Eskişehir’de en önemli sorun trafik ve parklar meselesi. Araç trafiğinden çok otopark kültürünün yerleşmemiş olması trafikte büyük sorun oluşturuyor. Sokakların tamamen trafiğe kapanmasını önlemek için belediyelerin buldukları bir çözüm var. Özellikle de tek yönlü sokaklarda trafik aksamasın diye bazı bölgelerde plastik, bazı bölgelerde de demir dubalar ile yaya yollarının işgalden kurtarılması hedefleniyor. Ne yazık ki buna rağmen sürücülerin otopark parası vermemek, işyerinin yanına araçlarını park etme düşüncesi, ya da keyfi sebepler ile dubaların bile üzerine çıkarak araçlarını park etme alışkanlığı tüm hırçınlığı ile devam ediyor.

Toplum olarak yasakları delmekten galiba büyük keyif(!) alıyoruz. Ne zaman sokak aralarına dalsam, biraz yürümek istesem gördüğüm manzara hep aynı. Özellikle plastik dubalı önlemlerin bir işe yaramadığını görünce üzülüyorum. Örneğin SGK İl Müdürlüğünün arkasındaki sokaklara bir bakıverin ne demek istediğimiz daha iyi anlaşılır. Apartman girişleri kapanmasın diye merdiven girişlerine çakılmış olan plastik dubalar bile araçların altında kalmış, kimisi kopmuş parçalanmış, kimisi de kırılmış kopmak üzere. Sadece keyfi bir mesele için dubaların bu hale getirilmesi kabul edilemez. Sonuçta o dubaların oraya sabitlenmesinin mutlak surette bir amacı olmalı. Bu rastgele parklar sebebiyle, yasakları çiğneme alışkanlıkları ile sürücüler ne yazık ki insan hayatını tehdit eden yangın ve hastalık gibi durumlarda itfaiye ve ambulansların girişinin önüne geçtiklerinin olası büyük bir tehlikenin farkında bile değiller.

Sadece bu kadar mı? Değil şehir merkezinde meri dubalar ile kapatılmış olan bölümlerde bile insanların demir dubaları yerinden söküp araçlarını park etmek için kendilerine alan açtıklarını görüyoruz. Yasaklara ve cezalara karşıyım ama kuralsızlığa da aynı şekilde tepkiliyim. Özellikle trafikte yaşanan en önemli sorun kural tanımazlık. Bu konuda ne yaparsak yapalım uygulamada başarı oranımız her geçen düşüyor. Zira kural tanımazlık, “Sen benim kim olduğumu biliyor musun” üstenciliği o kadar yaygın ki. Herkesin başına bir polis veya zabıta dikemeyeceğimize göre… Ancak “sal gitsin!” de diyemeyiz. Her şeyi dozunda ayarlamak için de denetim şart. Hatırlatmak istedim.