Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı Eskişehir’e geldi.

Ziyaret edilen yerlerden biri de kentin en büyük sorunlarından biri hâline gelen Çifteler Sakaryabaşı oldu.

Uzun süredir bölgedeki su sorunu kamuoyunun gündemindeydi.

Üstüne birde kuraklık aldı başını gitti.

Herkes çözüm bekliyordu.

Nihayet “müjde” verildi.

Suyun geldiği açıklandı.

Ancak mesele sadece su değildi.

Ve olay müjde olmaktan çıktı!

Sayın Bakan açıklamasında kurumanın nedenini belediyenin “sit alanında izin almaması ve mühendislik gereklerini gözetmemesi” olarak ifade etti.

Ardından da hukuki sürecin başlatılacağını söyledi.

İşte tam burada müjdeye gölge düştü.

İçine siyaset karıştı.

Su geldi denirken aynı cümlenin içinde bir belediye açık hedef gösterildi.

“Su siyasetin üstündedir” denir hep.

Çünkü su hayattır.

Ama Sakaryabaşı’nda su kendini politikanın tam ortasında buldu.

Sakaryabaşı’ndaki kuruma meselesi sadece bir belediyenin ihmaliyle açıklanabilecek kadar basit mi?

Kuraklık gerçeği ortadayken bütün sorumluluğu tek kaleme indirgemek ne kadar doğru?

Hukuki süreç elbette yürüsün.

Eğer bir ihmal varsa ortaya çıksın.

Ama kamuoyuna verilen mesajın tonu çözümden çok meydan okumayı andırıyorsa orada bir şeyler ters gidiyor demektir.

Üstelik CHP’li belediyelerin iktidar ile uzun süredir gerilimli bir zeminde ilerlediği bilinirken su üzerinden verilen mesajın sadece teknik bir açıklama olduğunu söylemek kolay değil.

Sakaryabaşı yeniden canlanıyorsa bu hepimizin ortak sevincidir.

Ama suyun gelişi bir siyasi hesaplaşmaya dönüşmüşse…

İşte o zaman sorun sadece kuraklık değildir.

Orada bir gözdağı vardır!

Özetle…

Bakanın gelmesiyle birlikte…

Sakaryabaşı’ndan su mu aktı yoksa siyaset mi?

Biz onu anlayamadık!