Eskişehir Devlet Hastanesinin yıkılmasından sonra, yerine yine bir devlet hastanesinin yapılacağı açıklanmıştı. Gökmeydan Mahallesindeki yerin özelleştirme ile yapılacak olması, iktidar ve muhalefet partilerin Eskişehir’deki sözcüleri arasında tartışamaya neden oldu. Muhalefet partisi CHP veya SHP koalisyon dönemlerinde özelleştirmelere ‘Evet’ demişti. Eskişehir’de yakın zamanda ağırlanan CHP’nin ağır abilerinden, eski başbakan yardımcılarından Murat Karayalçın, döneminde Eskişehir’de başta Et Balık Kurumu olmak üzere, bazı kamu kurumları özelleştirilmişti. Özelleştirmelere ‘Hayır’ tutumunu net almak gerekiyor. Ülkemizde en çok özelleştirme Çiller ve Karayalçın’ın başında olduğu hükümetler ve Babacan’ın ekonomiden sorumlu olduğu dönemlerde yapılmıştır.
10 MİLYARLIK ÖZELLEŞTİRME
İran ve ABD savaşı döneminde veya Ukrayna-Rusya savaşında görüldü ki, devletçilik büyük önem taşıyor. Devletin kontrolünde özel teşebbüs ile işbirliği yararlı sonuçlar ortaya çıkarıyor. Dünyada yükselen değer, devletçilik olarak görülürken, 1980 yılında Özal’ın ekonomiye ele alması ile birlikte bugüne kadar özelleştirme politikaları devam etti. 1980’den bugüne kadar hangi iktidar veya parti ülkemizi yönetirse yönetsin, özelleştirmelerden vazgeçmediler. Eskişehir’de önemli kamu kurumların özeleştirmesi de Murat Karayalçın’ın başbakan yardımcılığı döneminde oldu. Mehmet Şimşek, döneminde ise 10 milyar dolarlık özelleştirme hedefi ortaya konuldu.
HANGİ CEPHEDEN YORUM
Türkiye ile tüm dünyada özelleştirmelerin yanlış sonuçları ortaya çıktı. Fransa ülke içindeki tepkiler nedeniyle, milli yoğurt markasını bile özelleştirme kapsamından çıkardı. Hafızamızı tazelemeliyiz. Özal’ın, çikita muz ithali ve herkesin cebinde dolar olacak ve köprüyü satacağım açıklaması ile özeleştirmelere hız verildi. Devlet kundura veya bez üretmez söylemi ile Sümerbanklar satıldı. En büyük tartışma Tekel’in satılmasında yaşandı. Şimdi, kalanlarda satılmaya çalışılıyor.
SAĞLIK VE EĞİTİM
Sağlık ve Eğitimde özelleştirme bütün dünyada dikkatle takip ediliyor. Gelişmiş çok sayıda ülkede eğitim ve sağlık özelleştirilmiyor. Avrupa’nın en gelişmiş pek çok ülkesinde eğitimde özelleştirme yok. Çocuklar devlet okullarına gidiyor. Ülkemizde ise insanlar çocuklarını özel eğitim kurumlarına göndermek için birbiri ile yarışıyor.
BORÇ SARMALI
Türkiye, 1980’den bu yana devam eden özelleştirme ve neoliberal ekonomileri nedeniyle üzerine tarihin en yıkıcı depremi de eklenince, 11 il ve ilçeleri ile köylerinin yeniden imarı ile ilgili 2023 yılından bu yana büyük bir borçlanma sarmalı içine girdi. Türkiye’de yastık altında 600 milyar dolarlık altın var. 500 Milyar dolar parası yurtdışındaki bankalarda duruyor. 2026 bütçesinde ödenecek devlet tahvili faizi tutarı için 2 trilyon 700 milyar TL ayrıldı. 10 milyar dolarlık, yani 437 milyar TL’lik özelleştirmede Türkiye’nin önüne Maliye Bakanlığı tarafından konuldu. Dışarıda vatandaşların duran tasarrufları, faizler, yastık altındaki altınlar hepsi hesaba konulursa, Türkiye’de üretilen mal ve hizmetlerden kazanılan en az 1 trilyon 100 milyar dolar değer ekonomi dışında tutulmaktadır. Türkiye’nin toplam kamu borcu 2025 yılsonu hesaplamalarına göre 320 milyar dolar dolayında olduğu biliniyor.
NE YAPILMALIDIR?
Özelleştirmeler Eskişehir Devlet Hastanesi tartışmaları da dahil, kör döğüşüne yada gelişi güzel tartışmalara alet edilmemelidir. Herkes net tutumla karşı çıkmalıdır. Atatürk’ün politikaları incelenmelidir. Yastık altındaki altınlardan başlanılarak, yurt dışında tutulan paralar ekonomiye kazandırılmalıdır. Cumhuriyeti kurucu iradenin ekonomik politikaları, günümüze uyarlanmalıdır. Yeni hastanemizde, özelleştirme yapılmadan Eskişehir’e kazandırılmalıdır. Bu konuda zaten söz verildi. Bunun için mesele yapılmamalıdır. Takip edilmelidir.