Geçen yerel seçim sürecimiydi? Yoksa ondan önceki ki mi? Eskişehir’de yerel seçim 1999 tarihinden bu yana bir öncekinin tekrarı oluyor. Yerel iktidarda olan Yılmaz Hoca ile Ahmet Ataç, bir sonraki seçimde oylarını arttırıyorlar. Odunpazarı’nda işler biraz değişik işliyor.

Eskişehir’deki bir yerel seçim öncesiydi diyerek yazımıza başlayalım. Tesadüfen Büyükşehir Belediyesi’nin önünde Yılmaz Hoca ile karşılaştım. Beni görünce, “Gel, seni bir yere götüreceğim. Ancak, haber foto moto yok” dedi. Gazeteci meraklı olur. Kabul ederek, otomobiline bindik. Salona geldik. Bir salon muhafazakâr kadının Yılmaz Hoca’yı beklediğini gördüm. Hoca konuştu. Ağzına kadar dolu salon yıkıldı. Çıkışta, kadınlar hoca ile fotoğraf çektirme yarışana girdiler. Kim çekecek? Ya gelmesem? Fotoğraf makinesini çıkararak, bir anda Yılmaz Hoca’nın özel fotoğrafçılığına terfi ettim. Çek çek.. Fotoğraf işini zor tamamladım. Bir gün sonrada fotoğrafların olduğu diski benden alın diyerek, hocanın ekibine verdim. Kadınların gazetenin kapısına fotoğrafımızı istiyoruz diyerek dayanmasından korktum. Hoca’nın ne diyon sorusuna ise “Hayırlı olsun. Seçim bitmiş” dedim.

İki başkan sahada, adaylara gerek yok

Önceki gün Tepebaşı Belediyemizin ‘Anneler Günü’ organizesine katılmak için yola çıktım. Odunpazarlı olduğumuz için, ‘Hayatın olduğu’ Tepebaşına zaman zaman geçiyoruz. Tepebaşı’ndaki canlılık Eskişehir’i canlandırıyor. Değer katıyor. Biz Odunpazarlıyız. Ve muhafazakârız. Neyse, Batıkent’deki düğün salonuna vardığımda, içeri zor girdik. Kürsü de Yılmaz Hoca ile Ahmet Ataç vardı. Milletvekili adayları da birkaç adım iki başkanın uzağında duruyordu. Salonun dolduranlar, muhafazakar çevrenin insanlarıydı. Kadınlar kalp işaretleri yaparak, Hoca ve Ataç ile fotoğraf çektirmek için sıraya girdiler. Her fotoğraf birbirinden güzel olduğu için, bende mecburen çekiyorum. Yılmaz Hoca bir süre sonra salondan çıktı. Kadınlar daha da coşarak, gruplar halinde Ataç ile selfie çektirdi. Kalp işaretleri havada uçuştu. İlk iki sıra milletvekili adayları sahnenin birkaç adım ilerisinde durdu. Fotoğraf çekimini izlediler. Zorlanmalarına gerek yok.

Saçlarınızı düzeltir misiniz?

Sonra zorlukla gazeteci Nevin Atak ile salonun önüne çıktık. Kadınlar orada yine Yılmaz Hoca ile Ahmet Ataç ile fotoğraf çektirme yarışına girdi. Yılmaz Hoca’yı uyararak,” Hocam saçınızı düzeltir misiniz?” dedim. Hazır cevap Hoca da, ‘malzeme bu kadar’. Saçını elleri ile düzettikten sonra, biraz daha fotoğraf çektirdi. Sonrasında, otomobiline binerek salonun önünde zor ayrıldı. Ataç daha uzun süre fotoğraf çektirdi. Ataç ayrıca, bu seçimde ilginin çok büyük olduğunu söyledi. Diğer seçimlerden farklı olmasına vurgu yaptı. 12 seçimi bizzat yaşayan başkan Ataç, elbette en doğru kıyaslamayı yapacak. İki gün önce de çamlıca pazarında seçim çalışması yapan Abdülkadir Adar, aynı olayları anlattı.

Sonuç nedir?

Yılmaz Hoca gerekli zamanlarda, Ahmet Ataç tam saha baskı yapıyor. Sabaha kadar seçime kafa yoruyor. İbrahim Arslan ile Abdülkadir Adar kelimenin tam anlamıyla tırmalıyor. Kendilerine boş zaman bırakmıyorlar. İlk iki sıra belki de, en rahat bu dönem seçime gidiyor. Fotoğraf çekimlerini takip ediyorlar. Seçim CHP’nin isteği gibi olursa, salonu dolduran kadınlardan bu sonuç çıkıyor. Eskişehir’de CHP açısından seçimin kazananı kim olacak? Aynı zamanda Yılmaz Hoca ile Ahmet Ataç 10 ay sonraki yerel seçimin provasını yapmış oluyor.Güçlerini test ediyorlar. Hani bugünlerde moda deyim var ya, kendini akışa bırak. Her şey akışta gidiyor. Akış kelimesi güzel ama ben bir türlü bırakamıyorum. Ataç, kalpleri attırdı. Yanıma gelen bir kadın, “4 arkadaşım var. Eşleri başka partiden ama kendileri çaktırmadan CHP’ye oy atacaklar. Kocalara söyleyemeyeceğiz”. Kadının fendi hikâyesi burada devreye giriyor. Bu kadınlara 44 bin yeni genç seçmende eklenince, ortaya çıkan sonucu hep beraber göreceğiz.