Eskişehir zaman zaman gündeme getirdiğimiz kurumlarını kaybediyor. Sadece kurumlarımızı değil aynı zamanda değerlerimizi de kaybediyoruz. Örneğin Eskişehir ekonomisinin hayat damarlarından biri olan Tekstil sektöründeki kayıplarımızı bilen var mı? Yıllar önce mobilya sektöründeki liderliğimizi kaptırdığımız gibi bir zamanlar, “Dünya Markası” üretme iddiasıyla tekstil sektöründe çıktığımız yolda da bugün yaşanan ekonomik sorunlar sebebiyle liderliğimizi de ekonomik potansiyelimizi de kaybetme tehlikesi ile karşı karşıyayız.

Şöyle bir hatırlatma yapalım. Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi’nin geliştiği yıllarda bölgenin en önemli kuruluşları ve istihdama katkı yapanlar arasında tekstil firmaları öne çıkıyordu. Hatta öyle ki tekstil firmaları arasındaki rekabet kaliteyi de dünya standartlarına yükseltiyordu. Türkiye’nin ve dünyanın ünlülerini giydiren bir sektörün bugün geldiği nokta gerçekten bir hayli düşündürücü. Özellikle OSB’deki firmalara parça üretimi yapan küçük atölyeler ile birlikte Eskişehir’de nerede ise 50-60 bin insanı istihdam edecek boyuta ulaşan sektörün imdat çığlıklarını duyuyor musunuz?

Tekstil sektöründe yaşanan sorunları Türkiye Terziler Konfeksiyoncular ve Giyim Sanatkarları Federasyonu Başkanı Ali Safa Şen arkadaşımız İlksen Akkan’a anlatmış. Şen, ekonomik krizin etkilerinin hissedilmeye başlanmasıyla birlikte tekstil alanında faaliyet gösteren birçok fabrika ve büyük imalathanenin üretimini yurt dışına kaydırdığını ifade etmiş. Bu sürecin hem Ticaret Bakanlığı açıklamalarında hem de ulusal medyada açıkça görüldüğünü vurgulayan Şen, artan imalat maliyetleri ve girdi fiyatları nedeniyle daha önce Türkiye’de üretilen pek çok ürünün artık yurt dışında üretildiğini dile getirmiş.
Yurt dışında üretilip Türkiye’ye getirilen ürünlerin kalite seviyesinin düşük olduğuna dikkat çeken Şen şöyle diyor, “Oysa ülkemizin tekstil üretim kalitesi dünya genelinde kabul görmüş bir gerçektir acil önlem alınmalıdır. Hem imalat hem de ürün kalitesi açısından uluslararası alanda takdir edilen bir konumdayız. Buna rağmen ucuz işçilikle üretilen ve ithal edilen ürünler, markalarımıza ve genel kalite algımıza zarar veriyor.”

Tekstil sektöründe güncel verilere göre 400 binin üzerinde işsiz bulunduğunu belirten Şen, kalifiye iş gücünün sektörden kopmasının uzun vadede ciddi riskler doğuracağını anlatarak, “Kalitemizi ortaya koyan nitelikli elemanların işsiz kalması, gelecekte aynı kaliteyi yeniden yakalayamamamıza neden olabilir. Bu durum ihracatımızı da doğrudan etkiler” ifadelerini kullanmış. Sektördeki hazin tabloyu, “2025 yılında tekstil ihracatının 21,2 milyar dolardan 16,1 milyar dolara düştü” diye özetleyen Şen, bu tablonun sektör adına endişe verici olduğunu da belirtmiş. Çözüm çağrısında bulunan Şen, tekstil girdilerinin maliyetinin düşürülmesi ve iş gücü üzerindeki yüklerin azaltılmasına yönelik acil tedbirlerin hayata geçirilmesini önermiş.

Bu arada benim endişem Eskişehir ile ilgili. Eskişehir’de sektörü ayağa kaldırmak için sorumluluk alması gerekenler ne yazık ki, “çiçek-böcek savaşları” ile siyasi rant elde etme peşinde. Eskişehir’in kaybettikleri kimsenin umurunda değil. Eskişehir emeği ile kazananların, alın teri ile çalışanların şehridir. Bazılarının daha fazla insanın sistemin dışına itilmesinin önüne geçmek için “kırmızı koltuk” rekabeti yerine biraz da sorunlara ve onların çözüm yollarına kafa yormaları gerekmez mi? Bugün “imdat çığlıklarını” duymazdan gelenlerin yarın oturacak koltuk bulamayacaklarını hatırlatalım.