Eskişehir Cumhuriyetin 100’üncü kuruluş yıl dönümü etkinlikleri dolayısıyla gözle görülür, fark edilir şekilde gerçekten çok coşkulu bir kutlama gerçekleştirdi. Resmi törenler de, yerel yönetimlerin hazırladıkları törenler de göz doldurdu. Başka kentlerde mutlaka büyük coşku olduğundan eminim, ancak Eskişehir’deki etkinlikler bir başka coşkulu idi gerçekten. Derler ki “Kuzgun’a yavrusu anka görünürmüş!” Bizimkisi tam da öyle değil. Sabahın erken saatlerinden itibaren heyecan ve coşkuyu iliklerimize kadar hissettik. Örneğin otobüste “Evinize bayrak astınız mı?” sorusunu birbirine soran çok sayıda insana rastladım. Yine pek çok bayrak satışı yapan yerlerde nerede ise bayrak bulmak mümkün olmadı. Hâlbuki binlerce ücretsiz bayrak dağıtılmasına rağmen yine de pek çok vatandaşın ücret vererek bayrak arayışına girmesi bir başka duygusallık hikayesidir…
Nereden geçersek geçelim; Hemen her pencerenin bayraklar ile süslenmiş olmasını es geçmek mümkün değil. Apartman dairelerinin de, tek katlı binaların da işyerlerinin de bayraklar ile süslenmiş olması insanın tüylerini diken diken etmeye yetip de artıyordu bile… Atatürk Bulvarı’ndaki kalabalık, Vali, Büyükşehir Belediye Başkanı ve Garnizon Komutanı’nın kutlamaları sırasındaki kalabalıktan çıkan coşkulu tezahüratlar kulaklarımızda çınlarken insanın gözleri dolu dolu oluyordu. Bu arada bayrağa sarılmış insanların görüntüleri, halk oyunlarındaki heyecan ve coşku, askerlerin gösterisi sırasındaki alkış tufanı… Hangisini sayalım. Sahadaki bu görüntüler eminim başta protokol olmak üzere herkesi derinden etkilemiştir.
Bu arada cumhuriyet bayramı için siyasi partiler yürüyüşler ve çeşitli etkinlikler düzenledi. CHP ve MHP yürüyüş gerçekleştirdi, İYİ Parti vilayet alanında açıklama yaptı… Sonrası mı, coşku gecenin geç vakitlerine kadar devam etti. İnsanlar akşam saatlerinden itibaren şehrin merkezine aktılar. Konserler, toplantılar, sergiler birbirini kovaladı. Her biri ayrı ayrı ilgi gördü. Gece için Porsuk’ta düzenlenen fener alayı ve havai fişek gösterileri gecenin karanlığını aydınlatırken coşkunun da zirvesine çıkıldığını görmeye değer manzaralar olarak hafızalarımıza yazıldı. Her yerde kutlama oldu ama Eskişehir’deki kutlamalar bir başkaydı derken ne anlatmaya çalıştığımızı anlamışsınızdır. Bu arada atlamayalım, gerek araç konvoyları, gerekse motorlu konvoylar kendiliğinden oluşan etkinlikler olarak dikkat çekti. Kısacası 7’den 70’e Eskişehir Cumhuriyetin kıymetini bilen insanların şehri olduğunu ispat etti. Bu fotoğraf karelerinin içinde emin olun her siyasi partiden, her sivil toplum örgütünden, köylüsünden kentlisine kadar kısacası toplumun özetinin var olduğunu görmek beni çok ama çok mutlu etti.
Bir ara rüyada mıyım? Diye düşündüm. Ama her şey gerçek idi. Türkiye Cumhuriyeti artık ikinci yüzyılından zamanı tüketmeye çoktan başlamıştı bile… Düşünün! Bundan yüz yıl önce ortalama insan ömrünün biraz üstündeki zaman dilimi kadar öncesini hayal edin. Yok edilmek istenen, orduları terhis edilmiş, vatanın pek çok yeri işgal edilmiş, evleri, köyleri, şehirleri yanmış yıkılmış bir ülkeden bugün modern ve çağdaş bir medeniyetin ayak seslerini duyduğumuz güçlü, muktedir ve egemen bir devlet olmanın haklı gururu ile “Muhteşem Türkiye” yolculuğuna başlamak… Gerçekten büyük gurur kaynağı. Gerçekten büyük millet olmanın tüm unsurlarını yeniden hatırlamış olmak son derece önemli. Ne diyordu Mehmet Niyazi’nin “Çanakkale Mahşeri” isimli kitabında Avrupalı Gazeteci Valentin; ”Bu kadar yakılmış, yıkılmış ve yaşadığı imkansızlıklara direnen bir millet çocuklara hala, Gazanfer, Muzaffer, Mücahit ismini veriyorsa onu dünyanın merkezi Magma’ya gönderseniz bir yolunu bulup yer yüzüne çıkar!”
Bütün bunların dışında siyasetin yıprattığı birlik havasının sahaya yansıdığını hissetmek gerçekten büyük sıkıntıydı…