Olaya bakın…
Eskişehir’de sıradan bir vatandaş, kendi taşınmazına ait kira sözleşmesini görmek için Odunpazarı Belediyesi’ne başvuruyor.
Görünürde basit bir talep…
Kendi mülküne dair belgeyi görmek istemek en doğal hakkı değil mi?
Ama ne gezer?
Belediyeden yanıt ne dersiniz?
“Hayır!”
Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü, 26 Ağustos 2025 tarihli işlemle, sözleşmenin kiracı tarafından zaten ibraz edildiğini öne sürüyor.
Yani vatandaş hakkını istiyor ama belediye çeşitli bahanelerle önüne set çekiyor.
Şaka gibi değil mi?
Vatandaş haklı olarak idare mahkemesine başvuruyor.
Ve mahkeme belediyenin belgeyi vermemesini hukuka aykırı buluyor.
Kararda 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 2. maddesi hatırlatılıyor…
Kamu kurumları, avukatların görevleri kapsamında talep edilen bilgi ve belgeleri sunmak zorunda.
Talep edilen kira sözleşmesi, davacının maliki olduğu taşınmaza ait ve 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu kapsamındaki istisnalar arasında değil.
Üstelik 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu açısından da bir engel yok.
Yani özetle belediyenin bahaneleri, tek tek çürütülüyor, işlem iptal ediliyor ve davacı yargılama gideri ile vekâlet ücretini de davalı idareden alıyor.
Ama işin komik tarafı şurada…
Bu olay yüzeyde “basit bir belge talebi” gibi görünse de ardında vatandaşın haklarına ulaşmasını zorlaştıran devasa bir bürokratik mantık yatıyor.
Yasaklar, engeller ve gereksiz prosedürler öylesine standart hâle gelmiş ki sıradan vatandaş en doğal hakkını kullanmak için mahkemeye koşmak zorunda.
Ve gel de sorma…
Başkalarını yasaklar ve engeller üzerinden eleştirenler, kendi vatandaşına karşı aynı yöntemleri kullanıyor.
Vatandaş basit bir belge istiyor, avukat görevini hukuka uygun yerine getiriyor ama belediye bahane üretme sanatında zirve yapıyor.
Bu sadece bir belediye meselesi değil…
Belediyenin vatandaşla ilişkisi, şeffaflığı ve demokratik sorumlulukları ile doğrudan ilgili bir sorun.
Yasal olarak verilmesi gereken belgeyi vermemek, haklıyı bahanelerle engellemek, demokratik sürece gölge düşürmekten başka bir şey değil.
Başkalarına demokrasi nutukları atarken, kendi belediyeniz basit bir belgeyi vermemek için aylarca hukuki süreç işletiyor.
Şeffaflık, erişebilirlik, halkçılık söylemleri nerede?
Anlayacağınız mesele sadece bir kira sözleşmesi değil…
Mesele vatandaşın temel haklarına ulaşabilme mücadelesi, bürokratik engeller ve siyasi ironinin ta kendisi.
Yani…
Şeffaflık ve halkçılık konuşmakla olmuyor.
Belgenin tek bir nüshasına dahi ulaşamayan vatandaş için mahkemeler tek güvenilir yol hâline gelmiş…
Daha ne olsun ki?