Eskişehir Çevre Derneği ve Eskişehir Kıymetlidir Platformu, son gelişmelere göre Mihalgazi yöresinde açılmak istenen altın madenine karşı bir kampanya yürütüyor. Peki, Eskişehirlinin altın madeni ile olan macerası ne zaman başlamıştı.

30 yıl olmuştur. Bir Kaymazlı olarak, o günleri çok iyi hatırlıyorum. 35 yıl önce Kaymaz da belediye vardı. Belediyenin DYP’li başkanı meclis üyeleri, Kaymaz halkı ile birlikte iki kez Ankara-Eskişehir yolunu trafiğe kapattı. İki ayrı altın arama firması, korkarak Kaymaz da maden açamadı. Daha sonra belediye başka partiye geçti. Birinci etapta onlarda karşı çıktılar. Daha sonra belediye başkanı ve bazı meclis üyeleri işsiz gençlerimize iş bulacağız gerekçesiyle, maden açılmasına izin verdiler. Nasılsa bir gün Kaymaz da rezerv bitecekti.

REZERV BİTTİ, BİTMESİNE
Kaymaz’da on yıllar geçti. Rezerv bitti. Sonra maden kapanır düşüncesi hâkimken, birden hazır maden ocağının ve tesislerinin kapatılamayacağı savunuldu. Başka illerden kamyonlarla Kaymaz’a toprak taşınmaya başlanıldı. Siyanür ile ayrıştırılan havuzların sayısı da arttı. Daha Kaymaz’daki madenin en az 10 yıl çalıştırılması düşünülüyor. Toprak dağları, yeryüzü şekli Kaymaz ve yöresinde değişmeye devam edecek.

Alpu’da, termik santral mahkeme kararı ile dolduruldu. Ancak, altın ve gümüş madeni şirketlerinin Eskişehir yöresine ilgileri devam ediyor.Mihalgazi ve Sarıcakaya yöresinin önemi ise Akdeniz ikliminin yaşanması ve görülmesidir. Çevremizdeki büyük iller yılın 12 ayı, sebze ve meyve ihtiyaçlarını buradan karşılıyor. Şimdi, bu iki ilçemize altın veya gümüş madeni açmak, doğru bir yaklaşım olmaz. Çevre derneğimiz ile Eskişehir Kıymetlidir Platformu bunun için mücadele ediyor. Aklı selim herkesin de karşı çıkması gerekir. Altın veya gümüşün yenmeyeceğini öğrendiğimiz zaman, bölgemizdeki toprakların önemini anlayacağız.

TARİHİ GÜNLER
Dün gazetede haberlerine bakarken, Çukurova Çiftçisine su bitti, ekmeyin mesajı gönderilmiş. 'Seyhan Sol Sahil Sulama Birliği'nin köy muhtarlıklarına ve ilgili birimlere yazı göndererek güzlük ekim yapılmamasını istediğini yapılsa bile su verilemeyeceğini bildirdiğini' söylendi. Türkiye, tarımda en zor dönemini yaşıyor. Uzmanların, yıllardır yapılan tüm uyarılara rağmen su konusunda gerekli yatırımların yapılmaması ve mevcut suyun yönetilememesi nedeniyle Türkiye’nin en verimli ovalarından Çukurova’da su bittiği duyuruluyor. Çiftçilere resmi yazı ile 'ekim yapmayın, su yok' deniliyor. Bu sorun hepimizin sorunudur. Mihalgazi ve Sarıcakaya yöresi bunun için daha önem kazanıyor.

ESO’NUN ÇALIŞMASI
Tarımda durum buyken, sanayide de farklı değildir.Geçtiğimiz gün Türkiye’de ilk kez ESO ‘Yeşil Şehirler Programını’ açıkladı. Eskişehir’de su sorunu olmamasına rağmen, tasarruflu kullanılmadığının altını çizdi. Bu rapor bulunup herkes tarafından okunması gerekiyor. Suyumuz şimdilik var. Çukurova’da en verimli ovalarımızın başında geliyordu. Şimdi suyun bittiği söyleniyor. Mihalgazi yöresini kendi elimiz ile maden sahası haline getirmek istiyoruz. Altın mı önemli yoksa verimli toprak daha mı önem taşıyor. Bu noktada iyi düşünmeliyiz. Arjantin’den sonra en yüksek faiz Türkiye de bulunuyor. Üreticinin, Tarım Platformu’nun veya ESO’nun ETO’nun ekonomimize yönelik önerileri söylemleri aynı düzlemde birleşiyor. Ülkenin sorunlarını sadece birkaç kişinin çözmesini beklemek yanlıştır. Sorunların hepimizindir. Mantıklı çözümler ve Kurtuluş Savaşımızdaki aynı mantık ile sorunlarımızı çözebiliriz.