CHP’nin olağan büyük kurultayı Ankara’da gerçekleşti. CHP’de olağan işlerden birisini gerçekleştirdi. 2010 yılından bu yana CHP Genel Başkanlık koltuğunda oturan Kemal Kılıçdaroğlu dönemi sona erdi. CHP’de 14-28 Mayıs seçimlerinden sonra başlayan “değişim” tartışmaları olağan kurultayda lider değişimi ile sonuçlandı. Kemal Kılıçdaroğlu karşısında ilk adaylığını açıkladığında genel başkanlık yarışında kendisine şans verilmeyen Özgür Özel yarışta ipi önde göğüslemeyi başardı.
Bu arada CHP’de ‘kurultay’dan sonra en yetkili organ olarak görev yapan Parti Meclisi seçimleri de bir hayli hareketli geçti. CHP Delegesi isteyen herkesin aday olabildiği ve ”Çarşaf Liste” diye bilinen Parti Meclisi üyelikleri için yapılan seçim öncesi yeni genel başkan Özel, İl Başkanları ile gerçekleştirdiği toplantı sonrası uyum içinde çalışabileceği Parti Meclisi üyeleriyle ilgili bir anahtar liste yaptı. Anahtar Liste’den 9 kişi listeye giremezken diğer isimler çiçeği burnundaki yeni genel başkanın belirlediği 51 kişiden oluştu.
Bu arada Eskişehir’in CHP Büyük Kurultayı’nda fiziken varlığını hep hissettik. Belediyeler ve örgütler kongre salonunda yerlerini aldılar. Ancak Eskişehir’in 60 kişilik listede kendisine yer bulamaması bir hayli ilginç geldi bana..
Örneğin Kılıçdaroğlu ‘nun genel başkan olduğu kurultaylarda Parti Meclisi’nin banko isimlerinden olan Gaye Usluer bu defa yine Kılıçdaroğlu’na yakın isimlerden Oğuz Kaan Salıcı’nın hazırladığı anahtar listede olmasına rağmen Parti Meclisi’ne giremedi. Usluer’in daha önceki kurultaylardan farklı olarak bu defa bir Memleket Partisi deneyimi yapmış olmasının listeye girememesinde etken olduğunu söylersek yanlış yorum yapmış olmayız.
Bunun dışında CHP Büyük Kurultay’ında “değişim” diyenlerin hakimiyet ve üstünlük sağlaması işin aslına bakarsanız CHP’de her şeyin çözümlendiği anlamına da gelmiyor. CHP’de her zaman ciddi görüş farklılıkları ve ayrılıklarının olması mümkün ola geldi. Bu sebeple yeniden yola çıkan Özel ve ekibinin öncelikle parti içindeki dengeleri gözeterek hareket etmeleri aklın emri. Dolayısıyla yeni süreçte önlerindeki yerel seçimde 14-28 Mayıs seçimlerinden daha başarılı bir sonuç almak gibi bir hedefi önlerine koymak zorunda olduklarının da farkındadırlar.
CHP’nin yeni yönetiminin bugünden yarına farklı bir değişim rüzgarı estirmesi beklenen bir şey değil. CHP’de öncelikle parti içinde daha kapsayıcı bir dil kullanmaları kaçınılmaz. Yerel seçimlerde mevcut belediye başkan adaylıkları için öncelikle kesinlikle hangi kanatta yer aldıklarına bakmaksızın başarı kriterini de kullanacaklardır. Radikal değişim yaptıkları takdirde büyük kurultay öncesi Sayın Özel’in, “Ben salona girerken bazı il başkanlarımızla gireceğim, ancak şu saatten sonra salondan 130 milletvekilimiz ve 81 il başkanımızla birlikte çıkacağım” sözünün gereğini yapacağını düşünüyorum. Aksi radikal kararlar CHP’nin zaten umutsuzluğa düşmüş tabanını daha karamsarlığın içine itmiş olur.
CHP’lilere akıl vermek bizim işimiz değil. Çünkü CHP tabandan tavana farklı bir siyasi parti. Eski Genel başkan yardımcılarından birisi kongre sırasında yaptığı bir değerlendirmede CHP’lileri, “Daha kentli siyasetçiler” diye tanımlamıştı. Aslında CHP’nin asıl sorunlarından birisi bu tanımlamamıdır bilmem. Zaten CHP’nin seçmenle arasındaki belki de duvarın tanımıdır anlatılmak istenen.
Gördüğümüz, bildiğimiz ve takip ettiğimiz kadarıyla CHP’nin dolayısıyla CHP’lilerin önümüzdeki süreçte ortaya koyacakları tavır “değişim” talebinin ne kadar tutarlı olduğunun da göstergesi olacaktır.