Kemal Kılıçdaroğlu'nun Cumhurbaşkanlığı adaylığını destekleyen muhalefet partilerinin ama özellikle de Kemal Kılıçdaroğlu taraftarlarının Muharrem İnce linci tüm hızıyla sürüyor. Her gün İnce aleyhinde olmadık iddialar gündeme getirilirken İnce de tüm bu acımasız eleştirilere oldukça mantıklı cevaplar vermeye ve seçmenin aklına hitap etmeye devam ediyor.
Son açıklaması tam 4 sayfa. Hepsini aktarma imkanımız yok. Ancak Millet İttifakı seçmeninin bizzat parti genel başkanları tarafından nasıl kandırıldığını anlattığı bölümler başta olmak üzere, söylediklerinin bir bölümünü sizlere aktaracağız:

"BEN BUNLARLA HİÇ BİR ZAMAN YÜRÜMEDİM, HEPİNİZDEN FAZLA GİTMELERİNİ BEN İSTİYORUM!"
"Bana aday olduğum için kızan değerli kardeşlerime. Ülkenin içinde bulunduğu durumdan adaletsizlikten, hukuksuzluktan, haksızlıklardan, yalanlardan, yandaşlardan, kayırmalardan, ahlaksızlıklardan bıktınız usandınız biliyorum. İyi niyetlisiniz hiç şüphem yok, gitsinler istiyorsunuz. Ben de aynı şeyi istiyorum. Üstelik yeni değil geldikleri günden beri. Belki bazılarınız, ömrünün bir döneminde, bunlarla yan yana yürüdü, omuz verdi, oy verdi. Olabilir. Hata yaptınız ve şimdi pişmansınız. Başımın üzerinde yeriniz var. Ama bilmelisiniz ki ben bunlarla hiçbir zaman yürümedim, bunlarla hiç bir dönem bir araya gelmedim. Bundan sonra da gelmeye hiç niyetim yok. Gitsinler istiyorum hepinizden fazla, hem vallahi hem billahi. O yüzden kar demeden, buz demeden, yağmur, çamur, yokuş demeden, engel demeden 3 yıldır yollardayım.

"CHP İÇİNDEKİ ÇETELER, MUHARREM İNCE KAZANIRSA BİZ BURADA BARINAMAYIZ DİYEREK AYAK OYUNLARI İLE BİZİ SATTILAR!"
2018 seçimlerinde de hayatımı ortaya koydum 45 günde 75 ilde 107 miting yaptım. Kortizon iğneleri ile ancak ayakta durabildim. Mitinglere geldiği için pişman olduğunu söyleyenleriniz var. Güzel kardeşim o mitinglere benim için değil, ülken için geldin, çocukların için geldin. Ama yine de teşekkür ederim. Çok uğraştık olmadı. Olmadı, çünkü maalesef CHP içine çöreklenmiş bazı çeteler Muharrem ince kazanırsa biz burada barınamayız diyerek ayak oyunları ile hepimizi sattılar. Sandıklara yeterince gözlemci koymadılar. Seçim gecesi veri alacak sistemleri çöktü. Kendi beceriksizliklerini kapatmak için de seçim gecesinden başlamak üzere hakkımda karalama kampanyası başlattılar.

"BANA CHP SEÇMENİ OY VERDİ, YOKSA O KADAR OYU NEREDEN ALDIM BEN"
Söylediklerimin doğruluğunu internette yapacağınız küçük bir araştırma ile bulacağınız tanık videolarından teyit edebilirsiniz. Zaten 3 yıldır dile getirdiğim iddiaları CHP yönetimi şimdiye kadar da yalanlamamıştır. 2018 seçimlerinde bana oy verdikleri şüpheli derken CHP yönetimine çökmüş bu insanları kastettim. Sözlerimi çarpıtıp, CHP'li seçmenlerin bana oy vermediğini söylediğimi iddia edenler oldu. CHP seçmeni oy vermediyse ben kimden aldım yüzde otuz küsur oyu? Elbette öyle bir şey yok! Kemal Bey, bahsettiğim çeteler arasında denge kurmaktadır. Onlara hâkim değildir. Kemal Bey'in benim kazanmam için çalıştığından ve bana oy verdiğinden eminim. Benim kastim o da değildir.

"2018'DE PARTİ İÇİ MÜCADELE İLE İLGİLİ SÖZLERİMİ SANKİ BUGÜN CUMHURBAŞKANLIĞI ADAYLIĞI İÇİN SÖYLEMİŞİM GİBİ SERVİS ETTİLER!"
Benim sözlerim, merak etmeyin, adresine gitmiştir. Sosyal medyada sık gezdirilen bir videoda Kemal Kılıçdaroğlu karşısında aday olmayacağım diyorum. Söz konusu video 2018 seçimlerinde adaylığım yeni açıklandığı sırada yapılan bir TV programında sarf ettiğim sözlerdir. Bu sözleri daha dün söylemişim, cumhurbaşkanlığında karşısında aday olmayacağım gibi servis ediyorlar. Halbuki soru CHP Genel Başkanlığında aday olacak mısınız şeklindeydi. O gün itibarıyla gerçek hislerim öyleydi. Ancak seçim kampanyası süresince ve sonrasında yaşadıklarımdan anladım ki beni aday yapmaları cumhurbaşkanı seçtirmek için değil partiden tasfiye etmek içinmiş. Bu sadece benim tespitim değil, o günlere tanıklık eden CHP'li vekillerin, sonradan tasfiye edilen yöneticilerin, delegelerin tespitidir.

"CHP'DE SİYASET YAPMAYI İMKANSIZ HALE GETİRİP GİTMEMİZ İÇİN ELLERİNDEN GELENİ YAPTILAR"
Olup biteni içeriden bilen delegeler harekete geçerek 700 imza ile bu CHP yönetimini değiştirmek istediler ama bazı delegeler üzerinde kurulan baskı sonucu imzalarından geri döndüler. CHP'de siyaset yapmamızı imkânsız hale getiren bir ortam oluşturuldu. Biz CHP'den ayrılmadık, gönderildik. Gitmemiz için ellerinden geleni yaptılar, yalan söylediler iftira attılar. Çünkü bizi kendi dar iktidarlarına tehdit olarak gördüler. Atatürk diyenler, CHP'nin mirasına sahip çıkanlar, yeni CHP diye yutturulmaya çalışılan anlayışa eleştiri getirenler parti yönetimi tarafından istenmedi ve tasfiye edildi. Murathan Mungan'ın dizilerinde dediği gibi "Kimdi giden kimdi kalan/Giden mi suçludur her zaman/ Aslında giden değil kalandır terkeden/ Giden de bu yüzden gitmiştir zaten"

"MEMLEKET PARTİSİ OLARAK OYUMUZ ŞU AN YÜZDE 16, BU ORAN SEÇİME KADAR ÇOK DAHA ARTMIŞ OLACAK"
Oylarımızın yüzde 1 veya 2 olduğu konusunda sizi ikna ettiler. Halbuki biz biliyoruz ki şu anda %16 ve kampanya sonrası çok daha yukarı çıkacak. Aldığımız oylar da ağırlıklı olarak kararsızlardan ve sandığa gitmekte isteksiz olan seçmenlerden geliyor. Algi manipülasyonun aksine bizim sahnede olmamız gün geçtikçe daha iyi anlaşılacak ki Cumhur İttifakının aleyhinedir. Daha önce de ifade etmiştim, Erdoğan'ın rakibini millet sandıkta belirleyecek, seçmenlerin süreç içerisinde Erdoğan'ı yenebileceğine inandığı kişinin etrafında toplanacağına inanıyorum. 3 yıldır memleketi karış karış geziyoruz, milletimizi dinliyoruz. Türkiye, siyasi çekişmelerden, boş laflardan, kutuplaşmadan bıkmıştır. İnsanımız huzur istemektedir. Görüyoruz ki milletimiz bu iktidardan bıkmıştır ama bu muhalefete de güvenememektedir. Durum budur.

"6'LI MASA HAYALİ BİR KOALİSYON, SİYASET MÜHENDİSLİĞİ; PARTİ TABANLARINDA KARŞILIĞI OLMAYAN BİR PROJE!"
6'lı masa hayali bir koalisyondur. Bir siyaset mühendisliği projesidir. Partilerin tabanlarının sesine kulak vermeden yapılan tabanda karşılığı olmayan bir projedir. Gerçekte tabanda böyle bir ittifak yoktur. 13 toplantıda başkanın kim olacağını ancak belirleyebilen bir ittifak memleketi yönetemez. Seçmen kafa karışıklığı istemez, önünü görmek ve güvenmek ister ve birbirinden farklı sesler çıkaran bir yapıya tek bir partiymiş gibi oy veremez. Biri kalk gidelim, diğeri otur bekleyelim diyen bir yapı ülkeyi yönetemez. Seçmen bunu görür. Buradaki beceriksizliği, tutarsızlığı gören, masanın bileşenlerine gönlü razı olmayan, masadaki birlikteliği ilkesel değil menfaat icabı gören seçmeni ikna edemeyenler, diğer adayları, ihale mafyası usulleri ile yarışmadan düşürmeye çalışıyorlar. Hâlbuki herkesin yapması gereken seçmeni ikna etmektir."

Muharrem İnce bu açıklamada 6'lı masaya (CHP'nin 6 okuna) 6 adet okkalı soru da sordu:
-CHP içinde kalmamız için neden bir çaba sarf edilmemiştir?
-CHP’de parti içi demokrasi mekanizmaları neden yok edilmiştir?
-Atatürk’ün partisinde Atatürk’e hakaret eden insanlar neden baş tacı yapılmaktadır?
-Memleket partisinin 2 yıldır dile getirdiği eleştiriler neden duymazdan gelinmiştir?
-Neden masa oluşturulurken Memleket Partisine bir davet yapılmamıştır?
-6’lı masanın kurulması ve dağılmaması için harcanan çabanın neden onda biri geçmişte bir şekilde CHP’den ayrılmış kişileri bir araya getirmek için harcanmamıştır?

***

Seccade meselesi bile gösterdi ki Kılıçdaroğlu ve çevresi kimseye güven vermiyor!

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için aday olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu yapıp ettikleri ile kendisine umut bağlamış kesimleri hayal kırıklığına uğratmaya devam ediyor.
Son olarak bir seccade üzerinde ayakkabı ile bulunurken bir fotoğrafı yansıdı kamuoyuna. Gündem değişti, ortalık sallandı. Yandaşları seccadenin, bir zamanlar başörtüsü için de söyledikleri gibi, bir bez parçası olduğunu, üzerine basmanın çok da önemli olmadığını ileri sürerken kendisi bir açıklama yaparak özür diledi. Ortamın kalabalıklığına bağladılar seccade üzerinde ayakkabı ile fotoğraf çektirmiş olmayı ancak ortamın kalabalık olduğuna dair bir emare de görülemedi.
Kemal Kılıçdaroğlu, onun yanında yöresinde bulunan onca insan böyle bir durumda kendisini uyarmıyorsa, toplumun hassasiyetlerini çok da umursamadığı gibi bir bakış açısına sahip olduğu anlamına gelecek böyle bir hadisenin yaşanmasının önüne geçmiyorsa biliniz ki kendisine bizzat yakın çevresinden tuzak kuruluyordur.
Fotoğrafın bizzat kendi çevresi tarafından servis edildiğini de düşünürsek, en yakınlarında bulunan insanların bile onun seçilmesini engellemeye çalıştığını düşünebiliriz.
İnsanlar daha seccadeye bastığını fark edemeyen bir adayın yarın bir gün ülkeyi yönetirken de aynı talihsizlikleri yaşayabileceğini, toplumun hassasiyetlerini umursamayabileceğini düşünüyor. Kılıçdaroğlu'nun onca danışmanı, yardımcısı, şunu-bunu var. Bu kadar insan bir araya gelip de şöyle bir hadisenin önüne geçemiyorsa düşünülecek olan şudur: Ne Kılıçdaroğlu ne de çevresi toplumun geniş kesimlerinin değerlerini umursuyor!