Bulgaristan genel seçimleri için, Türkiye’de açılacak 20 sandıktan biri Eskişehir’e açılmasına karar verildi. Eskişehir atlanılmadı. Türkiye’deki 390 bin seçmenden sadece 4 bin çifte vatandaş Eskişehir’de yaşıyor. Yani Eskişehir’in Balkanlar gözünde önemli bir yeri var. Eskişehir’deki tarihçiler Balkanlar konusunda üzerlerine düşeni yapıyor. Balkanları ve Türk varlığını araştırıyorlar, yayın çıkarıyorlar. Osmangazi Üniversitemizde ‘Balkan Araştırmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’ de var. Bu merkezde önemli araştırmalar yapıyor. Yayınları da gazetemizde haber de oluyor.

BAĞLAR GÜÇLENMELİ

Balkan coğrafyası, ülkemiz ile tarihi ve kültürel bağları var. Seçim için sandık açılıyor. Eskişehir’deki üniversitelerin ve de belediyelerin Balkanlarla ilgili projeler ve eserler üretmesi gerekiyor. Bilimsel toplantılarda yapılmalıdır. Eskişehir nüfusunun yarıya yakını, belki de daha fazlası Balkanlıdır. Burhan Sakallı’nın, döneminde OdunpazarıBelediyesi laf olsun diye değil, ciddi anlamdaBulgaristan konusunda sempozyum düzenledi. Yapılan sempozyum kitap haline getirildi. Halen başvuru kitabıdır.

BALKAN KÜLTÜRÜ

Balkan savaşlarından bu yana Eskişehir’de oluşan Balkan kültürü var. Bu kültürünün yaşaması için, folklor ve türkü derleme çalışması yapılabilir. Bir kuşak sonra binlerce yıla yakılan Balkan Türk kültürü ortadan kalkabilir. Bugün yaşayanlar, Eskişehir’de bu kültürü yaşatmaya çalışıyorlar. Devamı, üniversitelerimizin edebiyatçılarının ve belediyelerin katkıları ile gelecek kuşaklara aktarılabilecektir. Türk kültürü yok olmamalıdır. CHP’nin Balkan masası var. Bazı çalışmalar yapıyor. Benle de birkaç kez konuştular. Balkan masası var. Şehrin yarısı Balkanlardan gelen Türklerden oluşuyor. Ancak, belediyelerin balkanlar konusunda çalışmalarında eksiklik bulunuyor.

IĞDIR ÜNİVERSİTESİ

Türk edebiyat tarihinde, Dede Korkut ve Keloğlan hikayeleri, Kerem ile Aslı’yı, Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun var. Bunları biliyoruz. Iğdır Üniversitesi ise Balkan Türklerinin 113 yıldır kayıp olan Uslu ile Süslü’nün hikayesini buldu. Kitap haline de geldi. Kitap, Balkan Türklerinin 113 yıllık hikayesini tekrar Türk insanına hatırlattı. Iğdır Üniversitesi akademisyenlerinin çalışmasıyla eser kitap haline geldi. Üniversite Kafkas hikayesi çalışması yapabilir. Ancak, bu çalışması ilginç geldi. Demek ki, önlerine çıkmış, onlarda değerlendirerek, önemli görev yaptılar Iğdır Üniversitesinin Türk Halk Edebiyatı öğretim üyeleri Doç. Dr. Oğuz Doğan ve Doç. Dr. İsmail Abalı, teşekkür ediyoruz. Osmanlı Türkçesiyle kaleme alınan hikaye, Latin alfabesine aktarılarak, karşımıza çıktı. Demek ki, Türk tarihine yönelik yapılacak işler var. Eskişehir’de tarihçiler yapıyor. Sırada Halk Bilim Merkezleri ile edebiyatçılarımız olmalıdır. Biz kendilerine yardımcı oluruz.

DELİORMAN

Bulgaristan’da Türk kökenli Bulgaristan vatandaşlarının en fazla yaşadığı üç il Razgrad, Tırgovişte ve Şumen Deliorman bölgesi olarak bilinir. Uslu ve Süslü’nün hikâyesi de bu bölgede geçiyor. 1912-1913 yıllarında Osmanlı Türkçesiyle kaleme alınan hikaye, bölgedeki Türklerin 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı ile Balkan Savaşları dönemlerindeki kimliklerini korumanın hikayesi anlatılıyor. Hikâyede, göğsünde ay şeklinde doğum lekesi taşıyan Uslu isimli erkek ve yıldız şeklinde doğum lekesi taşıyan Süslü isimli kız kardeşin yaşadıkları ana hikâye olarak ele alınıyor. Bu bir aşk hikâyesi değil. Türklerin yaşam mücadelesi anlatılıyor. Okunmalıdır. Bu çalışma savaşların, göçlerin, sınırların ötesinde unutulmaya terk edilmiş bir hikâyeyi bize anlatıyor.