Bazen havanın güzel olduğu anları değerlendirip Hamamyolu’ndan Porsuk Bulvarına gezintiye çıkar kısa molalar veririm. Bu arada etrafıma da kulak kabartır olan biteni anlamaya çalışırım. Özellikle Ramazan ayının başlangıcından bu yana birkaç kez gezintiye çıkma fırsatı buldum. Özellikle akşam saatlerinde devam eden pide ve meşhur tatlıcıların önlerindeki kuyruklara takıldı gözüm. Ne olup bittiğini anlamaya çalışırken emekli bir vatandaşımızın pide fiyatlarından şikayet ettiğine tanıklık ettim. “Tamam beyefendi de fırıncılar ne yapsın?” deme boşluğuna düştüm birden.
Demez olaydım bile diyemedim. Pide kuyruğundaki vatandaşımız başladı anlatmaya, “Sanıyor musun ki bu kuyruktakiler hemen her gün buraya gelip pide alıyor. Bugün alıyorsa yarın ne yazık ki alamıyor. Hele bu kuyruklar eskiden iftar saatine kadar yüz yüze metre uzardı. Şimdi paranın alım gücü düştü kuyruklar azaldı, pidenin bile tadı kaçtı. Tekli pide alsanız yetmiyor, çiftli pide alsanız cebiniz yanıyor. Ne yapacağımızı şaşırdık” serzenişinde bulununca bir başka vatandaş söze karıştı..O da “Eskiden fakir fukaraya Ramazan paketleri dağıtılırdı varlık insanlar tarafından, muhtarlıkların önünde uzun kuyruklar olur insanlara yardım eli uzatılırdı. Artık son yıllarda bu gelenekte kaybolmaya başladı” dedi…
İşin özeti sokağın sesi bir başka, insanlar mutsuz, gelecekten umutsuz, yüzler asık, moraller bozuk. Artık farkındaysanız davulcular bile geceleri sokaklardan bir geçiyor, bir geçmiyor. Sorun onlara onların da cevabı belli; “eskiden ne bahşişler, ne havlular takılırdı boynumuza. Şimdilerde bahsis vermemek için vatandaş sokağın başında davulun sesini duyunca perdelerini kapatıyor! Peki, sokağın sesini duyan var mı?