İNSANI İNSAN OLDUĞU İÇİN KABUL ETMEK GEREKİR
Başkanım öncelikle göreve geldiğiniz andan itibaren Eskişehir'de hangi çalışmaları yürüttünüz?
Vakfımız 1995 yılında kurulan bir vakıf. Çok özel bir tüzüğe sahip. Kurucu başkanımız rahmetli İrfan Çetinkaya ve yol arkadaşları tarafından kurulmuş. Vakfın ana amaçları üçüncü maddede tarif edilmiş. Orada deniliyor ki Hacı Bektaş Veli'nin düşünce felsefeleri, öğretileri, insan sevgisi, dünya görüşü; bunları yaşatmak, araştırmak, genç kuşaklara aktarabilmek. Şimdi Hacı Bektaş Veli dediğimizde ve arkasından baktığımızda engin bir okyanus olduğunu görüyoruz. O kadar müthiş öğretileri var ki işte 800 küsur yıl önce söyledikleri keşke bugün uygulanabilse. Gerçekten hem toplumsal barışa, hem bilime çok katkı sağlar. Hacı Bektaş Veli Anadolu'da Türk ve Müslümanlığın gelişmesini sağlayan bir bilim adamı. Öğretilerini hatırlatmak gerekirse mesela diyor ki; insan ve millet ayırmayınız diyor. Yani din, dil, ırk, mezhep, cins, renk ayırmaksızın insanı insan olduğu için kabul etmek gerekir diyor. "İncinsen de incitme" diyor. "Bir olalım, iri olalım, diri olalım" diyor. "Kuvvetini mazluma değil, zalime karşı kullan" diyor. "Nefsine ağır geleni başkasına yapma" diyor gibi çok fazla öğretileri var. Neler yapıyorsunuz? 21 Aralık 2025 sonrasında ilk etkinliğimiz şöyle oldu. Yönetim kurulu olarak şöyle düşündük. Dedik ki ya dünyada savaşlar oluyor, soykırımlar oluyor. Ülkeye geliyoruz, ekonomik krizler... Ya hep insanlar zarar görüyor. Ve insanlar son dönemde biraz daha dalgınlar, biraz daha üzgünler. Komşuluk ilişkileri zayıfladı, akrabalık ilişkileri zayıfladı. Ama bu değerler çok kıymetli. Bu değerleri insanlara hatırlatalım istedik. Ve konferans konuğumuz Zülfü Livaneli olan "Anadolu Hümanizmi" konulu bir program icra ettik. Tüm kent halkını davet ettik. Sadece vakıf üyeleri için ya da Alevi-Bektaşi toplumu için değil, tüm kent yaşayanlarını, bileşenlerini davet ettik. Gerçekten de çok büyük ilgi gördü. Akabinde Alevi-Bektaşi toplumunun kırmızı çizgisi Atatürk ve Atatürk ilkeleridir. Atatürk'ü her daim doğru anlatmamız, unutmamamız ve unutturmamamız gerekiyor. Eskişehir'de 39 tane Alevi-Bektaşi nüfusunun yaşadığı köylerimiz var. Onların gerek köylerinde gerek şehir merkezlerinde dernekleri var. Vakfımız üst çatı örgüt, 34 tane derneklerimiz var. Dernek başkanlarımızı vakfımıza davet ettim, onlarla tanıştım, onların birbirleriyle tanışmalarını temin ettik. Ve dedik ki sorunlarımız ortak, sorunları birlikte çözmeye gayret edelim. Sevinci birlikte paylaşmaya gayret edelim, ortak projeler yapalım. Çok hoşlarına gitti, gülümsediler. Hatta dedim ki "Olacak bir sorun, masaya yatıracağız, nasıl çözebiliriz uğraşacağız. Çözemeyeceğiz belki ama sarılacağız, üzüntüyü paylaşacağız. Bir sorunu çözdüğümüz zaman yine sarılacağız, bu defa sevinci paylaşacağız" dedim ve biz dedik yönetim kurulu olarak Ata'nın huzuruna, Ata'mızı ziyarete gideceğiz, sizler de gelin. Onlar tekrar gülümsediler.

TÜRKİYE’DE İLKLERDEN BİRİ OLDUK
Sonra biz yönetim kurulu olarak Türkiye genelindeki vakıflar içerisinde ilklerden birisi olduk ve resmi devlet tören izni aldık devletimizden. Tabii bu kolay bir şey değil. Yani İçişleri Bakanlığı'ndan izin alıyorsunuz, Genelkurmay Başkanlığı'ndan izin alıyorsunuz, Anıtkabir Komutanlığı'ndan izin alıyorsunuz. Katılımcıların isimlerini, TC numaralarını bildiriyorsunuz. Sağ olsun devletimiz de uygun gördü. Biz resmi törenle Aslanlı Yol'dan başlamak suretiyle dernek başkanlarımız, yönetim kurulumuz ve üyelerimizle birlikte çok kalabalık bir şekilde Ata'mızı ziyaret ettik. Anıtkabir özel defterine duygu ve düşüncelerimizi ve Ata'mıza karşı sözlerimizi not ettik. Askeri törenle çelengimizi koyduk.Çünkü Türk askeri yanınızda, dimdik duracağınız yer belli, çelengi mozoleye koyarken belli, oradan ayrılacaksınız o belli. Yani gerçekten çok duygulu anlar yaşadık. Ve bu şekilde hem tüm dernek başkanlarımızı, yönetimlerimizi Anıtkabir'e götürdük. Orada akabinde de bir kültürel gezi, Hacı Bayram Veli türbesini hep birlikte ziyaret ettik. Şimdi burada bu bina, içinde bulunduğumuz bu röportajı gerçekleştirdiğimiz bina vakfımızın mülkiyetinde bir bina. Bu bina oluşurken kimi insanlar bedenen çalışmışlar, kimileri de imkanları ölçüsünde maddi katkılar vermişler. Yani bu binanın oluşumu, bu cemevinin oluşumu tamamen imece usulüyle gerçekleşmiş. Dolayısıyla tüm Eskişehir halkının evi burası. Burada her perşembe ibadetleri yapılıyor. Onun dışında da farklı günlerde cem ibadetleri olabiliyor. Şubat ayında biz çok büyük bir Hızır Cemi tertipledik. Kültürel geziler, inanç gezileri düzenledik. "İncinsen de incitme" diyor Hacı Bektaş Veli. Bunu her canlı için söylüyor, sadece insan için değil. Hem hayvanlar için söylüyor, hem bitkiler, ağaçlar için söylüyor. Her canlı kıymetli. Allah'ın yarattığı her canlı bizim için çok kıymetli. Örnek veriyorum bir kurban keseceğimiz zaman lokma yemeklerimizde ya o kurbanla da helalleşiyoruz, duamızı yapıyoruz, ondan sonra kurbanımızı kesip lokmamızı pişiriyoruz. Bu bağlamda; geçen yıl biliyorsunuz Seyitgazi'de çok büyük bir alanda ormanlarımız yandı. Orada işte ters bir rüzgar esmesi sebebiyle 10 tane orman şehidimiz oldu. Yani hem şehitlerimizi anmak hem yangınlara ve ormanlara karşı insanlarımızı bilinçlendirmek için Orman Bölge Müdürlüğü, kardeş kurumlarımızdan Hacı Bektaş Veli Derneği ve Vakıf olarak orada büyük bir ağaç dikim etkinliği tertipledik. Şimdi biz buraya yönetime talip olurken binamızın aktif yaşayan bir bina olmasını arzu ediyorduk. Dedik ki her metrekaresini, her santimini insanlığa açıp insanlar burada gelsinler, istedikleri faaliyetleri, toplantıları, çalışmaları yapsınlar. Ve biz kapılarımızı sonuna kadar şehre açtık. İşte herhangi bir dernek bir toplantı yapmak için bir alana mı ihtiyaç var? Buyurun, bizim kültür merkezimizin içerisindeki boş alanları tahsis ediyoruz. Atıyorum bir dernek bir saz eğitimi mi vermek istiyor? Buyurun biz size alan yaratalım. Ne bileyim işte köy derneklerimiz olabiliyor, onlara kapılarımızı açtık ve şu anda binamızı yaşayan bir bina haline getirdik. İşte Hazreti Ali'nin şehadet gününü anmasında bir söyleşi gerçekleştirdik. Muharrem ayında 16 Haziran 2026 - 27 Haziran 2026 arasında 12 gün boyunca burada bizim aşağıda çok geniş bir yemekhanemiz var, her türlü paslanmaz tertibatı da mevcut. Orada oruç lokmaları çıkardık, insanlara oruç tutsun tutmasın orada yemek ikramında bulunduk. Onun dışında yakın zamanda yine 2 Temmuz Sivas katliamıyla alakalı ciddi bir organizasyon gerçekleştirdik. Yine devletimizden izin almak suretiyle bir sessiz yürüyüş yapmak istediğimizi belirttik. Güzergah olarak da vakıf binamızdan Valilik Atatürk Anıtı'na kadardı .Vakıf binamızdan hareketle Valiliğe kadar bir sessiz yürüyüş ve bir sessiz anma gerçekleştirdik. Akşamında Odunpazarı Belediyesi Yunus Emre Kültür Merkezi'nde ayrı bir anma programıyla vefat eden tüm canlarımızı andık. Böyle bir etkinlikte hani belki de ilk defa Eskişehir'de bu tür yasakların da olduğu bir dönemde Sayın Valimiz bize bu izni verdi, emniyet görevlileri de bizlere çok destek oldular. Ben kendilerine de buradan tekrar teşekkür ediyorum. Temmuz ayının içerisinde de bu anmamızı gerçekleştirdik.

70 ÖĞRENCİMİZE BURS VERİYORUZ
Bu sene sonuna kadar hedefleriniz nelerdir?
2026’da bu sene sonuna doğru ne yapacağız? Arka planda çalıştığımız iki tane projemiz var. Alevilik ve Bektaşilik araştırmalarına yönelik içerisinde uzmanların da bulunduğu pek çok katılımlı bir sempozyum planlamayı planlıyoruz. Akabinde de bir sonuç bildirgesini de kitapçık olarak yayınlamayı planlıyoruz, arka planda şu anda böyle bir çalışmamız var. Vakfımız üniversite öğrencilerine burs veriyor. Biz yeni yönetim kurulu olarak bunu hakikaten ihtiyaç sahibi olan öğrenciler alsın şeklinde; aynı işte Türkiye Eğitim Vakfı, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve benzeri kurumsal şekilde burs veren kurumlar gibi bir format oturtmaya çalışıyoruz. Yönetim kurulumuzun içerisinde iki tane eğitimci arkadaşımız var, üniversiteden hocalarımız var, onlarla birlikte şu anda bu formatın son rötuşlarını yapıyoruz. Akabinde de doğru öğrenciye, ihtiyaç sahibi öğrenciye bu bursun ulaşmasını temin edeceğiz. Ben de kendim üniversite öğrenciliğim döneminde mesela Türkiye Kızılay Derneği'nden burs almıştım. Dolayısıyla bunun da çok hassas bir konu olduğunu düşünüyorum. Burada işte tanıdık, ahbap çavuş ilişkilerinin olmaması gerekir, hakikaten ihtiyaç sahibi öğrencilerin bu bursları alması gerekir. Ve bir de burs bütçesini de önceki yıllara göre daha da artırmayı düşünüyoruz. Geçen dönemde bir öğrenciye yıllık 15 bin lira burs verilebilmiş. Bu dönem daha farklı olsun, hakikaten verdiğiniz burs öğrencinin bazı ihtiyaçlarını karşılayabilsin şeklinde bir bütçe yaratmaya gayret ediyoruz. Hedef yıllık 50 bin ya da 60 bin olarak bütçelemek için çalışma yürütüyoruz, inşallah 70 öğrencimiz için.

HOŞGÖRÜ SAHİBİ OLMAMIZ GEREKİR
Eskişehir'in bugün sizce en önemli sorunları neler? Farklı inanç ve kültürlerin bir arada yaşaması açısından siz nasıl bir Eskişehir hayal ediyorsunuz?
Şimdi bu soruyu sadece Eskişehir özelinde değil de yani hem Türkiye hem Eskişehir'i de kapsayacak şekilde yanıtlamak aslında doğru olur. Bizim Türkiye'deki temel sorunumuz aslında güzel ve ahlaklı insanları, daha nitelikli insanları yetiştirebilmemiz gerekir. Burada işte insanlar güzel ahlaklı olursa, kurallara uyarsa, liyakat olursa ya bir bağlamda birçok şey çözüme kavuşur. İnsanlar bir araya gelirler, toplumsal barışa katkı sağlarlar, birbirlerine karşı hoşgörülü olurlar. Ya bence başlangıçta bizim hani bunu bir tesis etmemiz gerekir. Tüm Türk halkı olarak birbirimizi daha iyi anlayabiliyor olmamız gerekir. Bu bağlamda birbirimizi eğitmemiz, birbirimizle empati yapmamız gerekir, hoşgörü sahibi olmamız gerekir. Ya bunları söylüyorum ama bir taraftan da bunların tamamı aslında işte Hacı Bektaş Veli'nin öğretilerinin içerisinde. Bunu sağladığımızda biz Türkiye'de çözemeyeceğimiz hiçbir sorun olamayacağını düşünüyoruz.




