Eskişehir’de Basın İlan Kurumu şubesinin kapandığı günden bu yana dile getirmeye çalışıyorum. Bir şehirden bir kurumun taşınması, o şehir için gerçekten bir kayıptır. Bu noktada Basın İlan Kurumu’nun şubeleri kapatarak bölge müdürlüklerine dönüşmesi kazanç mıdır, kayıp mıdır; bunun takdirini basın kuruluşlarımıza bırakıyorum. Bölge müdürlüklerimizin birer birer gitmesinin yanı sıra müdürlüklerimizin de gitmesi can sıkıcı bir durum olsa gerek.

Eskişehir’deki basın kuruluşları Bursa Bölge Müdürlüğü’ne bağlandı. Tabi ki; Bursa Bölge Müdürlüğü’nün de hakkını teslim etmek gerekiyor. Eskişehir basınına destek olmak adına bir çaba içinde olduğunu görüyorum ve takdir ediyorum. Buradan da BİK Bursa Bölge Müdürü Gökhan Eren’e de çabaları için teşekkür ediyorum.

Bu arada Basın İlan Kurumu Genel Müdürlüğü’nde de bir değişim yaşandı. Abdulkadir Çay’ın Genel Müdür olarak atanmasıyla birlikte kurumda yeni bir dönem başladı. Zaman zaman bir “kan değişiminin”, küçük ama etkili dokunuşlarla kurumlara ne denli katkı sağlayabildiğine tanık oluruz. BİK’in yeni Genel Müdürü Sayın Abdulkadir Çay’ın, sektörün omzundaki yükü hafifletmeye yönelik attığı adımlar da bu anlamda son derece umut verici. Nitekim hangi meslektaşımızla bir araya gelsek, sohbet dönüp dolaşıp aynı soruya geliyor: “Bu işin sonu nereye varacak?” Maliyetlerin direkt döviz kuruna bağlı olarak giderek arttığı, her sabah yeni bir ekonomik hesapla güne başlanan bir dönemde gazetecilik yapmak, adeta ateşten gömlek giymek gibi. Ancak son günlerde Basın İlan Kurumu’ndan gelen haberler, en azından bu zorlu süreçte biraz olsun nefes alabileceğimizi gösteriyor.

Önce sigorta meselesine değinelim. Bir basın çalışanının konut sigortasında yüzde 60’a varan indirim alması ya da kaskoda yüzde 25 avantaj elde etmesi, bugünün şartlarında küçümsenecek bir destek değil. Üstelik sağlık ve ferdi kaza gibi hayati alanlarda sağlanan indirimlerin yanı sıra 12 taksit imkânı da sunuluyor. Vergisel avantaj da sağlanıyor. Ödenen primlerin, brüt ücretin yüzde 15’ini aşmamak kaydıyla vergi matrahından düşülebilmesi, doğrudan cebimize dokunan somut bir kazanım.

Madalyonun diğer yüzünde ise işletmeler var. Hepimiz biliyoruz ki işletme ayakta kalmalı ki çalışan da işini huzurla sürdürebilsin. Bu noktada BİK ile Kredi Garanti Fonu (KGF) arasında imzalanan protokol, tam anlamıyla bir “can suyu” niteliğinde. Bankalardan kredi almak isterken teminat engeline takılan işletmeler için KGF’nin kefil olması, önemli bir bariyeri ortadan kaldırıyor. 2026 yılı için belirlenen 7,5 milyar liralık limit ve 3,75 milyon liraya kadar sunulan nakdi kredi imkânı, sektörün finansman sorununa karşı ciddi bir destek olarak öne çıkıyor. Özellikle 6 ay geri ödemesiz ve 36 ay vadeli yapı, “önümü göremiyorum” diyen işletme sahiplerine önemli bir planlama alanı sunuyor.

Kısacası; hem çalışanın sosyal güvencesini güçlendiren hem de kurumların finansal sıkışıklığını aşmayı hedefleyen bu adımları, basın camiası adına önemli bir kazanım olarak görüyorum. Artık bu imkânlardan en verimli şekilde faydalanma ve mesleğimizi daha sağlam temeller üzerine inşa etme zamanı. Umarım bu destekler sahadaki her bir basın emekçisine ve her bir yerel basına hakkıyla ulaşır.

Elbette yetmez ancak umutluyum. Netice itibariyle; BİK’teki kan değişimi, medyaya can suyu oldu.