İletişim dilleri ortaya çıkmadan çok önce insanlar yalnızca beden dili ile anlaşıyorlarmış. Bu da demek oluyor ki insanlık tarihinin ilk dili beden dilidir.
Yüzümüz ve bedenimiz mutluluğumuzda, sevincimizde, öfkemizde bizi ele veren iletişim dilimizdir. Vücudumuz bilinçaltımızda bulunan duygu ve düşünceleri bazen istemsizce dışarı yansıtır. Günlük hayatımızda çoğu zaman farkında bile olmadan beden dilimizi kullanırız. Ancak kelimelerimizi kontrol ettiğimiz gibi bedenimizi kontrol edemeyiz. İşte bundandır ki olaylar karşısında bizi ele veren sergilediğimiz beden dilimizdir. Araştırmalara göre iletişimimizin sadece %30 gibi bir kısmını sözlü iletişim oluşturuyor kalan kısımları sessiz sinyallerden yani beden dilimizden oluşuyor.
Daha kalıcı olması adına beden dili ile ilgili birkaç örnek vermek istiyorum.
Örneğin en basit şekliyle gülümsemeyi ele alalım. Birçok gülümseme şekli vardır ancak karşımızdaki kişinin gerçekten samimi gülümsediğini şöyle anlayabiliriz. Gerçek bir gülümsemede ağız köşeleri açılır, gözler köşelerden daralır. Samimiyetsiz bir gülümsemede ise gözlerde herhangi bir değişiklik olmaz. Diğer bir örnek olarak baş hareketlerini verebiliriz. Bazen onay bazen reddetmek anlamına gelen baş hareketlerimizden olan kafamızı yana doğru eğmek bazı zamanda söylenen şeyleri çok dikkatli bir şekilde dinlediğimizi konsantre olduğumuz anlamına gelir. Ellerimizi belimize koymamız kendimizi güvende hissetmemizi sağlamasının yanında saldırganlık ve sinir göstergesidir.
Anlaşmak her zaman sözlü ya da yazılı olmak zorunda değildir. Bazen bir göz hareketi bazen bir baş eğilmesi çok anlam ifade eder. Bunların ne anlama geldiğini bilirsek günlük hayatımızda beden dilini yorumlamak, anlamak ve diğer insanların bize karşı beslediği olumlu yahut olumsuz duyguları öğrenmemiz adına çok yardımcı olabilir. Bunun yanı sıra kendi iletişimimizi daha güçlendirmek için de atabileceğimiz en güzel adımdır.