22 Nisan ‘Dünya Günü’ olarak kabul edilir. Her sene Dünya Günü'nde gezegenimizin değerini hatırlatan çalışmalar ve etkinlikler düzenlenir, çevre sorunları, iklim değişiklikleri gibi konulara dikkat çekilir. Bu nedenle okurlarımıza bir farkındalık yaratmak açısından bu yazımda iklim değişikliğini ele almak istedim.
Çağımızın en büyük sorunlarından biri iklim değişikliğidir. İklim değişikliği kısaca küresel ısınmayı ve bunun beraberinde gelen iklim sistemi üzerinde ki olumsuz etkileri kapsar. Sanayileşmenin ardından petrol, doğal gaz, kömür gibi fosil yakıtların yoğun olarak kullanılması ile birlikte atmosferde bulunan zehirli sera gazlarının miktarı artmıştır. Bu da hava kirliliğinin artışında endüstrileşmenin çok ciddi bir payı olduğunu göstermektedir. Bir yandan da günümüzde astım, KOAH, bronşit gibi hastalıkların bu denli artmasında da iklim değişikliğinin önemli anlamda payı olduğunu söyleyebiliriz.
İklim değişikliğini yalnızca sıcaklık ile ilişkilendirmek yanlış olur. Seller, şiddetli kasırgalar, hava olaylarının aşırı sıklığı, buzulların erimesi gibi birçok şey de iklim değişikliği içerisinde yer alan olaylardandır. Bu olaylar sonucunda bitkiler, hayvanlar ve insan toplulukları ciddi risk altında kalır.
İklim Değişikliği’nin ülkemize etkileri
Akdeniz Havzası’nda gerçekleşmesi beklenen bir sıcaklık artışı söz konusu ve bu sıcaklık artışının sonucunda olası orman yangınları elbette bunun beraberinde de kuraklık ve biyolojik çeşitliliğimizin ciddi oranda kaybı söz konusu. Yalnızca toprak ve doğa olarak değil ekonomi olarak da kötü etkileneceğimiz ortada. Ekonomimizin büyük bir kısmını oluşturan turizm sektörünün de iklim değişikliğinden payını alacağı düşünülüyor. Çünkü yaşanabilecek bu olumsuz etmenler beraberinde turizm gelirlerimizde azalmaya yol açacak.
WWF(Doğal Hayatı Koruma Vakfı) yaşanabilmesi olası bu durumların önüne geçmek için yapılması gerekenleri 3 ana unsur altında açıklamıştır.
1-Enerji Verimliliği ile enerji talebini karşılamanın tek yolunun arzı artırmak değil gerek ekonomik gerekse ekolojik açılardan alınacak ilk önlemin talebi yönetmek olduğu,
2. Yenilenebilir Enerji ile mevcut teknolojiler ile 2050 yılında küresel enerji talebinin neredeyse tümünün yenilenebilir enerji kaynaklarından sağlanmasının mümkün olduğunu ve tek bir yenilenebilir kaynağın tüm talebi karşılamasının mümkün olmadığını,
3. Ormansızlaşmanın önlenmesi ile ormanların kaybını ve azalmasını durdurarak, tersine hareket ettirmenin bütün olumlu iklim enerji senaryolarının başlıca unsurlarından olduğunu belirtmiştir.
Yapılan hesaplamalara göre dünyada son yirmi yılda iklim afetlerinin yıllık ortalama 462 milyon dolar ekonomik hasara yol açtığı düşünülmektedir. Küresel iklim değişikliği insan ya da ülke ayırt etmeden ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla herkesin sorumluluk alması çok büyük önem taşımaktadır.