21.yüzyılda uzay çağı olarak gösterilen şu günlerde ülke olarak hala kadına şiddeti konuşuyoruz. Sadece kadına şiddet değil nasıl bir şiddet kodlaması varsa bu insanların beyinlerinde biz çocuğa, yaşlıya, hayvana uygulanan şiddet bitsin diye beklerken sürekli olarak artışına seyirci kalıyoruz ve bir insan olarak bu izleyiş beni çok rahatsız ediyor.
Geçtiğimiz günlerde yine kadın cinayeti haberlerine uyandık. Evet, evet. Haber değil haberlerine uyandık. 1 kadının hayatına, hayallerine, çocuklarına ansızın vedası ne kadar zorsa biz ülke olarak 8 gencecik kadının hayattan koparılmasına seyirci kaldık. Bu vedaları o kadınlara bir zamanlar eşi olan ya da halen eşi sandığı adamlar yaşattı..
Yine anlıyoruz ki şiddet ilk olarak hep en yakınlarımızdan geliyor..
Şiddetin merkezini araştırdığımda hiçte şaşırtmadı beni. Hepimizin de tahmin ettiği üzere şiddet psikolojik temelli çocukluk döneminden kişiye kodlanan bir tür hastalık. Kadına şiddet uygulayan kişilerin ise yine araştırmalarca özgüvensiz, alkol kullanan, şiddet uygulamayı hak olarak gören, gelir ve eğitim düzeyi düşük, şiddet içerikli filmler/diziler izleyen, sevgisiz büyüyen, çocukluklarında şiddet gören veya şiddete tanık olan, davranışlarından sorumluluk duymayan kişiler oldukları kanıtlanmıştır.
Üniversite yıllarımda çok sevdiğim bir Sosyoloji hocam vardı. Kendisi şiddetin hayvansal bir dürtü olduğunu ve şiddetle yalnızca eğitimle başa çıkabileceğimizi öğretirdi. Bunun içinde devlete ve devletin bu alandaki uzmanlarına çok iş düşmekte olduğunu düşünüyorum. Bunun yanı sıra kadının bilinçaltındaki bu şiddeti hak ettiği kodundan bir an önce sıyrılması gerektiği kanaatindeyim. Çünkü araştırmalarca da bulundu ki şiddete uğrayan kadın bunu hak ettiği için yaşadığını düşünüyor ve bir şekilde şiddeti kabullenmek zorunda bırakılıyor.
Yıllardır bu konuyla alakalı sayısız makale yazıldı ancak günümüzde görüyoruz ki hiç biri bu cinayetlerin önüne geçilmesini sağlayamadı. Devlet tüm toplum bilgilendirilmeli ve eğitilmelidir. Anne-babalar, öğretmenler, sanatçılar, sporcular, toplumun tüm önde gelen kişileri sağlıklı örnekler olmalıdır. Biliyoruz ki eğitim aileden başlamakta. Bu yüzden kültürel değerlerimizin olumsuz yönde yozlaşmasını önlemeye yönelik girişimlerde bulunmanın birincil yolu eğitime evde ailede başlayıp okullarda devam etmektir.
Şiddetin her türlüsüne ve kadın cinayetlerine kesinlikle hoşgörü gösterilmemeli, caydırıcı yasal düzenlemeler acilen yapılmalı, yasalar herkese tam uygulanmalı ve cezada hiçbir indirim uygulanmamalıdır. Aksi takdirde her gün aramızdan yitirdiğimiz kadınlarımızın sayısının gün geçtikçe artışına seyirci kalacağız.
Herkesin bilinçlenip eğitildiği ve zor da olsa şiddetin hiçbir türlüsünün olmadığı bir toplum diliyorum..