Eskiden iftar sofralarının bir anlamı vardı.

Ramazan ayı denince akla ilk gelen şey açlığı ve yoksulluğu hatırlamak, paylaşmayı, yardımlaşmayı ve dayanışmayı öğrenmekti.

Sabır bir yanda dursun esas mesele paylaşmaktı, birlikte olmanın güzelliğini yaşamaktı.

Ama bugün gelinen noktada bu en temel değerler bile siyaset uğruna çarpıtılıyor, bir avuç güç sahibinin çıkarına alet ediliyor.

İnönü’de yaşanan son olay bunun açık bir örneği.

CHP İnönü İlçe Başkanı Halil Dündar, sosyal medyadan yaptığı açıklamada, bazı AK Parti meclis üyeleri ve yöneticilerinin, Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği iftar programına katılan gençleri ve esnafı telefonla arayarak “Oraya gitmeyin, dükkânın elden gider” diyerek baskı yaptığını öne sürdü.

Düşünün…

Ramazan ayındasınız, sofralarda paylaşmanın ve birlikteliğin kutsallığı konuşuluyor ve birileri gençlerin ekmeğini tehdit ediyor, katılım hakkını ellerinden almaya çalışıyor.

İftar sofralarını siyaset aracı hâline getirmek, insanları korkutmak ve baskı altına almak ne demektir? Eğer bir toplumun kutsal anlarını çiğneyerek güç elde etmeye çalışıyorsanız gerçekten çok üzücü.

Bu sadece İnönü’nün sorunu değil…

Bu siyaset eliyle toplumun manevi değerlerinin nasıl çiğnendiğinin en somut örneğidir.

Dahası İnönü Belediyesi’nin daha önce Büyükşehir Belediyesi tarafından açılan halk ekmeğe mühür koyması ile gündeme gelmiş olması durumun ciddiyetini artırıyor.

İftar sofrası, en çok birliğe ve paylaşmaya ihtiyaç duyulan bir zaman dilimidir.

Ama ne yazık ki bugün, sofralarda siyaset yapmak, insanları korkutmak, gençlerin ve esnafın ekmeğiyle oynayarak gözdağı vermek konuşuluyor.

Ramazan ayında insanın ekmeğini tehdit etmek, manevi bir ayı, dayanışma ve paylaşma dönemini, bir korku aracına çevirmek utanç verici bir durumdur.

Asıl soruları soruyorum.

Bu tehditleri savuranlar talimatı kimden aldı?

Belediye Başkanı Serhat Hamamcı, görevini sokakları süpürmek gibi basit işlerle övünmek yerine, neden iftar sofralarını dağıtma girişimine göz yumuyor veya sessiz kalıyor?

Ak Parti İl Başkanı Gürhan Albayrak, bu yaşananlara ne yanıt verecek?

İl Başkanlığı tarafından da Ramazan ayı boyunca Dedekorkut Parkı’nda binlerce vatandaşa iftar veriliyor.

Orada paylaşma, dayanışma anlatılırken, bir ilçede “iftar sofrasına” katılan gençler ve esnaf işiyle tahdit ediliyor?

Çelişki yok mu?

Eskiden insanlar iftar sofralarına gönüllerini açardı.

Bugün ise insanlar sofraya gitmekten korkar hâle geldi.

Siyaset, kutsal zamanlara ve insani değerlerin en temel noktalarına bulaştırılmamalıdır.

İftar sofrası, ekmek ve paylaşma ayıdır.

Siyaset, baskı ve tehdit zamanı değildir.

Sofraları siyasetin oyuncağı hâline getirenler, toplumun vicdanını, gençlerin özgürlüğünü, esnafın emeğini hiçe sayıyor.

Ve şimdi asıl soruya dönelim…

Önce Gürhan Albayrak’a soralım.

Sayın Albayrak bu iddialar doğru mu, değil mi?

Eğer doğru değilse çıkıp açık ve net bir açıklama yapın.

Eğer doğruysa da gereğini yapın.

Sayın Serhat Hamamcı’ya gelince…

Belediye başkanlığı makamı yalnızca rutin hizmetleri yerine getirmekle sınırlı değildir.

Sokak süpürmek, çöp toplamak, asfalt dökmek zaten yapılması gereken görevlerdir.

Asıl mesele şehirde adalet duygusunu korumaktır.

Eğer bir ilçede insanlar bir iftar programına katıldığı için işini kaybetmekle tehdit edildiğini düşünüyorsa orada belediye başkanının sorumluluğu vardır.

“Benim bilgim yok” demek yeterli değildir.

Çünkü bazen yöneticinin suskunluğu, en az tehdidin kendisi kadar ağırdır.

Siyaset rekabet işidir ama korku siyaseti değildir.

Sandıkta kazanamadığını telefonla baskı kurarak telafi etmeye çalışmak, güç göstergesi değil zayıflık göstergesidir.

İnsanları ikna edemeyenler, korkutmayı dener.

Oysa korku üzerine kurulan hiçbir düzen kalıcı olmamıştır, olmayacaktır.

Ramazan ayı sabrın, merhametin ve paylaşmanın ayıdır.

Bu ayda bile siyasi hesaplarla hareket ediliyorsa burada ciddi bir zihniyet problemi vardır.

İftar sofraları bir partinin, bir grubun ya da bir makamın tekelinde değildir.

O sofralar halkındır.

O ekmek herkesindir.

O davet katılanın iradesidir.

Esnafı ekmeğiyle tehdit edenler şunu unutmamalıdır.

Ekmeğin bereketi korkuyla değil, helallikle artar.

Ve helalliği zedeleyen her tutum er ya da geç sahibine döner.

Ve tekrar soruyorum !

Bu tehditleri savuranlar talimatı kimden aldı?