19 Mayıs’ı dün tüm Türkiye’de ve Eskişehir’de coşku ile kutladık. Sabah saatlerinde resmi törenlerden sonra, partiler vilayet meydanındaki Atatürk anıtına çelenk sunarak, 19 Mayıs ile ilgili açıklamalarını yaptılar. Azmi Kerman’ın ADD başkanlığı döneminden kalan gelenek daha sonra tekrar kendini gösterdi. Atatürkçü Düşünce Derneği, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği ve Eğitim-İş sendikası ortak etkinlik olarak kalabalık grupla vilayet meydanında 19 Mayıs’ı 107 yılında kutladılar. Bugün köşemize taşıdığımız Atatürk’ün fotoğrafı 24 Mayıs 1918 tarihini taşıyor. Dönemin gazeteci ve edebiyatçı Atatürk’ün fotoğrafını imzalayarak, altına da,” Milli Mücadeleye olan inancının vatan aşkıyla çalışan gençliği gördüğü” notunu düştü.

GELDİKLERİ GİBİ GİDECEKLER

En başta Atatürk, Mondros anlaşmasından sonra geldiği İstanbul’da 6 ay içinde işgale karşı direnmek için milli hükümet kurmaya çalışmalarına başladı. Baktı ki, İstanbul hükümeti umudunu işgalci kuvvetlerinin devletlerine bırakmış, o zaman Anadolu’ya geçme vaktidir. 18 arkadaşı ile birlikte vatanı kurtarmak ve vatanın bütünlüğünü sağlamak için 19 Mayıs 1919 günü, boğaza demirlemiş işgal gemilerinin arasından geçerek, Karadeniz’e açıldı. Düşman gemilerinin arasından geçerken, tarihe geçen ” Geldikleri gibi gidecekler” sözünü söyledi. Anadolu halkı da bugünlerde, Müdafaa-i Hukuk ve Kuvayı Milliye örgütlerini, oluşturuyorlardı. Atatürk daha sonra, toplandığı kongreler ile bu örgütleri, ‘Milli Ordu’ haline getirdi. Burada başka ülkelerde görülmeyen bir olayda ortaya çıkmış oldu. Devleti kurmak için ordu kuruldu. Pek çok ülkede önce ülke sonrada ordusu kurulmuştur.

DELİLİKLE SUÇLADILAR

Mustafa Kemal Atatürk o günlerde, Türk halkının içindeki bağımsızlık aşkı ve direnme ruhuna güvenmişti. Atatürk, önce Samsun’a yola çıktığı 18 arkadaşı ile kongrelerde buluştuğu önder arkadaşlarına güveniyordu. 23 Nisan 1920 günü de Ankara’da büyük karargahı kurdu ve “Milletin geleceğini, yine milletin azim ve kararlılığı kurtaracak” dedi. Bugünde Atatürk’ün tarihe geçen bu sözü önem taşıyor. Bizlere yol gösterici görevini yapıyor. Kuvayı Milliye ruhu da buradan geliyor. O dönemin Kuvayı Milliyecileri, kendilerini şöyle tarif ediyorlardı:” Bizler işe başlarken, milletin ruhunda saklı cevheri ortaya çıkarmaya çalıştık. İstanbul’un çürümüş ruhu ve Avrupa’nın kibir ve gururla körleşen kalbi ve onların söylemleri altında kalmış, çürük kişileri elemek istedik. Onlarda bizi delilikle suçladılar”

MİLLİ RUH

Milletleri ayakta tutan her zaman milli ruhları olmuştur. Atatürk’ün milli ruh tespiti ise, 1915 yılında İzmir’de kız öğretmen okulunda yaptığı konuşmaya bağlanır. Atatürk, okulda Kuvayı Milliye ruhunu şöyle anlatır: "Biz milli mücadelede, niçin başarılı olduk? Milli mücadeleyi yapan, doğrudan doğruya milletin kendisidir, milletin evlatlarıdır. Millet analarıyla, babalarıyla, hemşireleriyle mücadeleyi kendisine görev kabul ettiler. Milli mücadelede şahsi hırs değil, milli dava, milli izzeti nefistir."

GAZETECİLERİN GÖREVİ

İttihat ve Terakki’nin gazetesi Tanin’in başyazarı Muhittin Birgen de İstanbul’un işgalinden Ankara’ya gelir. Geçtiği yerlerdeki halkın direnme ruhu onu da derinden etkiler. Şu önemli tespiti yapar: “İnebolu'ya ayak bastığım günün hatıralarını ve duygularını hiç unutmam: Bence, Yeni Türkiye, İnebolu'dan başlıyordu.” 19 Mayıs, tam bağımsızlığımıza giden yolda mihenk taşıdır. Bu ruh bugünde hepimizde var.