Batıda LGBT ve kadınlar üzerinden suiistimal devam ediyor buna özgürlük-demokrasi deniyor. Afganistan’da da kadını burkaya sokup buna da özgürlük demokrasi deniliyor. Kısacası, iki durumdan da emperyalizm sorumludur. Bir yanda LBGT dayatması, diğer tarafta burka dayatması yapılıyor. Amerika’n in İstanbul’daki konsolosluğuna bile LBGT bayrağı asıldı. Seçimden sonra Beyaz Saraya bile açılmıştı. Bizim Amerikan solcuları da özgürlükler adına, emperyalist dayatmalarını kurbanı oluyor.

Önceki gün Eskişehir’de de protesto yapanlar, LBGT bayrağı açtılar. Bazı sendikalar ücretle veya ekonomik haklarla ilgili eylem yaparken, iş LBGT bayraklarına dönüyor. Eskişehir’de önceki gün yapılan LBGT eylemine, çevrede bulunan Eskişehirliler tepki gösterdi. Yani, Eskişehir’de de Amerikan solcuları hemen yanı başımızda faaliyete bulunuyorlar.Aile birliğini tehdit eden, küresel sermayenin “özgürlük” adı altında destekleyerek cinsiyetsizleştirme hedefini ortaya koyduğu LGBT lobisi eylemleri ile Eskişehir’e kadar geldi.
Türkiye’de ve Eskişehir’de çeşitli protesto eylemlerinin içine LBGT destekleri eklemelerle yapılırken, batı da ve de Amerika’da LGBT destekçilerinin yaptığı yürüyüşlere bazı ailelerin çocukları da götürüyor. Bu çocuklar, yürüyüşlerde çıplak insanlara, cinsel içerikli kıyafet ve danslara maruz bırakılıyor.

Hedef gösterildik
Mart ayında bu köşede bu konuda yazdığım yazı nedeniyle, ülkemizdeki LBGT’lilerin internet sitesinden kınandık. Bir anlamda hedef gösterildik. Bir anlamda pek çoğu kendisinden öğrendiğimiz düşün adamımız Server Tanilli’nin dediği gibi batı ve Amerika bu çağda modern ortaçağa geri döndü. Sıkıntılar buradan kaynaklanıyor. Ortaçağ’ın bitimi, tasfiyesi Fransız devrimi ile olmuştu. Dünyada öbür devrimlerde Fransız devriminden sonra gelmişti. Bu sıkıntıları maalesef bizim Amerikan solcuları göremiyor. Göremedikleri için de sosyal demokratlar ile birlikte iktidara gelemiyor. Bir anlamda seçim sonuçları da buradan kaynaklanıyor. İnsanına yabancılaşma ve Atatürk devrimlerini anlayamama 12 Eylül darbesi ile başlamıştı. Mecliste NATO’ya karşı çıkamayan solcuları yakın dönemde gördük.

Aşkı hep erkekler anlatır
Kadının konusu aslında erkeğin konusudur. Bence nerede bir kadın sorunu varsa, aslında bu sorun daha kapsamlı olarak erkek sorunudur. Erkek sorunu olan yerlerde de, sorunlara kadın eli değmediği görülür. Kadının mutsuzluğu, farkında olmasa bile erkeğin mutsuzluğudur. Bir toplumda erkek, ancak kadın kadar mutlu olabilir. Gerçek sevinç, kadınla paylaşılan sevinçtir. Kadınların çektiği acılar ve cinsler arası eşitsizlik, insanlığın en köklü, en taşlaşmış sorunudur. Bir toplum, kadına tavrıyla sınanır. Çağlar boyunca erkekler, güzelliği kadınla tanımladılar. Bir gün güzelliği kadınlar tanımlayınca, insanlık gerçek güzelliği keşfedecektir. Aşkı hep erkekler anlattı. Aşkın güzelliği kadınlar anlatınca anlaşılacaktır. Jean Jacque Rousseau, “İnsanlar hür doğar, hür yaşar” söylemiyle demokratik devrimin temel programını özetlemişti. Kadınların hür doğduğu ve hür yaşadığı gün, demokratik devrimin görevi tamamlanmış olacaktır.

LBGT ile kol kola girenler
Bugün geldiğimiz nokta da, erkekle birlikte mücadele kadın hareketini geliştirir. Kadınlarımız geleceklerini, eşitsizlikleri yaratan sisteme karşı erkekle birlikte mücadele ederek çözüme kavuşturabilir. Kadın hareketi tek kelime ile kökeninde kadının aşağılanması bulunan ve uydurma cinsiyetlerle kadını adeta silen LGBT hareketiyle kol kola girenlerin değil; LGBT dayatmasına boyun eğmeyenlerin hareketidir. Bir anlamda emperyalizm ile mücadeledir. Emperyalizm ile mücadeleyi elbette Amerikan’ın solculuğunun peşine takılanlar yapamaz. Kadın hareketi aynı zamanda, değerlerimizle kavga ederek marjinalleşenlerin değil; değerlerimize sarılarak kitleselleşenlerin hareketidir. Deprem felaketinde bile İstanbul Sözleşmesi ezberine sarılanlar kadın sorunlarını çözemez. Batı’dan kurtarıcı bekleyenler, kadınların geleceğini aydınlatamaz. Kadın hareketi net bir şekilde, emperyalizmle mücadele içinde özgürlüğünü kazanan Cumhuriyet Kadınlarının hareketidir.