Bir ülkeyi ayakta tutan, geliştiren sağlık ve eğitimdir. Ülkenin geleceği nitelikli eğitime bağlıdır. Yelpazenin çeşitli yerlerindeki eğitim sendikaları, birlikte ortak basın açıklamaları yapabiliyorlar. Eğitim sistemimizde gelinen noktayı eleştiriyorlar.
Birkaç ay önce Bulgaristan’a giderken, 91 yaşındaki babamın İstanbul Beylikdüzü’nde birbiri ardı sıra açılan apartmandan devşirme üniversite binaları dikkatini çekti. Bir apartman komple kapatılarak, üniversiteye dönüştürülmüş. Kampüsler hâlbuki üniversite yaşamında önemli yer tutar. Eğitimin bir parçasıdır. Tam anlamıyla bu durum üniversite bataklığının tam ortasında durduğumuzu gösteriyor. Önceki gün Ziraat Mühendisleri Odası Eskişehir temsilciliği ziraat fakültesi öğrencileri ile mezunları sabah kahvaltısında buluşturdu. Ziraat Mühendislerimiz var, bir Hollanda kadar olamıyoruz. İsrail tohumu kullanıyoruz.
İyi eğitim veren az sayıdaki üniversiteleri ve mezunları bir kenara koyarsak, mezunlarda gerçekten nitelik yok. Son günlerde sosyal medyada da çokça gezen “ 1979-1980’li yıllardaki lise mezunları, bugün üniversite mezunlarından üstün” lafını gelişmelere bakarak maalesef doğru kabul edeceğiz.

ADIM BAŞI ÜNİVERSİTE
Bugün gelişmek, uluslararası yarıştan kopmamak için, bilim üretmeye ihtiyacımız var. Üniversitelerimizin temel bilimleri öğrenci bulamıyor. Kimse cerrah olmak istemiyor. Fizik bölümleri tercih edilmiyor. Her ilde hatta ilçelerde günü kurtarmak için açılan üniversiteler, bugün elimizde patlıyor. Her ilçede okul var. Hoca yok. Öğrenciyi geliştirecek, kampüs yok. Nitelikli öğretimde aranıyor. Son yıllarda meslek lisesi ve meslek öğrenmenin önemi görüldü. Bunun için Eskişehir’de Organize Sanayi Bölgesinin açtığı lise ile gurur duyuyoruz. Tüm eğitim sistemimiz, anaokulundan üniversiteye ve lisansüstü eğitime kadar, bir bütünlük içinde olmalıdır. Güne kurtarma amaçlı, üniversiteler açılmamalıdır.
Adım başı üniversite olunca, her yer üniversite mezunudur. Ucuza çalışacak mühendis var. Ama mühendisin üç katı maaşa çalışacak usta bulmak mümkün olmuyor. Demek ki, herkes mühendis olmaya çalışmayacak. Yoksa iş bulamayacak. Devlette parasını dengeli kullanarak, nitelikli insan yetiştirecek.

***

Nutuk’a başvuralım

Rahmetli Deniz Baykal, bir FETÖ darbesiyle CHP’nin başından gitmesiyle, yerine Kemal Kılıçdaroğlu geldi. Tam 13.5 yıl oldu. Kim darbeyi örgütlemişti. Elbette Amerika yapmıştı. 6’lı masada batıda kotarıldı. Kılıçdaroğlu’na ‘Ekmelettin” vakası da batılıların bir dayatmasıydı. Hâlbuki 7 düvele kafa tutan, Lozan da tarih yazan bir CHP vardı.
Kurtuluş savaşının ateşinden çıkmış bir parti bu hale gelirse, o partinin hala eski parti olduğu söylenebilir mi? Ya da seçmeni olduğumuz CHP’den umudumuz var mı? Kurultayda da görüldü. CHP açısından bir çıkmaz var. Özgür Özel kazandı. Önceki akşam televizyonlarda, har akşam yorumları ile evimize kadar gelen gazeteciler, parti meclisi listesinin de Ekrem İmamoğlu ile Özgür Özel’in birlikte hazırladığını söylediler. Özellikle ikinci turda Kılıçdaroğlu’ndan vazgeçerek, Özel’in yanında saf tutan delegelerinde parti meclisinde izi var. Kod ismi bile gündeme gelen Kılıçdaroğlu’nun kapısının önünde oturan şahsı bir anda Özel’in yanında olmasının anlamı nedir?

TARİH KONUŞUYOR
Atatürk’ün döneminde 1931’deki 1935’teki CHP kongrelerinin son derece düzenli, son derece disiplinli olduğunu tarihten öğreniyoruz. Türkiye'nin toprak meselelerinin, ekonomi meselelerinin, kültürel meselelerinin tartışıldığı kongreler biliyoruz. 1980 öncesindeki kongrelerde öyleydi.

NUTUK OKUMANIN ZAMANI
Özgür Özel, Yılmaz Hoca’ya daha kurultaydan önce bir yere gidemeyeceğini, yollamayacağını söyledi. Dileğimiz Ahmet Ataç ile ikisini iyi değerlendirmesidir. Şimdi, CHP’yi karanlıktan çıkabilmek için Nutuk okumanın tam zamanıdır. Yılmaz Hoca, Nutuk’u okumaya tekrardan başladı. Kurtuluş şifreleri oradadır.