Eskişehirspor son haftalarda kazanıyor.
Evet, puan tablosu bunu söylüyor.
Son 4 maç, 4 galibiyet… Kağıt üzerinde kusursuz bir tablo.
Sahada artık vazgeçmeyen bir Eskişehirspor var.
Altay karşılaşması bunun en net örneğiydi.
Zor geçti.
Zaman zaman gerdi.
Hatta hepimize “acaba” dedirtti.
Skor tabelasında 2-1 yazıyordu
Ancak bu galibiyet, eleştirilmeyecek bir maç değildi.
Maçın henüz ilk dakikalarında kazanılan penaltı aslında oyunun kaderini erken belirleyebilirdi. Fakat daha önce yaşanan penaltı kaçırma senaryosu bu kez de tekrarlandı. Jakob’un ilk maçında iki gol atarak taraftarın gönlüne girdiği bir haftada penaltıyı kaçırması elbette iyi niyetle açıklanabilir. Ancak bu noktada şunu da net söylemek gerekiyor:
İlk dakikalarda risk almaya gerek yoktu.
Eğer o penaltı maçın son anlarında gelmiş olsaydı, insiyatif konuşulabilirdi. Ama henüz oyunun başında, kazanılmış bir fırsatta daha garanti tercihler yapılmalıydı.
Bir diğer önemli konu ise Altay karşısındaki yaklaşımımızdı. Rakibin teknik direktörü değişmiş, ligde düşme hattında olan bir takımdı. Ama sahada sanki bambaşka bir Altay vardı. Bu da bize şunu bir kez daha hatırlattı:
Bu ligde kimse hafife alınmamalı.
Maçın kırılma anlarından biri ise Deniz’in gördüğü kırmızı karttı. Savunma hattında görev yapan bir oyuncunun bu şekilde oyundan atılması elbette planları bozdu. Açıkçası ben Deniz’i sol bekte daha etkili buluyorum. Ne gariptir ki Altay maçları ona pek yaramıyor. Sezonun ilk yarısında sakatlık, ikinci yarısında kırmızı kart… Biraz da şanssızlığın eseri.
Karttan sonra moraller düşse de Talha’nın golü takımı yeniden ayağa kaldırdı. Fakat sevinç uzun sürmedi ve hemen ardından gelen golle skor eşitlendi. Maçın son dakikalarını adeta yüreğimiz ağzımızda izledik.
Derken sahaya Bünyamin girdi.
Ve girdiği anda farkını gösterdi.
Kazandırdığı penaltı belki de bu maçın kader anıydı. Ardından topun başına geçen Mert… Penaltı anında bile herkesin aklında aynı soru vardı: “Acaba yine mi?”
Ama bu kez olmadı.
Top ağlarla buluştu, skor 2-1 oldu ve Eskişehirspor bir kez daha zoru başardı.
Elbette liderlik yarışında rakiplerin kazanmaya devam etmesi moral bozucu. Kütahya – Balıkesir maçında bir puan beklentisi vardı, ancak oradan da üç puan çıktı ve aradaki fark kapanmadı. Bu da bize şunu gösteriyor:
Bu yarış son ana kadar sürecek.
Şimdi gözler Uşakspor deplasmanında.
Sezonun ilk yarısında 1-1 berabere biten maç hâlâ hafızalarda. Uşakspor güçlü, play-off hedefi olan, kendi sahasında etkili bir ekip. Ancak Eskişehirspor da artık eski Eskişehirspor değil. Hakan Şapçı ve oyuncular bu maça çok daha hazırlıklı çıkacağına inanıyorum.
Ve son olarak konuşulması gereken çok önemli bir mesele var.
Prof. Dr. Fethi Heper Stadyumu’nun zemini.
Bu zemin futbol oynamaya elverişli değil. Bu kadar net. Oyuncular mücadele etmiyor, adeta çamurla boğuşuyor. Maç sonunda biz fotoğraf çekmek için yürümeye zorlanırken futbolculardan tempo beklemek gerçekçi değil. Bir eforla yapılması gereken mücadele, beş katına çıkıyor. Bu da oyuncuları daha çabuk tüketiyor.
Bu zemin Eskişehirspor’a zarar veriyor.
Ve bu sorunun bir an önce çözülmesi gerekiyor.