Ekonomi diyoruz.
İşsizlik diyoruz.
Geçim sıkıntısı diyoruz.
Vatandaşın evine giren ekmek küçülüyor.
Pazardaki poşet yarıya düşüyor.
Gençler diplomalarıyla iş arıyor.
Bakın biz neyi konuşuyoruz?
Hatırlarsınız…
Belediyeler kimin iş kapısıydı?
Eskiden ne konuşulurdu?
“CHP’li belediyeler iş kapısı oldu” denirdi.
Belediye başkanlarının telefonları susmazdı.
“Oğlumu işe al başkanım…”
“Kızımı ne olur bir yere yerleştirin…”
Vatandaş umudunu belediyeye bağlardı.
Çünkü başka kapı kalmamıştı.
Bugün geldiğimiz noktada tablo değişmiş gibi görünüyor.
Ama değişen sadece aktörler gibi duruyor.
Şimdi kulislerde bambaşka iddialar dolaşıyor.
Artık belediyeler vatandaşın değil, meclis üyelerinin iş kapısı haline mi geldi?
Çok enteresan ihbarlar alıyorum.
Bir Büyükşehir Belediye Meclis Üyesi’nin oğlunu belediyede işe yerleştirmek için devreye girdiği iddiası…
Daha da vahimi bir belediyede “özel kalem müdürlüğü” koltuğu için yürütüldüğü söylenen yoğun kulis çalışmaları…
Özel kalem müdürlüğü sıradan bir kadro değildir.
Belediye başkanına en yakın, en kritik pozisyondur.
Liyakat ister, güven ister, ehliyet ister.
Eğer bu iddialar doğruysa mesele bir kişinin işe girmesi değildir.
Mesele çok daha başka…
Siyaset akrabayı, çoluğu, çocuğu işe sokma sanatı değildir.
Meclis üyeliği ise koltuğunu kullanma yeri değildir.
Belediyeler seçilmişlerin yakın çevresine kadro açılan yerler hiç değildir.
Bugün ekonomik krizden söz ediyorsak, gençlerin umutsuzluğundan yakınıyorsak, torpil düzenine karşı olduğumuzu söylüyorsak önce kendi kapımızın önünü temizlemek zorundayız.
“Biz farklıyız” diyorsanız farklı davranacaksınız.
“Liyakat” diyorsanız önce kendi çevrenizden başlayacaksınız.
Aksi halde eleştirdiğiniz düzenin bir benzerini üretmiş olursunuz.
Şimdilik isimler bende.
Ama bu iddialar netleşirse, belgeleriyle konuşuruz.
Bu şehir kimsenin aile şirketi değil.
Bu koltuklar kimsenin akraba istihdam bürosu değil.
Ama size sözüm olsun!
Kim olursa olsun, hangi partiden olursa olsun, belediyeyi kendi çevresine kariyer basamağı yapan meclis üyelerinin karşısında durmak boynumuzun borcudur.
Zamanı geldiğinde birer birer yazacağım!