2001 yılında batılıların Ecevit’i cezalandırmak için ‘Anayasa kitapçığının’ fırlatılmasını fırsat bilerek çıkarttıkları krizden sonra, ABD Kemal Derviş’i, hazinemizin başına atadı. Birkaç ay önce hayatını kaybeden Derviş, sosyal demokrat görünümü ile ortama uygundu. Önce dışarıdan bakan olarak atandı. Sonra milletvekili yapıldı. Sonrasında ne oldu?
Ortada seçim yokken, Kemal Derviş göreve geldikten bir süre sonra Türkiye ekonomisinin bir erken seçimi kaldırabileceğini söyledi. Olur mu? Olmaz mı? Tartışmaları arasında, Derviş Türkiye’de birkaç şehre nabız tutmak için çıkmaya karar verdi. Derviş’in gelmek istediği şehirlerden biri de Eskişehir’di. Bugün hayatta olmayan CHP ve DSP de bakanlık yapmış biri Yılmaz Hoca’yı telefon ile arayarak, Kemal Derviş’i ağırlamasını istedi. Yılmaz Hoca, bakanın telefonuyla iş yapmayacağını belirterek,” Ecevit arasaydı. Olurdu. Ben bir bakanın isteği üzerine iş yapmam. Bu devlet geleneklerine de uygun bir durum değildir” dedi. Yılmaz Hoca, bir film çevrildiğinin farkına vardı.

Eskişehir’de panik oluştu
O zaman batının gönderdiği ve yıkıcılığı çok sonradan anlaşılan Kemal Derviş’e çok itibar vardı. Derviş’i kabul etmeyen Yılmaz Hoca, hafta sonu İzmir’e doğru yola çıktı. Eskişehir’deki CHP’liler ev DSP’liler o dönemde Yılmaz Hoca’nın yanlış yaptığını düşünerek, DSP’den ayrılanların kurduğu ve başına İsmail Cem’in kurduğu partiye Derviş ile birlikte geçilmesini istediler. Hatta bazı CHP ve DSP’liler o tarihte İsmail Cem’in partisine Yılmaz Hoca söylenenlere aldırmadı. Derviş, kısa sürede yan çizerek, İsmail Cem’in partisi yerine CHP’ye katıldı.

Derviş’i kim karşıladı?
Peki, Eskişehir’de Derviş’i kim karşıladı? O zaman Eskişehir Ticaret Odası Başkanı olan Vedat Yücesan karşıladı. Derviş gelmeden önce bizim sağlık ile ilgili vakfın akşam yemeği vardı. Birkaç gün sonra da Derviş gelecekti. Yücesan’a o akşam yemekteki doktorlarda şahittir. Yapılacak ilk genel seçimde Eskişehir milletvekilliğini garantilediğini söyledim. Kendisi de şaşırmıştı. Ve de o akşam söylediğim gibi, ilk seçimde Derviş de, Yücesan da CHP’den milletvekili oldular. Sonra ne oldu? Özelleştirmelere hız verildi.Bugün sosyal demokratlar veya milletvekilleri özelleştirmelere karşı çıkıyorlar. En çok özelleştirme Murat Karayalçın veya Derviş’in dönemlerinde oldu. Tarihi iyi okumak ve bilmek gerekiyor.
Şimdi ekonomi bir kez daha ön plana çıktı. Şimşek tekrar göreve çağrıldı. Biz kendisinin Kemal Derviş dünya bankası ve batılı kuruluşların ekolünde olduğunu biliyoruz. Yani Neoliberal. Yine Neoliberal bir çizgide olan Hafize Gaye Erkan da Merkez Bankasının başına getirildi. Erkan’ın ABD’de bankacılık krizinde adının geçtiğini biliyoruz. ABD’de finans yöneticileri veya Derviş gibi batı ekolünde olanların Türkiye’deki krizlere çare olabilir mi? Neoliberal ekonomi politikaların yerine Cumhuriyetin kuruluş felsefesinde denen karma ekonomilerin yerine başarılı olabilir mi? Ya da başarılı olan Neoliberal bir politika var mı?

Bunları niye yazıyorum?
Gelişmeleri Eskişehir ile birleştirmeye çalışıyorum. Eskişehir’de bir dönem yaşananların tarihe kalması gerektiğini düşünüyorum. Yılmaz Hoca’nın da ayrıca gerçek hikâyesini ben yazarım. Ekonomi ve siyaset iç içe bir durumdur. Bir anda bir hemşerimizin milletvekili olması iyi bir örnektir. Birbirinden soyutlanamaz. Millet ittifakı kazansa ekolden biri olan Babacan ekonominin dümenine geçecekti. Derviş’den sonrada Neoliberal politikalara devam edildi. Döviz baskı altına alınacak. TL ile ithalat cazip hale gelecek. Batı piyasalarına uyum sağlanacak. Batının malları rahat gelecek. AVM’ler, çarşılar daha çok batı malları ile dolacak. Güney Amerika mercimeği yemeğe devam edeceğiz. Tarım üretimini önemsemeyeceğiz.
Pazarımızı dünya pazarlarımıza kaptırmamalıyız. Birçok sektörde çok iyiyiz. Hatta önde olduğumuz sektörler var. Dış ticaret açığı bu yılın başlangıcından bu yana 158.6 milyar dolara çıktı. Açık yüzde 29.5 artmış oldu. Cari açık yükseldi. 60 milyar dolara dayandı. Pansuman tedbirler işe yaramayacak. Yani, hayat bizi Neoliberal politikalardan soyutlanmamız gerektiği konusunda uyarıyor. Yani, bu konuda da yerli politikalar, cumhuriyetin kuruluş felsefesindeki politikalar acilen geçmek gerekiyor. Üretim artacak. Döviz düşecek. Bölge merkezli dış politika ile komşularımız ile başlayarak ticareti geliştirmekte gerekiyor.