Bayramlar… Milletimizin en samimi, en paylaşımcı zamanları. Kapılarımız misafirlere sonuna kadar açılır, sofralar büyür, gönüller genişler. Bayramlar sadece duyguların değil, aynı zamanda ekonominin de canlandığı zamanlardır. Üretimin, sanayinin ve markalaşmanın güçlü olduğu şehrimizde bayramların bence başka bir başka anlamı daha var. Bu günler bir bakıma yerel basının da nefes aldığı günlerdir. Eskiden bayram zamanlarında gazeteleri elinize aldığınızda sadece haberleri değil, aynı zamanda şehrin büyük markalarının bayram tebriklerini de görüyorduk. Eskişehir’in ürettiği büyük markaların bayram tebriklerinin gazete sayfalarındaki görüntüsü şehir insanı için bir başka gurur ve mutluluk kaynağı olurdu. Bu reklam içerikli tebrikler sadece bir “iyi bayramlar” mesajı değildi. Bu ilanlar aynı zamanda bir vefa göstergesiydi. Bir aidiyet duygusuydu. Ulusal kanallarda, gazetelerde ilanı çıkan büyük marka firmaların, şehrin ekonomisini yönlendiren odaların, siyasi aktörlerin adeta Eskişehir ve Eskişehirlilere “biz buradayız” deme biçimiydi.
Geçtiğimiz bayramda gazetelere şöyle bir göz gezdirdim. Gördüm ki; artık o sayfalar sessiz. Eskişehir’de üretim yapan, bu şehirden kazanan, bu şehirle büyüyen büyük firmaların milyonlarca liralık reklam bütçesi varken yerel gazetelerde neredeyse tek bir ilanı yoktu. Ben bu durumu sadece bir ilan-tebrik ve reklam meselesi olarak değerlendirmiyorum. Bu bir bakış açısıdır. Şehrimiz aktörlerinin şehrimizin yerel basınına bakış açısıdır. Yerel basın dediğimiz şey; sadece haber yapan bir mecra değildir. O şehrin sesi, hafızası, vicdanıdır. Dünü kaydeder, bugünü anlatır, yarına iz bırakır. Ve aslında şehrinden ve insanlarından aldığı destekle ayakta kalır.
Pek çok firmamız için bayram ilanları havuzda bir damla su misali bütçe kalemidir. Oysa yerel bir gazete için hayati bir nefes, bir moral kaynağıdır. Ne yazık ki artık o nefes de moral kaynağı da giderek azalıyor. Sitemim sadece firmalarla sınırlı değil. Siyaset cephesinde de tablo çok farklı değil. Eskişehir’in milletvekilleri, siyasileri, oda başkanları, dernek başkanları her fırsatta mikrofon başında basının öneminden söz etmiyorlar mı?
Açıklamalarında; “yerel basın demokrasinin temelidir” cümlelerini kendilerinden duymuyor muyuz? Elbette basının yanında olduklarını her fırsatta dile getiriyorlar. Ancak netice itibariyle yerel basına somut bir desteğe geldiğinde, ne dini bayram ne de milli bayram günlerinde aynı hassasiyeti görmek nedense mümkün olmuyor.
Geldiğimiz noktada şu gerçekle yüzleşiyoruz. Eskişehir yerel basını yalnız bırakılıyor. Gazeteler ekonomik olarak zorlanıyor. Gazeteciler emeğinin karşılığını almakta güçlük çekiyor. Ve en önemlisi, şehrin sesi yavaş yavaş kısılıyor. Oysa çözüm zor değil. Çok büyük yatırım da gerekmiyor, çok yüksek bütçe de.
Sadece biraz farkındalık, biraz vefa ve biraz da sahiplenme gerekiyor. Aklıma nedense bu durumumuzu çok iyi özetleyen sade ve çarpıcı bir atasözümüz geliyor. “Mum dibine ışık vermez.”