Çoğumuz toplu taşıma araçlarını kullanan ve Eskişehirlilere hizmet veren otobüs şoförlerinden yana şikayetçiyizdir. Aslında şikayet ettiğimiz sistemdir de hemen her yolcu geç gelen aracın, aksayan seferlerin sorumlusu olarak şoförleri görür ve faturayı şoförlere keser.
Halbuki gerçek hiçte öyle değildir. Takip edebildiğim, görebildiğim kadarıyla toplu taşıma araçlarını kullanan şoförlerin sinirleri gerçekten çelik gibi. Hemen her durakta vatandaş “bu otobüs Odunpazarı’ndan geçer mi?” sorusunu sabah saat 06.00’dan itibaren duymaya başlarsınız. Ya da, “Bu otobüs falan yere gider mi?” sorunun cevabını alamadıysanız şöyle bir söylenirsiniz şoföre. Yeter mi? Yetmez! Şoförler genel olarak ücretsiz danışmanlık veya mihmandarlık görevini de üstlenirler. Bununla da yetinmezler kullandıkları araçların sefer süresinin iyi kullanılması, zamanında seferin sağlıklı bir şekilde gerçekleştirilmesi, yolcuların salimen gidecekleri yere ulaştırılması hep onların sorumluluğundadır. Durak harici inmek isteyip de inemeyenlerin tepkilerine tahammül etmek gerektiğinde yaşlılara yardımcı olmak gibi gönüllü yürüttükleri işleri de saymalıyız. Engelli bir vatandaşın engelli aracıyla otobüse binmek istediğinde durağa yaklaşımı yardımı ve onları otobüse yerleştirmesi gerçekten kolay işler değil.
Bu bağlamda Eskişehir’deki otobüs şoförlerinin hakkını teslim etmek gerekir. Peki hepsi mi böyle? Açık bir ifadeyle anlatmak gerekirse her toplumun içinde bulunabilecek kadar belki anlayışsız, işini ciddiye almayanlar da olabilir. Böyleleri ile de karşılaşmak da mümkündür ama vatandaş olarak hepimiz toplu taşıma araçlarında şoförlere yardımcı olmayı, onlar adına empati yapabilmeyi de becerebilmeliyiz.
Daha açık bir ifadeyle kamu hizmeti yapan bu insanlarımızın da bir ailesi olduğunu, onlarında birer kıymetli birey olduğunu düşünelim ve o sabır küpü gibi insanlara yardımcı olmayı kendimize görev edinelim…