Tam 38 yıl önce, 1 Mart 1988’de yaşadığımız heyecanı bugün gibi hatırlıyorum. 2Eylül Gazetesi, Eskişehir yerel basınına yeni bir soluk katmak amacıyla yola çıktığında, aslında sadece bir gazete doğmuyordu; bir inanç, bir iddia ve bir mücadele ruhu da hayat buluyordu. Bugün hâlâ o çatının altında yer almanın haklı gururunu yaşıyorum. O günlerin imkânlarıyla bugünü kıyasladığınızda arada adeta bir çağ farkı var. Tipo baskının kurşun harfleriyle dizilen satırlar, mürekkep kokusuna karışan sabah telaşı, matbaanın bitmeyen gürültüsü…

Gazetecilik sadece bir meslek değil, adeta bir yaşam biçimiydi. Sonra ofset baskıya geçtik. Teknoloji gelişti, hız arttı. Bugün ise dijital medya çağındayız; haber artık saniyeler içinde milyonlara ulaşabiliyor. Ama değişmeyen bir şey var: Emeğin değeri ve ilkelere sadakat. Kimler geldi, kimler geçti bu uzun soluklu yürüyüşten… Her biri bu çınarın gövdesine bir halka ekledi. İlk gün belirlediğimiz doğru habercilik, tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerinden sapmadan bugünlere gelebilmek, yerel basın şartlarında gerçekten kolay bir iş değildir. Hele ki 38 yıl boyunca ayakta kalabilmek; bu, sadece ekonomik değil, ahlaki ve mesleki bir direniştir. 1 Mart 1988’den 12 Ekim 1999’a kadar onurla sürdürdüğüm Yazı İşleri Müdürlüğü görevinden ayrıldıktan sonra hayat beni farklı duraklara götürdü. Ancak insanın “ilk göz ağrısı” hiçbir zaman hafızasından silinmiyor. Yıllar sonra gazetemizin imtiyaz sahibi Sayın Hakan Kaymak ve uzun yıllar birlikte çalışma onurunu yaşadığım Genel Koordinatörümüz İlker Gökce’nin davetiyle yeniden yuvaya dönmek, kelimenin tam anlamıyla “kürkçü dükkânına” dönmek oldu. Bu dönüş benim için sadece bir görev değişimi değil, aynı zamanda bir vefa ve aidiyet meselesidir.

2Eylül’de çalıştığım yıllar boyunca yalnızca Yazı İşleri Müdürlüğü yapmadım. Montajcılık yaptım, kırım yaptım, kalıp hazırladım, makinist yardımcılığına koştum; gerektiğinde mutfağa girip çay demledim, yemek yaptım. Çünkü 2Eylül’de unvanlar değil, sorumluluklar konuşurdu. Herkes gerektiğinde bir diğerinin yükünü omuzlardı. İşte o dayanışma ruhu, bugün hâlâ ayakta kalışımızın en büyük sırrıdır.

Bu gazete hiçbir zaman sadece haber yapan bir mecra olmadı. Eskişehir’in hafızası oldu, sesi oldu, itirazı oldu, sevinci oldu. Zor zamanlarda dimdik durdu, kolay zamanlarda şımarmadı. Kurumsal kimliğine sahip çıktı. Çalışanlarının derdi sadece bir sayfa daha doldurmak değil, temsil ettiği değeri korumaktı. Göz yaşartıcı fedakârlıklar, uykusuz geceler ve alın teriyle yoğrulmuş bir geçmişten söz ediyoruz.

Yerel basında 38 yıl ayakta kalabilmek, başlı başına bir başarı hikâyesidir. Çünkü yerel gazetecilik; büyük bütçelerle değil, büyük yüreklerle yapılır. Bugün 2Eylül hâlâ yayın hayatını sürdürüyor ve Eskişehir’de öne çıkan en önemli yerel medya kuruluşlarından biri olarak varlığını güçlendiriyorsa, bunun arkasında samimiyet, inanç ve emek vardır. Bugün de başta imtiyaz sahibimiz Sayın Hakan Kaymak olmak üzere tüm çalışanların özverisiyle, 2Eylül hem basılı gazete hem de dijital platformlarda daha güçlü bir konuma ulaşmak için kararlılıkla ilerliyor. Değişen medya dünyasına ayak uydururken özünden taviz vermemek, asıl başarı budur.

Benim için 2Eylül; bir gazete olmanın çok ötesindedir. Bir okul, bir emek hikâyesi, bir vefa örneği ve en önemlisi Eskişehir’in yaşayan hafızasıdır.

Çok şükür… Geride kalan yıllara dönüp baktığımda, “İyi ki” diyorum. Ve aynı inançla, aynı heyecanla yarınlara bakıyorum.