Malum…

2026 yılı “Eskişehir Yılı” ilan edildi.

Büyükşehir Belediyesi hazırlıklara başladı.

Eskişehir Büyükşehir Belediyesi ile Eskişehir Ticaret Odası arasında bir protokol imzalandı.
Her ayın 26’sında Eskişehirlilere yüzde 15 indirim…

Aynı anlaşma küçük esnafla da yapılmış.

Kağıt üzerinde bakınca hoş.
Sembol var.
Rakam var.
“26” var.

Ama içi var mı?

Belediye Başkanı Ayşe Ünlüce diyor ki her ayın 26’sında belediyeye ait işletmelerde yüzde 15 indirim yapılacak.

İyi de…

Bu kime ne fayda sağlayacak?

Eskişehir halkı 26’sında hediyelik eşya mı alacak?
Magnet mi biriktirecek?
Yüzde 15 indirimle kimin yüzü gülecek?

Vatandaşın gündemi bambaşka.

Mutfakta yangın var.
Pazarda yangın var.
Kasapta yangın var.
Kirada, faturada, okul masrafında yangın var.

Siz 26’yı sembolleştiriyorsunuz.
Halk 26’sında ayın sonunu nasıl getireceğini düşünüyor.

Madem rakam üzerinden gidiyoruz…
O zaman rakamın hakkını verelim.

Her ayın 26’sında Kalabak suyu 26 lira olsun.
Halk Ekmek’te ekmek 2,6 lira olsun.
Halk Et’te yüzde 15 değil, yüzde 26 indirim olsun.
Hatta yapabiliyorsanız etin kilosu 26 liraya düşsün.

O gün gerçekten bayram havası olur.

Halk Süt’te 3 litre süte yüzde 26 indirim yapın.
Öğrenciye 26 TL ulaşım kartı yükleyin.
Emekliye 2.600 TL destek verin.

26 sadece takvimde bir gün olmasın.
Cüzdanda hissedilsin.

Çünkü mesele “indirim yaptık” demek değil.
Mesele o indirimin hayatı gerçekten kolaylaştırması.

26’yı marka yapacaksanız, içini doldurun.
Sembolik değil, somut yapın.
Gösterişli değil, etkili yapın.

Eskişehir halkı koskoca yılın bir ayında bir gün gerçekten gülsün istiyorsanız…

O gün selfie çekilecek bir gün olmasın.
O gün mutfakta tencerenin kaynadığı gün olsun.
O gün annenin “bugün rahatladık” dediği gün olsun.
O gün emeklinin pazardan fileyi doldurduğu gün olsun.

26 bir kampanya günü değil…
26 bir nefes günü olsun.

Halkın gerçek bir nefes alacağı bir gün olmalı.

Sembol değil, çözüm olsun.

Hayatın ta kendisi ucuzlasın.

Yapabilir misiniz?