19 Mayıs yurdu işgal etmiş düşmana karşı bağımsızlık savaşının başlangıcıydı, ancak aynı zamanda bir programı temsil ediyordu. 19 Mayıs’ın unutturulan yönü, savaşın sadece cephede vuruşmakla ilgili olmadığıdır.

19 Mayıs’la başlayan süreçte il önce Samsun’a çıkan Atatürk ve 18 arkadaşı tarafından batı sisteminin dayattığı uluslararası politika kabul edilmedi. Türkiye parçalanamazdı. Tam bağımsızlık sağlanacaktı. Mustafa Kemal 19 Mayıs’ta sadece Samsun’a çıkmadı, Batı’nın dayattığı uluslararası ilişkiler sisteminin hiyerarşisinden de kopuş adımını attı. Bugün 19 Mayıs 1919 tarihine bu açıdan bakmalıyız. Bugün Türkiye’nin her yerinde 19 Mayıs’ın önemi üzerine konuşmalar yapılacak. Konuşmalar 19 Mayıs ruhunu anlatacak mı? Burada şüpheliyim. Çünkü, bugünün Atatürkçüleri, Samsun’a çıkan ve Cumhuriyet’i ilan eden yakın tarihimizin devrimcilerine ve Atatürkçülerine hiç benzemiyor.

SADECE SAMSUN’A ÇIKILMADI

Mustafa Kemal 19 Mayıs’ta sadece Samsun’a çıkmadı, Batı’nın dayattığı uluslararası ilişkiler sisteminin hiyerarşisinden de kopuş adımını attı. Soğuk savaş döneminde topluma bu boyutu unutturdular. Bugün de emperyalistlerin bölgemizde baskıları altında tam bağımsız ve egemen yaşama ihtiyacı kendisini dayattıkça, milletin unutulanları ne kadar hızlı hatırladığını göreceğiz.

Mustafa Kemal Paşa’nın 19 Mayıs öncesi ve sonrası çalışmalarını dikkatle incelemeliyiz. 1914-1922 arasındaki bağımsızlık savaşımızın ikinci aşamasının başlangıcı diye anılan 19 Mayıs 1919 günlerinde can alıcı bir tartışma var. Atatürk’ün 18 arkadaşı ile hemen sekiz gün sonra, İngiliz Generali Milne İstanbul’daki İngiliz Komiserliğine şu raporu yazmıştır: “Mustafa Kemal Paşa Samsun’a milli teşkilât yapmaya geldi.”

MİLLİ TEŞKİLAT

Mustafa Kemal Paşa Samsun’dan başlayan çalışmasında, Anadolu’daki öncüleri örgütleyecek Millî Teşkilâtın oluşturulmasına öncelik verilmesinin zafer için belirleyici olduğu görüşündedir. Padişah hükümeti İngiliz’in denetimindedir. Bu nedenle milletin bütün imkânlarını seferber edecek ve Orduya hükmedecek bir Millî Hükümet kurulmadan başarıya ulaşılamaz. O devrim hükümeti ise, ancak Millî Teşkilâtın mücadelesiyle kurulacaktır.

Atatürk, o gün azınlıktadır, çünkü silah arkadaşları İstanbul hükümetine kesin tavırlı değillerdi. Yaşanan tecrübelerden sonra , Ali Fuat Paşa, “Atatürk haklı çıktı” diye konuşacaktı. Eğer Anadolu’da Millî Hükümetin kuruluşuna önderlik edecek bir Millî Teşkilât örgütlenmese, millet seferber edilemeyecekti.

30 Ağustos 1922, birleşmiş milletin zaferidir. Millî Hükümet, Ordusunu kurmuştur. O Ordunun adı, “Büyük Millet Meclisi Orduları”dır ve “Akdeniz’e ileri” emrini uygulamıştır.

ULUS DEVLET MODELİ

Fransız devriminden sonra dünyada gelişen ‘ulus devrim’ anlayışının eninde sonunda tüm imparatorlukları ortadan kaldıracağını Atatürk görüyordu.
Atatürk’ün güvendiği 18 arkadaşı ile Samsun’a çıkması halka güvenmenin tam bağımsız bir milli devlet kurmanın en önemli adımıdır. Bugün Eskişehir’de önemli kişilerin yayınladığı 19 Mayıs mesajlarına bakıyorum. Sadece mesajlar da gençlikten bahsediliyor. Bilinen sözler tekrarlanıyor. Atatürk, 18 arkadaşı ile Samsun’a doğru boğazda düşman zırhlıları arasından geçerken, kendisinde dünya koşullarını doğru tahlil edilmesinin verdiği güven vardı. Sonuç olarak Mustafa Kemal Atatürk’ün kafasında çok önceden imparatorlukların dağılacağı ve eninde sonunda Türklerden meskûn bir arazide milli devletin kurulacağı fikri vardı. Kendini o güne hazırlıyordu. O gün geldiğinde de hayatını ortaya koyarak öncü rol üstlendi. Bize bu Cumhuriyet’i hediye etti.