Doğum kendi başına bir mucizedir. Özellikle anne için onu birçok hastalıktan koruyan bir kalkan olarak değerlendirebiliriz. Hatta araştırmalar sonucunda kanser başta olmak üzere birçok rahatsızlığı ortadan kaldırdığı da bilinenler arasındadır.
Doğum sonrası başlayan 40 günlük sürece ise lohusalık süreci denir. Lohusalık, bir kadının doğumdan sonra yaşadığı fiziksel ve duygusal değişiklikleri ve bu dönemdeki özel gereksinimleri ifade eder. Lohusalık aynı zamanda kadının vücudunun doğum sonrası iyileşmesini ve bebek bakımını üstlenmesini içerir. Bu dönemde kadınlar sıklıkla duygusal değişiklikler yaşarlar ve bu hormonal değişikliklerle ortaya çıkan stres ve yorgunluk gibi faktörler, duygusal dalgalanma yaşamalarına yol açabilir.
Doğum yaptıktan sonra geçen o 40 gün anne ve bebek için hem tıbben hem dinen ciddi önem arz ediyor. Yalnızca İslamiyet’te değil diğer semavi dinlerde de aynı durum geçerlidir. Bu yüzden semavi dinlerde de 40 gün boyunca yeni doğum yapmış kadın yalnız bırakılmaz. Sebebi ise bu dönemde hem fizyolojik hem psikolojik olarak annenin desteğe ihtiyacı olmasıdır.
Yeni doğum yapmış kadına çevresinde bulunan en yakın kişilerin, empatiyle yaklaşması, duygu ve düşüncelerini dinlemesi, ona destek olduklarını göstermeleri lohusalık dönemi boyunca çok önemlidir. Annenin ihtiyaçlarına duyarlı bir yaklaşım sergilenmesi hem anne hem bebek için yapılacak en anlamlı şey olacaktır.
Lohusa dönemindeki bir anne, kendisini zaman zaman depresif ve kaygılı hissedebilir. Bu nedenle annenin çevresinde bulunan kişilerin moral ve motivasyon sağlamaları anne için oldukça faydalı olacaktır. Herkese iyi tatiller.