Eskişehir yeni bir yıla girdi.
Umutlar tazelendi, aşklar gözden geçirildi.
Ama bazı tartışmalar var ki…

Ne yıl eskitebiliyor ne de şehir.

Geçtiğimiz günlerde Eskişehir’e yıllarını vermiş, bu kenti bir Anadolu kasabasından çağdaş bir şehir kimliğine taşıyan Yılmaz Büyükerşen siyaseti bıraktığını açıkladı.
İsim vermedi.
Hedef göstermedi.
Bağırmadı, çağırmadı.

Sadece sitem etti.
Bu sitemler yıllarını Eskişehir’e adamış bir insanın kırgınlığıydı.
Ne bir hesaplaşma çağrısıydı ne de bir tehdit.
Ama belli ki bazıları bu sözleri kendine ayna tutmuş olacak ki…

Odunpazarı Belediye Başkanı Kazım Kurt, bir televizyon programında adeta freni patlamış bir kamyon gibi yokuş aşağı indi.
Ağzını açtı, yumdu gözünü.
İsim vermeden konuşan hocaya, isim vererek saldırdı.

Ne dedi?

“Yılmaz Büyükerşen ile şu anda herhangi bir iletişimim yok. Eskişehir’e çok büyük hizmetler yaptı, partimize de önemli katkılar sundu. Bunlara itirazım yok. Bana da geçmişte çok büyük yardımları oldu. Ancak bunları sık sık dile getirmesi, karşılığında bir beklenti varmış izlenimi yaratıyor. Bu tavır hocaya yakışmadı” Bundan sonra Yılmaz Büyükerşen hakkında yorum yapmayacağını vurgulayan Kurt, “Eğer konuşursam hakaret etmek zorunda kalabilirim. Bana ya da atalarıma ‘hain’ demek kimsenin haddi de yetkisi de değildir. Herkes işine baksın. Yılmaz Büyükerşen’e kırıldım. Ben de hocaya bir şeyler katmışımdır ancak bunu dile getirmek, atalarımdan aldığım terbiyeye uymaz.”
Bu bir uyarı değil, bu bir itiraftır.
Bu bir belediye başkanının kendini kaybettiğinin ilanıdır.

Kazım Kurt, Yılmaz Büyükerşen’in Eskişehir’e yaptığı büyük hizmetleri kabul ettiğini söylüyor ama ardından “Bunları bir beklenti karşılığında mı” yaptığını sorarak hocayı nankörlükle, ima yoluyla çıkarcılıkla suçluyor.
Bu şehirde tramvaydan müzeye, kültürden sanata kadar taş üstüne taş koymuş bir isme “beklenti” yaftası yapıştırmak bile isteye yapılan bir itibarsızlaştırmadır.

Daha da vahimi ne biliyor musunuz?
“Kırıldım” deyip arkasına “hakaret ederim” tehdidini koymak.
Siyaset bu mudur?
Belediye başkanlığı bu mudur?

Yetmedi…
İş Tatar milliyetçiliğine kadar getirildi.
Konu saptırıldı, duygular kaşındı, Yılmaz Büyükerşen adeta kalabalığın önüne atıldı.
Çünkü bazıları kendi siyasetini büyütmek için başkalarının emeğini hedef tahtası yapar.

Kazım Kurt’un son dönemde izlediği politika net!
Kavga ederek görünür olmak.
Tartışma yaratarak alan açmak.
Kendisi konuşmasa bile adamlarını öne sürmek.

Bu bir güç zehirlenmesidir.
Ve en tehlikeli zehir fark edilmeden içilendir.

Şunu herkes bilsin!
Freni patlamış kamyon yokuş aşağı inerken en çok gürültüyü çıkarır.
Ama gürültü hız değildir, cesaret hiç değildir.
Direksiyonu kaybeden, yolda ilerlemez, sağı solu ezer.
Bugün bağırarak inenler sanıyor ki herkesi solluyorlar.
Oysa Eskişehir bilir:
Yokuş aşağı gitmek marifet değil, kamyonu sağ salim durdurabilmek marifettir.
Ve bazıları kamyonu kullanmıyor…
Kamyonun altında kalma pahasına direksiyona asılıyor.

Umarız bu gürültünün, bu kontrolsüz inişin sonunda kimse kamyonun altında kalmaz.