CHP’de kurultayın sonuçlanmasına çok az kaldı. Bu hafta CHP’nin yeni yöneticileri ortaya çıkacak. Kılıçdaroğlu’nun alacağını düşündüğüm CHP’de, yönetimlerde değişiklik olacak. İki genel başkan adayı da imza taoplamakla meşguller. Eskişehir’den Jale Nur Süllü ile Utku Çakırözer, CHP genel başkanının tekrardan Kılıçdaroğlu olması için açılan dilekçeye imza koyarken, İbrahim Arslan dilekçeye imza koymadı. Arslan anlaşılan sol kanat oynamaya çalışıyor. CHP’de sol kanat oynamaya çalışanlar ile tüm milletvekilleri ise İsveç’in NATO üyeliğine mecliste ‘Evet’ demeye hazırlanıyorlar. Milletvekili hangi partiden olursa olsun, Filistin meselesini destekliyorsa, yakasına Atatürk rozeti takıyor, Cumhuriyet Bayramında en önde yürüyorsa, İsveç’in üyeliğine de ‘Hayır’ demelidir. Atatürk önderliğinde Cumhuriyeti’miz emperyalizme karşı dişe diş verilen bir mücadelenin sonucu kurulmuştur. Atatürk ve aydınlanması emperyalizme destek verilerek savunulmaz. Tarihe iyi geçmek isteyen Eskişehir milletvekillerimiz emperyalizmi iyi bilmelidir diye düşünüyorum. Çakırözer gibi NATO toplantılarına katılarak, komşu devletler hakkında Amerikalı gözü ile açıklamalar yapmak herkesi yanlışa götürür.
NASIL BAKILMALIDIR
Bu yıl ki, 100. Yıl nedeniyle yapılan görkemli Cumhuriyet Bayramı törenlerinde Padişah Vahdettin’in de adı geçti. Vahdettin meselesine de olumlu açıdan yaklaşmalıyız. Vahdettin İngiliz zırhlısına binerek kaçmasaydı, Atatürk’ün ve silah arkadaşlarının Cumhuriyet’i ilan etmesi zor olurdu. İngilizler dışında tarafsız bir ülkeye gitseydi Vahdettin’in daha sonra İstanbul’a dönem ihtimali de vardı. İngilizler ile işbirliği de ortaya çıkınca, kuvayı Milliyecilerin işi kolaylaşmış oldu.
HANGİ CUMHURİYET
100. yıl nedeniyle Cumhuriyet’imiz üzerine gelişi güzel tartışmalarda yapılıyor. Atatürk va arkadaşları gerçek bir destan yazarak, mazlumlar dünyasına örnek oldular. Gandi’nin “ Atatürk, batılı orduları yeninceye kadar, Tanrı’nın İngiliz olduğuna inanırdık” dedi. Mazlumlar dünyasında durum bu kadar vahimdi. Atatürk’ün gerçek anlamda dünyanın geçirdiği pratikten yola çıkarak Türkiye’ye uyarlanmış olan 6 ilkesi 1923 ile 1938 arasında uygulandı. 1938 den sonra belki bir on yıl daha Atatürk’ün izdüşümü devam etmiş olabilir. Sonrasında yine batılılar, emperyalistler ve yerli işbirlikçileri bir araya geldi. Atatürk’ün koyduğu dönemde bir iki dönem değil, 6-7 dönem vardır. Mesela 12 Eylül dönemini nereye koyacaksınız? Onun için kullanılan kelimelere ve vurgulara dikkat edilmelidir.
AĞZI OLAN KONUŞMASIN
Cumhuriyet ve Atatürk aydınlanmasını anlamayanlarda, 100. Yılda da gelişi güzle konuşuyorlar. Sosyal medyada böyleleri çok var. Bu kişileri çoğumuz anlamakta güçlük çekiyoruz. Sevr’e mi razı olmalıydık. Türkiye İngiliz mandasını mı kabul etmeliydi? Her şeye rağmen Vahdettin’i mi ayakta tutmalıydık. Atatürk’ten daha iyi reçetesi olan var mıydı? Atatürk’ün ölümünden sonra iktidara gelenler, Atatürk’ün politikalarını takip ettiler mi?
NE YAPTI?
Kısacası 100. Doğum günümüzü Eskişehir’de ve tüm Türkiye’de Cumhuriyet’e ermemiz coşkulu törenler ile kutlandı. Tüm yurttaşlar kutlamalara katıldı. Atatürk daha savaş yıllarında Cumhuriyet’e giden yolu açacağını söylüyordu. Mondros anlaşması ile ordularımızı dağıtılmış ve 550 bin kayıp vermiştik. Demiryollarımızdan tersanelerimize kadar her şeyimiz emperyalistlerin elindeydi. Bir yandan iç isyanlar vardı. Bu koşullarda ortaya çıkarılan Cumhuriyet demokrasidir. Türkiye’nin bugün nesi varsa, Cumhuriyet’in eseridir. Cumhuriyet de Atatürk’ün eseridir. Ne yaptığının karşılığı tek kelime ile Cumhuriyet’tir.