Turizme “bacasız sanayi” yakıştırması yapılır öteden beri. Eskişehir turizmden hak ettiği payı alıyor mu, almıyor mu? Bu konuyla ilgili çok fazla fikir sahibi olmamakla birlikte Eskişehir’de günübirlik tur otobüslerini görmek her Eskişehirli gibi beni de çok mutlu ediyor. Odunpazarı’nda sıralanmış tur otobüsleri ve hafta sonlarında müzelerin önünde oluşan uzun kuyrukları gördükçe göğsümüz kabarıyor. Eskişehir’de elbette turizme değer pek çok eser olduğunu biliyoruz. Müzeler, parklar, tarihi Odunpazarı evleri, uzay evi, hayvanat bahçesi, masal şatosu muhakkak ki insanların ilgisini çekiyor. Bu kadar değil elbette… Eskişehir’de tarihi turistik mekanlarda var. Örneğin; Yazılıkaya, Han yer altı şehri, Seyyit Battalgazi Külliyesi ve diğerleri bu bağlamda sayılabilir.

Eskiler “harekette bereket vardır” derler o sebeple Eskişehir’de yaşanan günübirlikte olsa hareketliliğin ekonomiye katkı yaptığını düşünüyorum. Özellikle hediyelik eşya ve damak tadına hitap eden yiyecek, içecek mekanlarının ilk etapta gelir elde ettiklerini söylemek mümkün.

Yeterli mi? Değildir. Eskişehir’in tanıtımı noktasında daha fazla mesafe almalıyız. Eskişehir’in kültürünü yansıtan tüm değerlerinin ortaya çıkarılması ve bunların ziyaretçilerin beğenisine sunulması için yerel yönetimlerin yanı sıra, kent aktörlerinde devreye girmesi gerektiğini düşünüyorum. Örneğin Ticaret Odası, Sanayi Odası, Esnaf Odaları, Sivil Toplum Kuruluşları’nın da daha aktif rol alması günübirlik turların yanı sıra kalıcı ve konaklamaya yönelik turizme de katkı yapabilir. Bir de turizm artık o kadar çeşitlenmiştir ki bu alanda da kendimizi yenilemeye ihtiyaç var. Özetle Eskişehir için herkesin taşın altına elini koyması gerekiyor. Çünkü Eskişehir hepimizindir. Ne demişler “bir elin nesi var, iki elin sesi var!” O zaman ellerimizi birleştirme zamanı!