10.yıl marşımızı hepimiz ezbere söyleriz. Çünkü büyük bir zaferden sonra, ülkemiz kuruluşunun 10. yılına geldiğinde, bu marş yazıldı. Marş yazılırken, Atatürk de, düşüncelerini söylemişti. Daha sonra yazılan marşları çoğumuz hatırlamıyor. 10. yıl ise çalındığı ve söylendiği ortamda hepimiz eşlik ediyoruz. 10. yıl marşı bizi anlatıyor. Senfoni orkestramız, Çanakkale Zaferi ve Şehitleri Anma Günü nedeniyle, bir konser verdi. Konser orkestramızın şefi Prof. Burak Tüzün tarafından yönetildi. Çanakkale Zaferinin anısına ‘Gelibolu 57. Alay’ konseri de Burak Tüzün’ün girişimi ile Can Atila tarafından yazılan ve bestelenen senfonik eserin etkisi Türk toplumu üzerinde 10. yıl marşı ile aynı olduğunu düşünüyorum.

AYNI KADER

Burak Tüzün’ün senfoni orkestramızın müzik direktörü olmasından sonra, önemli konserler, Eskişehirli çok sesli müzik sevenler ile doluyor. Ortadoğu da, ABD ve İran savaşının devem ettiği bir ortamda, dünyanın gidişatını değiştiren Çanakkale Savaşının zafer haftasında ‘Gelibolu 57. Alay’ senfonisi önem taşıdı. Savaşın acımasızlığını, emperyalizmi ve mazlumların zaferini biz anlatıyor. Çanakkale ile Hürmüz boğazı bugün baktığımız da, aynı kaderi paylaşıyor. Çanakkale geçilemedi. Birleşen dünyanın emperyalistleri Çanakkale’den geçemeyince, tarih başka bir biçimde yazıldı. Ardından Rus devrimi ile Atatürk önderliğinde Türk devrimi gerçekleşti.

BAŞKA İSİM VERİLMEDİ

Çanakkale de 57. Alayın destanı tüm dünyada bugünde biliniyor. 57. Piyade Alayı, o dönem 19. Tümen Komutanı Atatürk’e bağlı bir alaydı. 57 Alay, Anzak Kuvvetlerinin 25 Nisan 1915 günü ilk ciddi direnişi verdi. Neredeyse tamamı şehit düştü. Cephedeki tüm asker, Atatürk’ün” Ben size taarruzu değil, ölmeyi emrediyorum” sözünü yerine getirildi. Senfoni de bu konuda anlatıyor. Çanakkale savaşından sonra 57. Alay ismi, hiçbir birliğe verilmedi.

GÜÇLÜ BESTECİ

Türk besteci Can Atilla’nın, Cariyeler ve Geceler, 1453 Sultanlar Aşkına, Aşk-ı Hürrem, Can-ı Yunus, Şems-i Rumi gibi albümleri de var. Atilla, Ülkemizde ve yurtdışında, tiyatro oyunları için bestelediği müziklerle de tanınıyor. 57. Alay senfonisi ise, savaş karşısında insanlığın hissettiği masumiyet ve çaresizliği anlatıyor.

SAYGI DURUŞU

Eser, Çanakkale şehitlerimize de sanatçıların bir saygı duruşunu ortaya koyuyor. Bizlere anlatıyor. Dört bölümden oluşan eser, Gelibolu Savaşını ilk klasik senfoni olma özelliğini de taşıyor. Burak Tüzün 20 yıldır Eskişehir’de yaşıyor. Dünyanın dört bir tarafı ile ülkemizde birçok orkestrayı yönetti. Bazılarımız tarafından ise Eskişehirli olduğu geçen yıl hatırlandı. Hatırlanması ile de kaliteli konserler ortaya çıkmaya başladı. Eserleri seslendiren soprano Hülya Kazan ise, gazeteci dostudur. Eskişehirli gazeteciler ile konser bile vermiş bir isimdir. Yakın dostumuzdur.

KALIPLARIN ÖTESİNE ÇIKTIM

57. Alay Senfonisi ile ilgili besteci Can Atilla, yazdığı senfoni ile ilgili şu yorumları yapıyor:” Algılarımın kalıpların ötesine çıktığı, müziğin ötesine geçmeyi hedeflediğim ve müzikal yapıda ve partisyonda birçok yenilik barındıran bu epik senfoni, müzik tahsilim boyunca inandığım ilkelerimin ve ideallerimin somut, kapsamlı bir örneğidir. Sanat etiğinin gerekliliği; evrensel mesaj ve hümanizma gibi kavramları içermesi bakımından senfoni, bir dünya müziğidir”.

Senfoni ilk yazıldığı dönemde, Eskişehir’de plak koleksiyonu yapanlara 57. Alay senfonisi uzunçalarını hediye de etmiştim. Müzik ve sağladığı toplumsal gücü, güçlü bir eğitim aracıdır. Sanatçılarımız, bestecilerimiz bu eserde olduğu gibi bizim değerlerimizi müziğe yansıtmalıdır.