CHP Büyük Kurultay hazırlıklarını tamamlıyor. Hafta sonu yapılacak olan kurultay sonrası CHP’de tablo netleşecek.. CHP’liler değişim olacak mı, olmayacak mı bunu merak ediyorlar. “Değişimciler” ile Genel merkezcilerin Eskişehir’de delege sayısı bakımından eşit oya sahip olduğu ifade edilse de yine de durum, kongredeki hava bazı şeyleri değiştirebilir. Tek adaylı değil, çok adaylı bir kongre olacağı için CHP çevreleri oldukça heyecanlı. Bu heyecan vatandaşa yansıyor mu derseniz, böyle bir şeyi sokakta görmek mümkün değil. Çünkü CHP’de “değişim” diyenler kendi tabanlarını ikna etmekte zorlanıyorlar. Genel merkezcilerde yeterince tabanlarına heyecan veremiyorlar.

Peki, hafta sonunda yapılacak kongreden ne çıkacak? Türkiye bundan ne kazanacak? Bu soruların sağlıklı cevapları yok. Bu cevapların ortaya çıkabilmesi için sokaktaki vatandaşa dokunacak somut söylemler ne yazık ki yok. Hele son dönemde parti içi gerilimler, çekişmeler mücadeleler daha fazla ön plana çıktığı içinde özellikle muhalif seçmen olarak bilinen vatandaş iktidarın uyguladığı ekonomik politikalar karşısında kendini çok yalnız hissediyor, savunmasız görüyor. Bu sebeple o kesimlerinde hızla ana muhalefet partisinden uzaklaştığına tanıklık ediyoruz..

Kısacası her zaman olduğu gibi CHP’de parti içi iktidar mücadelesi vatandaşın sorunlarının önüne geçmiş görünüyor. CHP on yıllardır yaşadığı başarısızlık hikayelerinin özetini bu tablonun içinde arama cesaretini gösterebilseydi belki yeni bir başarı hikayesi yazılabilirdi. Ne yazık ki başarısızlığın sebebini bir kısım parti içi muhalif kesim, “CHP’nin klasik politikalarından uzaklaşmaya” bağlarken, “değişim” diyenlerde başarısızlığın faturasını ne yazık, “sağcı danışmanlara” kesmenin hesabı içerisinde.

Bir kere vatandaşı sağcı, solcu, liberal, demokrat, seküler gibi kavramlar ile sınıflandırmanı hiçbir siyasi hikayenin başarı öznesi olamayacağını siyaset bilimciler zaten söylüyorlar. Her zaman yazıp çiziyorum ve diyorum ki, “Ben bir CHP uzmanı değilim!” Ama siyaseti okumaya çalışmak gibi bir görevimin de olduğunu biliyorum. Dünyada bugünkü tarifle sol hareketlerin iktidar olduğu, kazandığı, kaybettiği seçimlerin bulunduğu ülkeler pek çok. Ancak ülkemizde ne yazık ki 1990’lı yıllardaki koalisyon dönemleri hariç tırnak içinde yazıyorum “sol siyasi” hareketler ne yazık ki iktidar yüzü görmediler. Kısa koalisyon dönemlerinde ortaya konan keskin politikalarda seçmeni kendilerinden tamamen uzaklaştırdı.

Her ne ise siyaset bilimcilerin görevi nasıl siyaseti, siyasetçileri okumaksa, siyasetçilerinde vatandaşın anlamak ve talepleri ile ilgili okumalar yapmaları gerektiğini hatırlamak gibi görevleri olduğunu söylersek yanlış bir ifade kullanmış olmayız…

Gelelim CHP Büyük Kurultayı’nın Eskişehir’deki sonuçlarına… Değişimciler kazanırsa malum CHP’de il başkanlığını kaybeden kesim yerel seçimler öncesi kendisini bir mevzi kazanmış hissedecek, genel merkezciler kazanırsa bu defa “değişimi” savunanlar il başkanlığından sonra bir mevzi daha kaybetmiş olacaklar.

Bunun doğal sonucu olarak belediye başkan adaylıklarına kadar pek çok değişimi beklemek mümkün olabilecek. Nasıl ve niçin sorularının cevaplarını CHP kaynakları daha iyi biliyor. Bizimkisi bir fikir jimlastiği. Belki bunların hiç birisi olmayacak ama biz hayal kurmaya devam ediyoruz… Kim bilir siyasette 24 saat nelere gebe..