Seçimlere sadece birkaç gün kaldı. Son düzlüğe girilirken muhalefet daha ziyade sosyal medyada etkili hesapları, sanatçıları kullanarak senaryosunu kendilerinin yazıp oynadıkları olayları halkın gözüne sokmaya ve buradan oy devşirmeye çalışıyorlar. Muhalefetin yapacakları hemen hiç gündeme gelmiyor. Recep Tayyip Erdoğan ise yaptıklarını ve yapacaklarını anlatıyor, aynı zamanda muhalefetin içinden geçmeyi de sürdürüyor.
Muhalefetin tüm Türkiye'de özellikle reklam alanlarını kullanmada bariz bir üstünlüğünü görüyoruz. Örneğin en son gittiğimiz İzmir'de muhalefet partileri en gözde reklam alanlarını tutmuş, kapatmış durumdalar. Hatta inşaatların etrafı bile muhalefet partilerinin reklam ilanları, afişleri ile kuşatılmış durumda.

"İLK TURDA BİTMELİ" SENARYOSU İLE KILIÇDAROĞLU TARAFTARLARI MUHARREM İNCE VE SİNAN OĞAN'A ÇEKİLME BASKISI YAPIYORLAR
Muhalefet, Kılıçdaroğlu'nu Cumhurbaşkanı seçtirebilmek için "İlk turda bu iş bitmeli!" diye bir şey uydurdu ve bunu da Muharrem İnce ve Sinan Oğan üzerinde seçime girmemeleri için baskı kurmada kullanıyor. AK Parti'nin önceki günkü İstanbul mitingi öylesine kalabalıktı ki muhalefet şu şartlarda bile Erdoğan'ın halkımız üzerindeki etkisini iliklerine kadar hissetti. İstanbul mitingi gösterdi ki Erdoğan'ı 20-21 yıldır iktidarda tutan halk son dönemi için de ona tam destek veriyor, verecek. Muhalefetin son günlerde sanatçıları ve belediye başkanlarını da kullanarak yaptığı çırpınışlar işin rengini değiştirmede yeterli olmayacak!
Deyim yerindeyse Türkiye halkı "Ben Erdoğan'ı 2002 Kasım ayından beri destekliyorum. Son dönemde ekonomide belli sıkıntılara neden oldu, zaman zaman üslubundan şikayetçi oluyorum ancak bugünkü ortamda muhalefet karşımıza bizim de oy verebileceğimiz bir aday bulup çıkaramadığı için oyumu yine Erdoğan'a vereceğim" diyor ve bunu her fırsatta gösteriyor.
Kemal Kılıçdaroğlu'nu, daha ziyade HDP'liler bağrına basarken muhalefetteki siyasi partilerdeki birçok isim Cumhurbaşkanlığında Erdoğan'a oy vermek için gerekli konsantrasyonu sağlamış durumda.

"ESKİ ÜLKÜCÜYÜM" DİYEREK DHKP-C VE PKK UZANTILARININ DESTEKLEDİĞİ KILIÇDAROĞLU'NU DESTEKLEMEK?
Tabi bu arada kendilerini "1980 öncesi ülkücüleri" olarak tanımlayan bir grup insanımız da Kılıçdaroğlu'nu destekleyeceklerini söylüyorlar. Sandığa gittiklerinde de desteklerler mi orası şüpheli. Ancak şurası açık ki Türkiye'yi bölmek için uzun yıllardan beri terör üreten ve 50 binden fazla asker, polis ve masum sivillerimizi katleden, ülkemizi yüzlerce milyar dolarlık maddi zarara uğratan PKK'nın siyasi uzantısı HDP ile işbirliği yapan Kılıçdaroğlu'na milliyetçiler ve ülkücüler asla oy vermez. Gerekirse boş atarlar, başkasına da oy vermezler ancak bu şartlarda Kılıçdaroğlu'na oy vermezler. Evet, Erdoğan'dan kurtulmak isteyenler de azınlıkta değiller ama zaten bu Erdoğan'ın son dönemi olacak.
Evet, ekonomik sıkıntılar çok canımızı sıktı ama Kılıçdaroğlu'nun bu ekonomik sıkıntılara karşı tek çözümü Türkiye'nin dış borcunu kısa sürede iki katına çıkarmak!

ÖZELLİKLE CHP SEÇMENİ KILIÇDAROĞLU'NUN SEÇİME KAZANABİLECEĞİNE İNANMIYOR!
İzmir'de geçirdiğimiz birkaç gün içinde ilginç bir gözlemde bulunduk: Özellikle CHP seçmeni Kılıçdaroğlu'nun seçimi kazanacağına inanmıyor. Kazansın istiyorlar mı orasını da çözemedik. Bazıları bunu çok istiyor. Bunun için çevresinde bulunan herkese ölümüne baskı da kuruyorlar. Hatta dün ifade ettiğimiz gibi Muharrem İnce'ye oy vermeyi düşündüğünü söyleyen yeğenine "Oylar Kılıçdaroğlu'na, kafanı koparırım" senin diyen teyzelere rastladık. Hiçbir şekilde oy verme, bir yerde fikir hürriyeti özgürlüğüne saygıları yok. Kolay değil gerçi, bu kadar yıldır muhalefette kalmak. Ancak bu kadar yıldır muhalefette kalmalarının en önemli sebebi Erdoğan değil, kendi peşlerinden gittikleri kişilerin yeterli olamamaları. Bunu aslında algılayabiliyorlar. Ancak gerektiğinde tuvalet terliğine bile oy verebilecek bir kitle gerçekten oluşturmuş muhalefet. Bu az bir başarı değil. Seçimi kazanamasalar bile kitlelerinin ruhuna, zihnine kadar girmiş ve tam hakimiyet sağlamışlar.
Recep Tayyip Erdoğan'ın bu ülkede yaptıklarını anlatmaya kalksak yüzlerce yazı, binlerce makale yazmamız gerekir.

BAŞÖRTÜSÜ KARŞITI CHP BUGÜN BAŞÖRTÜLÜ ADAY GÖSTERMEK, YÜZDE 1 OYA SAHİP PARTİLERE 40 GARANTİ MİLLETVEKİLİ VERMEK ZORUNDA KALIYORSA ERDOĞAN SAYESİNDE!
Bugün CHP'nin Cumhurbaşkanı Adayı başörtülü kadınlarımızla fotoğraf paylaşıyor, hatta halktan oy alabilmek için onları partisinden aday göstermek zorunda kalıyorsa bu Erdoğan halen ülkeyi yönettiği, CHP'yi de belli bir noktaya getirebildiği içindir.
Bugün 17 tane parti bir araya gelerek Kılıçdaroğlu'nu desteklemek zorunda kalıyorsa, DEVA, Gelecek, Demokrat Parti ve Saadet Partisi normalde hiç milletvekili çıkaramayacakken CHP listelerinden kendilerine 85 kontenjan sağlanıyor ve bunların 40 kadarı garanti yerlere yazılabiliyorsa bu Erdoğan sayesinde gerçekleşiyor. Yoksa CHP bu partilere tek bir koltuk bile vermezdi!
Bugün muhalefetin adayı Kemal Kılıçdaroğlu tek başına çalıştırılmıyor; İYİ Parti yanına İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş'ı yardımcı olarak verdi. Çünkü Türk halkı Kemal Kılıçdaroğlu'nu yetersiz, ülkeyi yönetemeyecek bir şahıs olarak görüyor. Onu pek fazla yüz vermiyor. İmamoğlu ve Yavaş ile bu düşünceler kırılmaya çalışılıyor.
Recep Tayyip Erdoğan, elbette zaman zaman hatalar yaptı, yanlışlara imza attı. Bunların bedelini de halkımız kendisine oy vermeyerek ödetti. Ancak bugün başka bir tablo ile karşı karşıyayız.

FETÖCÜLERİN DE PKK'NIN DA, DHKP-C'NİN DE GÖNLÜ KILIÇDAROĞLU'NDAN YANA
Türkiye'nin Erdoğan yönetiminde elde ettiği kazanımların ortadan kaldırılması gibi bir tehlike söz konusu. Kılıçdaroğlu kazandığı takdirde başta FETÖ'cüler olmak üzere, bugün iktidarda olanlara ve kendilerine eleştirilerde bulunanlara karşı amansız bir kıyım başlatmaları mümkün görünüyor.
Kılıçdaroğlu, tüm KHK'lıların dönmesine yönelik söz verdi. Bunların önemli bir bölümü FETÖ'cü isimler. Elbette aralarında masum olanları da vardır. Ancak FETÖ'cülerin affedilip göreve döndürülmesi devletin, bürokrasinin bir kez daha FETÖ'ye, dolayısı ile ABD'ye teslim edilmesi anlamına gelecektir. Bu durumda Türkiye, son yıllarda elde edebildiği bağımsızlığını çöpe atmış olacaktır. Bu yüzden de Kılıçdaroğlu'na oy vermeyi düşünenler son bir değerlendirme daha yapmak durumundadırlar.
Türkiye terör örgütü PKK'yı yurt içinde bitirmiş ve yurt dışında da bulundukları yerleri kendilerine dar etmektedir. ABD PKK ve uzantısı terör örgütlerini Suriye ve Irak'ın kuzeyindeki bölgede büyütmek istiyor ve bu maksatla tarihte görülmemiş bir silah yardımı gerçekleştiriyor. Kılıçdaroğlu ve etrafında birleşenler PKK ve uzantısı terör örgütlerini rahatlatacak icraatlara imza atabilirler iktidara geldikleri takdirde. Bu ülke PKK terör örgütünün eylemleri yüzünden 50 bin şehit verdi sivil-asker!
Kılıçdaroğlu'na destek verenler bu durumdan çok rahatsızlar. Milliyetçiler ve ulusal devletçiler oy vermeye de pek razı değiller. Bu düşünceleri kırmak için Hüda Par'ın Hizbullah uzantısı olduğunu iddia etmeye başladılar.

PKK DESTEKÇİLERİNİ UNUTTURMAK İÇİN DEVLET TARAFINDAN PKK'YA KARŞI KURULUP KULLANILMIŞ, SONRADAN ORTADAN KALDIRILMIŞ HİZBULLAH'I SANKİ VARMIŞ GİBİ KULLANIYORLAR!
Halbuki Türkiye Hizbullah'ı devletin PKK'ya karşı kullanmak üzere kurduğu, ancak kendilerine verilen görev dışına çıktıkları için tekrar ortadan kaldırdığı bir örgüttü. Dolayısı ile şu an Hizbullah diye bir örgüt yok. Bugün PKK var, PKK'nın uzantısı örgütler var. Bu ülkenin askeri ve polisi ile savaşta olanlarla işbirliği yapanların Cumhurbaşkanı adaylarına destek vermek bu ülke için canını vermiş, kanını akıtmış onca asker, polis ve sivile de bir yerde ihanet etmek demek. Diğer yandan bugün hiçbir şekilde mevcudiyeti söz konusu olan Hizbullah Türkiye Cumhuriyetine karşı savaşmadı hiç, ancak PKK savaşıyor ve HDP temsilcilerinin ifadelerine göre Kılıçdaroğlu kazanır ve söylediklerini bir bir yerine getirmezse savaşmaya da sonuna kadar devam edecekler.
Bizim esas korkumuz ise ülkemizin teröre karşı elde ettiği üstün başarının, üstünlüğün tersine dönmesidir. PKK ve uzantısı terör örgütlerinin, ABD ve Batılı ülkelerin Kılıçdaroğlu döneminde ülke yönetiminde söz sahibi olabilmeleridir. Böyle net bir tehlikenin kapıda olduğunu görmemek için de kör olmak lazımdır.

KİMSE KUSURA BAKMASIN DA SELO'NUN VE DHKP-C'NİN KURDURDUĞU PARTİLERİN DESTEKLEDİĞİ ADAYA BİZ ASLA OY VERMEYİZ!
Muhalefet bugün "Patates soğan-güle güle Erdoğan" gibi basit sloganlarla vatandaşı oyalarken toplumun önemli bir kesimi ekonomiden ziyade milli güvenliği, Türkiye'nin son dönemde elde ettiği uluslararası başarıları, savunma sanayinde gelinen noktadan geriye dönülmesi gibi çok daha hayati meseleler üzerinde kafa yormaktadır.
Bu yüzden bu seçim Türkiye Cumhuriyetinin tam bağımsızlığa giden yolda yürümeye devam etmesi ya da yeniden eski günlere dönülmesi seçimi olacaktır.
Sırtını terör örgütlerine yaslayan HDP'nin eski eş başkanı, bugünkü fiili lideri Selahattin Demirtaş, geçtiğimiz günlerde bir açıklama yaparak Kemal Kılıçdaroğlu'nu desteklediğini, destekleyeceklerini ifade etti. DHKP-C'nin kurdurttuğu Yeşil Sol Parti (YSP) bünyesinde HDP seçimlere girecek. Yani PKK'nın siyasi kolu ile Savcı Mehmet Selim Kiraz'ı infaz eden DHKP-C'nin siyasi uzantıları aynı çatı altında Kılıçdaroğlu'nu destekleyecekler. Şahsen bizim için önemli bir gelişmedir bu. Biz Selahattin Demirtaş'ın, DHKP-C'nin desteklediği kimseyi asla desteklemeyiz. Ama elbette her seçmen bizim gibi düşünmüyor. Özellikle milliyetçilerin, ülkücülerin bu konularda hassasiyet göstereceklerini ve ellerinin Kılıçdaroğlu'na oy vermeye gitmeyeceğini düşünüyoruz. Aksi takdirde önümüzde aylar, yıllarda yaşama ihtimalimiz yüksek hadiselerden onlar da sorumlu olmuş olacaklardır!