14 Mayıs 2023 tarihinde gerçekleşen Milletvekili Genel Seçimleri ve Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin en önemli sonucu aslında Kemal Kılıçdaroğlu'nun dengesini bozmasıydı. Birinci tur öncesinde ajanstan aldığı talimatlara göre akl-ı selim, mütebessim, her türlü hakarete ve tahrike rağmen öfkelenmeyen, hemen her şeye makul cevap veren bir figür olarak gösteriyordu kendisini. 1. Turdan sonra o eski halinden eser kalmadı Bay Kemal'in!

ADAMDAN 4,64 PUAN FARK, 2 MİLYON 539 BİN OY FARKI YEMİŞ, BUNA RAĞMEN KENDİSİNE FARK ATANIN KAYBETTİĞİNİ İLERİ SÜRÜYOR KILIÇDAROĞLU!
Hele hele ikinci turda da Erdoğan tarafından bir güzel yenilince, ki kendisi bu tür durumlara oldukça alışık, dengesi iyiden iyiye bozuldu. Seçim gecesi çıkıp aklı başında, dört dörtlük bir açıklama yapıp istifa ettiğini ifade etmesini bekledi umutları bir kez daha bozuk para gibi harcanan seçmen kitleleri, ancak o böyle bir davranışta bulunmadı. Baya bir süre sessiz kaldı onca yergiye rağmen. Sonrasında, artık aklı kimden alıyorsa, aslında yenilmediğini, Erdoğan'ın ilk turda kaybettiğini (Nasıl kaybetmekse Erdoğan kendisinden 4,64 puan fazla oy almıştı ki bu yaklaşık 2 milyon 539 bin oy farkı demekti) ileri sürerek aslında komik duruma düşmeye başladı.
Seçimlerde tüm güçleriyle kendisi için çalışan gazetecilerin karşısına geçtiği zaman da celallenmekten imtina etmedi, düne kadar yandaşı olan gazeteciler de kendisini adeta lince tabi tutmaktan bir an bile geri durmadılar.

SEÇİM ÖNCESİ ÜZERİNE KONDURULAN O DEMOKRAT SEVİMLİ DEDE İMAJINDAN ESER KALMADI
Hani bir deyim var ya onuruyla bırakmak, vazgeçmek, hah işte onun Kılıçdaroğlu'nda olmadığı ortaya çıktı. Kılıçdaroğlu herkesten fazla koltuk sevdalısı bir siyasi portresi çizmeye devam ettikçe kendisine umut bağlayanların hayal kırıklığı da arttı. Güya demokrasi anlayışlarına göre seçimlerde kaybeden çekilirdi, bırakırdı, istifa ederdi. Bu kadar seçim kaybetmiş bir genel başkan istifa etmeyi düşünmüyorsa, ağzına bile almıyorsa orada demokrasiden bahsedilebilir mi?
Kılıçdaroğlu, konuşmasa ve sürekli sussaydı belki daha iyiydi. Çünkü konuşunca bir çuval inciri berbat etti. Seçim öncesi çizdiği ve muhalif olanların bile zaman zaman özenmeye başladığı bir Kemal Kılıçdaroğlu portresi gitti, koltuğunu her türlü başarısızlığına rağmen bırakmaya yanaşmayan, kendinden başkasını düşünmeyen bir Kılıçdaroğlu geldi yerine.
Emeklilere asgari ücret kadar bayram ikramiyesi vermek başta olmak üzere her türlü cazip vaatlerde bulunan Kılıçdaroğlu'nun, ortam iktidarın bu kadar aleyhine iken Erdoğan karşısında başarısız olması sıradan, basit bir başarısızlık değildir. Birisi kasten bunu yapsa ancak bu kadar başarılı olabilirdi başarısızlıkta!

ŞİMDİ DE BİRLİKTE SEÇİM ÇALIŞMASI YAPTIĞI EKREM İMAMOĞLU'NUN GENEL BAŞKAN ADAYLIĞININ ÖNÜNÜ TIKAMAYA ÇALIŞIYOR
Ancak esas başarısı bize kalırsa seçim sonrasında gerçek yüzünü göstermesi, kendisine umut bağlayanları hayal kırıklığına uğratacak bir yol izlemesi, bir tavır takınmasıdır. Kılıçdaroğlu, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'nun kurultayda aday olmasına da karşı. Koltuğunu elinden almaya en yakın ismin o olduğunu gayet iyi biliyor. Bu yüzden de İmamoğlu'nu, Cumhurbaşkanlığı adaylık yolundan nasıl dışarı attıysa onu bu kez de CHP Genel Başkanlığı adaylığı yolundan kaldırmak, atmak için harekete geçmiş gibi görünüyor.
Kılıçdaroğlu'nun karşısındaki grup her geçen gün gücünü artırıyor ve bunu da en çok Kılıçdaroğlu'nun tavır ve davranışları nedeniyle gerçekleştiriyor. Bir yanda "Daha düne kadar göklere çıkardıkları Kılıçdaroğlu meğer hiçbir şeye yaramayan sıradan bir genel başkanmış. Düşünün ki bu adamı ülkenin başına geçireceklerdi ve bunun için de her türlü yalanı söylediler, yaydılar ve her türlü iftirayı attılar!" düşünceleri sesli olarak dillendirilmeye başlanırken bir yandan da "Yahu bu adam mıydı gerçekten bizim Cumhurbaşkanı adayımız? Seçilmemesi isabet olmuş, bu gidişle yerel seçimleri de AK Parti'ye kazandırmadan bırakmaz!" yergilerine neden oldu.

KILIÇDAROĞLU ARTIK CUMHURBAŞKANI ADAYI OLMAYACAK AMA PEKİ CHP GENEL BAŞKANLIĞI KOLTUĞUNDAN VAZGEÇECEK Mİ?
ATA İttifakı Cumhurbaşkanı olan ve 2. Turda Erdoğan'dan yana tavır gösteren Sinan Oğan, Kılıçdaroğlu'nun 1. Tur'da başarılı olduklarını ima eden sözleri üzerine sosyal medya hesabından açıklama yaparak "Afedersiniz ama Sn. Kılıçdaroğlu, seçimlerin 2. tura kalmasını biz sağlamıştık. Sizin taraftarlarınız seçimden önce Muharrem İnce’ye yaptıkları linci bana da yaptılar ve ben de eğer bu linç karşısında Sn. İnce gibi çekilmiş olsaydım seçimler ikinci tura kalamıyordu. İlk turda Sn. Erdoğan balkon konuşması yapmış olacaktı. Şimdi kalkıp seçimlerin ikinci tura bırakılmasını kendi başarınız olarak göstermeniz biraz tuhaf olmuş!" ifadelerini kullandı.
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun son günlerde yaptığı konuşmalara bakınca artık bir daha Cumhurbaşkanı aday adayı olmayacağını net olarak anlayabiliyoruz. Zira kendi başarısızlığını öncelikle kırsal kesimdeki vatandaşlarımızın üzerine attı. Neymiş "500 TL ile bile geçinebildikleri için hayat pahalılığından onlar etkilenmemiş!" ve bu yüzden onlardan pek fazla oy alamamışlar. Eğer bu söyledikleri gerçekse hem kırsalın durumu iddia edilenlerin tersine gayet iyiymiş hem de kırsaldakiler Kılıçdaroğlu'nun her türlü tatlı vaadine rağmen kendisine güvenemişler. Seçimden sonra kendi haklarında şöyle bir konuşmayı yapan bir şahsa nasıl güvensinler?
Seçimlerde ölümüne Kılıçdaroğlu'nu savunan ve destekleyen başta medya tayfası olmak üzere, birçok partili de Kılıçdaroğlu'nun aleyhine dönmüş durumda. Kılıçdaroğlu'nu kurultaydan uzaklaştırmak, aday bile olmadan istifa ettirmek istiyorlar. O da şanlı direnişini gösteriyor; yerel seçimleri de kaybetmeden, Erdoğan'a son kez bir seçim galibiyeti daha yaşatmadan bırakmayacağı düşüncelerinin oluşmasına neden olan tavırlarını sürdürmeye devam ediyor. Düşünün daha düne kadar kendisini destekleyen birisi sosyal medyadan şu paylaşımı yapmak durumunda kalıyor:
"Akşam, Sözcü TV'de Kemal Kılıçdaroğlu ile yapılan programın tamamını izledim. Verdiği cevapların analizini filan yapmayacağım. Ben sebebi ne olursa olsun Kemal Bey'e oy veren %47.82 gibi büyük bir kitle olmasından dolayı bu programdan sonra daha da endişeliyim...
Allah yardımcımız olsun..."

DAHA DÜNE KADAR KILIÇDAROĞLU'NU BİZE METH EDENLER ŞİMDİ ONU YERDEN YERE VURUYORLAR!
Daha düne kadar kendisini her türlü argümanla destekleyen gazeteci Fatih Portakal tüm bu gelişmelerden sonra Kılıçdaroğlu için "Kemal Kılıçdaroğlu basiretsiz ve korkak bir liderdir" tanımlamasını yapıyor, yargı ifadelerini kullanıyor.
Diğer yandan kendisine seçimde her türlü desteği veren Nevşin Mengü "Sıradan bir kişi CHP'de seçilemez diyor. Kardeşim Muharrem İnce madem sıradan bir kişiydi de neden Cumhurbaşkanı adayı yaptınız, Kılıçdaroğlu'nun enteresan çelişkileri var" diyebiliyor.
Kılıçdaroğlu, partiye yakın isimler tarafından "Atatürkçüleri, Yurtseverleri, Ulusalcıları yuvadan atıp, Siyasal İslamcıları, Kürt Milliyetçilerini, Liboşları, Cemaatçileri (FETÖ), Soykırımcıları, Tescilli Ajanları ve Soroscuları monte etti" eleştirilerine maruz kalıyor, kılı bile kıpırdamıyor. Sizin anlayacağınız seçimlerden sonra takke düştü, kel göründü. Tüm fatura Kemal Kılıçdaroğlu'na kesilmeye başlandı.

CHP'Yİ ELE GEÇİRMEK KOLAY OLMADI, NE YANİ BİRİLERİ İSTİYOR DİYE GENEL BAŞKANLIKTAN MI VAZGEÇSİN!
Kemal Kılıçdaroğlu'nun 75 yaşında bu kadar başarısızlığına rağmen koltuğunda oturmakta ısrar etmesi aslında CHP ve peşinden gidenlerin topluma bir şey veremeyeceklerini göstermesi bakımından da çok isabetli oldu. Kılıçdaroğlu an itibariyle yine AK Parti'ye ve Erdoğan'a çalışıyor bir görüntü veriyor. Ekrem İmamoğlu ve çevresinin CHP Genel Başkanlığı için sahip olduğu iştahı görmesine rağmen genel başkanlıktan vazgeçmiyor. Nasıl vazgeçsin ki? Oraya kaset kumpası ile oturdu, partiyi ele geçirdi. Ele geçirdikleri bir partiye onu buna mı bıraksınlar yani!

Sözün özü: CHP'de değişim şart. Ama olmasa da olur!