Eskişehir’de çok önemli sorunlardan birisi metruk binalar dikkat çekiyor. Büyük çoğunluğu muhtarlıklar-belediyeler ve emniyet güçlerinin ortaklaşa hareketiyle yıkılsa bile her binayı da yıkmak mümkün olmuyor. Mahalle içlerinde kalan ve bazı şahısların mekan olarak seçtikleri bu binaların tamamını ortadan kaldırmak için özel bir çaba gerekiyor. İşin aslı çöküntü alanları olarak kalan bölgelerde bazen vatandaşın artık yaşanacak mekan olarak görmediği binaların boşaltılması toplumda en çok mekansızların işine yarıyor. Hem mekansız hem de madde bağımlısı kişilerin buralarda barınmalarının önüne geçmek de mümkün olmuyor bazen. Burada en büyük görev de güvenlik güçlerine düşüyor. Metruk binalar sadece kadınlar ve çocuklar için değil yaşlılar içinde bir tehlike oluşturuyor.
Eskişehir bina stoku bakımından riskli binaların çok olduğu bir kent konumunda. Bu konuyla ilgili kurumların çalışmaları olduğunu da görüyoruz. Eskişehir için yapılabilecek kentsel dönüşüm, yerinde dönüşüm gibi bir takım çalışmalar ile bina stokunun yenilenmesi çabası olduğunu biliyoruz. Ancak terkedilmiş binaların modern yapıların arasında kalması sebebiyle başka bir sorun ortaya çıkıyor. Bina sahiplerinin rıza olmadan bir yeri yıkıp ortadan kaldırmak da mümkün değil.
Özellikle Huzur, Erenköy, Karapınar, Odunpazarı’nın arka mahalleleriyle, Tepebaşı’ndaki Esentepe, Yeşiltepe ve Sütlüce gibi bölgelerde çalışmalar tam olarak gerçekleşmediği sürece bu metruk bina sorunu devam edecek gibi görünüyor. O zaman yapılacak iş bina sahiplerini uyarmak ve onların gerekli önlemleri almasını sağlamak belki tehlikenin boyutunu azaltabilir. Bu arada belediyelerin ve güvenlik güçlerinin de buraları zaman zaman denetleyerek söz konusu bölgelerdeki korku iklimini azaltmak mümkün olabilir diye düşünüyorum. Zira kadın ve çocukların yanı sıra yaşlı insanlarında bazen savunmasız kalabileceklerini unutmamak gerektiğini ifade etmekte yarar var. Umarım bu sorunlar en aza indirilir…