Geçtiğimiz Salı akşamı Eskişehir bir kez daha Türkiye’nin dikkatlerini üzerine çekti. Daha önce Eskişehir ve Eskişehirspor’a övgüde sınır tanımayan bazı kanalların 35 bin kişilik stada ve alınan 3-0’lık galibiyeti görmezden geldiklerine tanık olduk. TİVİBU gibi önemli bir haber ve spor kanalının canlı yayınladığı Eskişehirspor- Balıkesirspor maçının ardından sözüm ona spor kanallarının tartışması “Süper ligde şampiyonluk mücadelesi” geyiği idi…
Salı akşamı tam anlamıyla bir şov ve futbol resitali sunan Eskişehirspor tribünleri ve Eskişehirspor gerçeğini ne hikmetse görende, duyanda olmadı… Birkaç satır ya da birkaç cümle ile bile Eskişehirspor konusuna giren olmadı. Çünkü onların geyikleri Eskişehirspor gerçeği ile asla örtüşmez…
Ancak kimse unutmasın ki Eskişehirspor küllerinden yeniden doğuyor. BAL ligine kadar indik ve dibi gördük. Bir kısım çevreler “Kulüp kapansın, Eskişehirspor FK kurulsun, borçlar sıfırlansın!” derken, Salı günü tribünleri dolduran 35 bin ve dışarıda kalan on binler tıpkı Eskişehirspor’un futbol tarihine adını altın harflerle yazdırdığı günlerdeki gibi “isyan ateşini yeniden yakmakla” meşguldü…
Eskişehirspor gibi büyük camiaların üst liglerde varlığını sürdürmesi “futbol baronlarının” işine gelir mi? Gelmez elbette… Zira Eskişehirspor ve camiası her zaman elde ettiği her başarıyı tırnaklarıyla kazıyarak elde etmiştir. Daha önce de 3’ligi gördük, şimdide gördük. Alt liglerde yıllarca varlık mücadelesi verdik. Ama bakın Türkiye süper liginin tarihine ve ebedi puan cetveline… Orada hala Eskişehirspor’un ilk 10 arasında bulacaksınız. Orada unutulmazlar arasında göreceksiniz. Bunca acıya, itilmişliğe, yalnızlığa rağmen Eskişehirspor’un adını o ebedi puan cetvelinde aşağı düşüremediler…
Bugün endüstriyel futbolun olmazsa olmazlarından yayıncı kuruluşların bile süper ligin marka değerinin yükseltilmesi için “taraftarı olan şehir kulüplerinin” süper ligde mücadele etmesi gerektiğini vurguladığı kulislerde konuşuluyor.
Hiçbir camiayı hedef almam, küçük ya da büyük diye değerlendirmem ama bakın süper lige, ligin lokomotif takımlarını çıkın semt ve ilçe takımlarının yer aldığını ya da futbol kültürünün aidiyete dönüşemediği bazı şehir takımlarını görürsünüz. Türk futbolunun marka değerine katkı yapan camiaların ise bir şekilde tasfiye edildiğini düşünmeden edemiyor insan…
Gelelim bugüne… Eskişehirspor ait olduğu yere gidebilmek için önce Ayvalıkgücü Belediyespor ile iki zorlu maç oynayacak. Bu engeli geçtiği takdirde diğer gurubun finalisti ile tarafsız sahada tek maç üzerinden final oynayacak… İşte tam burada hem sahada hem de masada iyi bir mücadele vermemiz gerekiyor. Sahadaki mücadeleden eminiz ama hakkımızın yenmemesi için masada da güçlü olmalıyız. Çünkü bu arena öyle bir arena ki, “Aslanı tilkiye boğdururlar!” Onun için saha dışı etkenlerin de dikkate alınacağı bir sürecin içindeyiz. Fazla bir zamanımız yok. Bugünden sayın önümüzde sadece 4 gün var… Bu 4 günün özellikle seçilmiş ve atanmışlar açısından çok iyi yönetilmesi gerekiyor. Kulüp yönetiminin ve sahada mücadele ederek ter döken teknik heyet ve futbolcularımızın bu aşamada yalnız bırakılmaması gerekiyor.
Bu arada sahada ter dökenlerin ve tribünlerde yer alanlarında her türlü tahrike hazırlıklı olmaları ve gelmemeleri önemli… Verilen mücadelenin hedefine ulaşması için herkesin çok dikkatli olması gerekiyor. Çünkü büyük camialar küçük olayların veya camiaların ayak oyunlarını bozabilecek tecrübeye sahiptir. Eskişehirspor’da gerçekten büyük bir camiadır.. İşimiz zor ama imkansız değil. Denizi geçip inşallah derede boğulmayacağız.