil, ancak birbirlerine rakip olabilirler. Ne yazık ki koca koca adamlar bu rekabeti bazen öylesine abartıyorlar ki insanın küçük dilini yutası geliyor. İşte Eskişehir’de yaşanan şölen havasındaki manzaraları bu sebeple gerçekten çok önemsiyorum. Bunu sadece Eskişehir farkı olarak da izah edebiliyorum…