CHP’ye yapılan son iyiliğin(!) adı neydi? Bir yılı aşkın süredir CHP’li belediyelere yönelik gerçekleştirilen operasyonların ardından, bayramın hemen öncesinde alınan “Mutlak Butlan” kararıyla ülkenin siyasi gündemi de bir anda değişiverdi. İktidar yanlısı yayın organlarıyla birlikte az sayıdaki muhalif medya kuruluşunun da gündeminin başköşesine oturan “butlan” tartışmalarıyla bir bayramı daha geride bıraktık. Gündemde ne Kurban Bayramı vardı ne de bayramın kendisi… Kısa süreli bayram sohbetlerinin bile ana konusu “Mutlak Butlan” oldu. Anlayan da konuştu, anlamayan da… Herkesin bu konuda bir fikri vardı.
CHP’deki “kuyudaki taşı çıkarma” yarışı sürerken anlaşılan o ki sokağın da kafası iyice karışmıştı. Bir anda “cambaza bak” oyunu sahneye konulmuştu. Ne emekli bayram ikramiyelerinin yetersizliği, ne emekli maaşlarının enflasyon karşısında eriyip gitmesi, ne çarşıdaki ve pazardaki durdurulamayan fiyat artışları, ne yoksulluk, ne açlık sınırı, ne işsizlik, ne de gençlerin hayallerinin karanlığa gömülmesi kimsenin umurundaydı. Varsa “butlan”, yoksa “kurban”…
Bugünü tartışmaktan yarınlara dair yeni hayaller kurma hakkımızın elimizden alındığı günlerden geçiyoruz. Ağız tadıyla bayram bile yapamadık desek yeridir. Alınan “Mutlak Butlan” kararı aslında iktidara nefes aldırırken, iktidar temsilcilerinin kendilerine yöneltilen eleştirilere karşı geliştirdiği “Bizim bir dahlimiz yok, hukukun işi” savunması sizce ne kadar inandırıcı? Siz kaynayan kazanın altına odunu atacaksınız, sonra da çekilip kenardan seyredeceksiniz. Nasılsa o ateşi söndürmek öyle kolay değil…
Bu arada kararın yankıları sürerken işin Eskişehir ayağında da ilginç gelişmeler yaşanıyor. Yıllardır kıyıda köşede bekleyen, “Küçük olsun benim olsun” anlayışıyla hareket eden bazı isimlerin, ortaya çıkan yeni tablo karşısında yeniden pozisyon alma heveslerinin canlandığını görüyoruz.
Yeri gelmişken meşhur bir hikâyeyi hatırlatalım… Avcılar sıcak bir yaz gününde ormanda bir koyun budunu tuzaklayıp beklemeye başlamış. Etin kokusunu alan tilki gelmiş, etrafında birkaç tur atmış. İşin içinde bir tuzak olduğunu anlayınca ete dokunmadan bir ağacın gölgesine çekilip beklemeye başlamış. Bir süre sonra uzaktan bir kurt çıkagelmiş. Bir ete bakmış, bir de ağacın altında bekleyen tilkiye... Tilkiye seslenmiş: “Sen bu eti görmedin mi?” Tilki cevap vermiş: “Hani bugün Ramazan ya, ben de oruçluyum.” Bunu duyan kurt kendini ete doğru atmış. Atmasıyla birlikte tuzak patlamış; et bir tarafa, kurt bir tarafa savrulmuş. Manzarayı gören tilki hemen etin başına koşmuş ve yemeye başlamış. Can derdine düşen kurt, güçlükle seslenmiş: “Hani sen oruçluydun?” Tilki, eti yemeye devam ederken cevap vermiş: “Top patladı, duymadın mı?”
CHP açısından durum biraz da buna benziyor. “Topun patladığını” görenler kolları sıvamış durumda. Mahkeme kararıyla genel başkanlık koltuğuna oturtulacağı düşünülen Kılıçdaroğlu’nun arkasında saf tutmaya başlayanlar var. Bu safın üç kişi ya da beş kişi olması çok da önemli değil. Sonuçta parti içinde ele geçirebileceklerine inandıkları bir koltuk olduğu sürece, “Küçük olsun benim olsun” anlayışıyla hareket edenlerden başka ne beklenebilir ki? Aslına bakarsanız uzmanı olmadığımız bir konuda hüküm vermek de çok doğru değil. Neyse...
Sonuç olarak siyasetin yeni başyapıtı olan “Mutlak Butlan” kararının nelere kadir olduğunu hep birlikte yeniden fark ettiğimizde, siyaset ve millet iradesi üzerinde oluşan yeni vesayet dalgasının yol açtığı tahribatı daha net gördüğümüzde, emin olun çok geç olmuş olacak.