Emperyalizmin en kuyruklu yalanlarından biri olan Ermeni Soykırımı yalanına kendisini ‘solcu’ diye nitelendiren örgütlerden de destek geliyor. Önceki gün kendinin solcu olduğunu söylenen bir partinin Eskişehir il başkanı sosyal medyada Ermeni soykırımı yalanına sarılarak, bilgisizce şeyler yazdı. Yakın tarihimiz bilmek gerekiyor. Sözde Ermeni soykırımını tarihte kim savunuyor. En başta, Amerika, İngiltere ve bazı batılı ülkeler her yıl bu yalana sarılıyor. Türkiye’de alet olanlar var. Bu alet olanların kendilerine çeşitli sıfatlar vermesinin bir anlamı yok. Amerika ile aynı düzleme gelmiş bulunuyorlar.

Her yıl tekrarlanıyor
Bu yılda dâhil, tam yüzyıldır her 23 Nisan’da (1920) TBMM’nin açılışını, 24 Nisan’da ise Mustafa Kemal’in Meclis başkanı seçilişini kutluyoruz. Ama 24 Nisan’da bazı yerli ve yabancı lobiler, 1915 yalanıyla ortaya çıkarıyor. Çünkü Hınçak, Taşnak ve Ramgavar terör örgütlerine bağlı 235 Ermeni o gün tutuklanarak İstanbul’dan uzaklaştırıldı. Hiçbiri öldürülmez ama bu yalanı, oyunu bozulanlarla birlikte hareket eden İngiliz Propaganda Dairesi yaydı. Yalan her yılda tekrarlanıyor. 28 Ocak 1920’de Meclis-i Mebussan Mustafa Kemal’in hazırladığı Misak-ı Millîyi imzaladı.
Oysa işgalci Fransızlarda (1918-22) teröristlerin “Ermeni Kilikya Krallığını” kurmasını desteklediler. Ermeniler, Feke-Haçın-Mağara topraklarının çoğunu ele geçirerek, büyük çiftlikler kurdu. Urumlu ve Haçın bölgesinde Türkler, Çerkezler ve Ermeniler birlikte yaşarıyordu. 10 Mart 1920’deki Ermeni kuşatması sırasında, Fransızlar Haçın Kaymakamlığına İstanbul hukuk mezunu özerk Ermenistan yanlısı Garabit Çallıyan’ı atadılar.

Ermenilerin katliamı
Haçın (Saimbeyli) jandarma komutanı Kirkor Efendi Ermeni süvarileriyle Yamanlı, Kayarcık, Kazıklı köylerine mitralyöz saldırısıyla girdi, işkenceyle kırım yaptı. İstanbul hükümetine yapılan şikâyet sonuçsuz kaldı. Haçın, (16.10.1920) Kuvayı-ı Milliye Komutanı Tayfun Bey kuvvetlerince kurtarılarak, ve o sırada şehit olan Salim beyin adı köye verildi. Develili Osman Coşkun Kaymakam vekili oldu. Osmanlı hiçbir zaman Ermeni katliamı yapmadı. Yapsaydı, İstanbul da yaşayan Ermenilere uygulardı. Osmanlıyı parçalamak ve bölmek isteyen Ermeniler, batının planlarına alet oldu. Anadolu’nun parçalanması ve yok olması ise o tarihlerde yapılan Sovyet -, Bolşevik Devrimi ile ortadan kalktı.

Türklerin ağıtı bile var
Ermeni Soykırımına uğrayan Türklerin ‘Haçin Ağıdı’ bile var. Kısaca ağıt şu şekildedir:”Amir, me’mur demeyerek hep bir ipe bağladılar, Bekir-oğlu Dede Ağayı demir ile dağladılar. Sekiz gavur bir gelince Osman’ımı şaşırttılar, Baban çete-başı diye Hacı Ahmed’i pişirdiler.Muşambaya oturtmuşlar etrafında geziniyorlar, Sen çete topladın diye çalgı ile yüzüyorlar.Feke’ye sevk ederiz diye Taş-köprü’yü aşırdılar, Yoldan geri kaçtın diye kurşun ile pişirdiler.Baş-kâtibi öldürdüler değnek ile döğe-döğe, Gence Çavuş’u yüzüyorlar özne gibi öğe-öğe.Örfli idin Gence Çavuş gavurlara eyle zavur, Bebeğimi öldürüyor Çamsar-oğlu koca gavur.Şefika’mı öldürmüşler mektebin önünde yatar, Baba-oğlu koç Bilal’im bunu duysa neler yapar.Zabıt-kâtibi Mehmed’i topuz ile döğüyorlar, Enfiyeci Hüseyin’i teller ile boğuyorlar”.

Türk nüfus yok oldu
Ağıt bu şekilde gidiyor. Ayrıca ağıtın yer aldığı kitapta, Haçin’den Halep’e sürülen Ermenilerin 4 yıl sonra Fransızların Adana’yı işgaliyle dönüşü anlatılır: Yakınlardaki nüfusu 4.000 kadar olan Saimbeyli’nin olayların yaşandığı dönemde 30-40 bin nüfusa sahip olup 1/3’ü Türk olan güzel belde Haçin’in varlıklı Ermenileri ile yoksul Türkleri ve tepede yer alan Amerikan kolejinde yaşanan zulümdür bunlar. Yazar Zebercet Coşkun, müdire Miss Cold’u Mustafa Kemal’in ağzıyla konuşturur: “Geldikleri gibi giderler!” Bu eserin ilk baskısı 1975’te Milliyet Gazetesi Roman Yarışmasında dördüncü oldu. Sözde Ermeni soykırımı iddiası, Türkiye’den tazminat ve toprak kopartmak için uydurulmuş bir yalandır.

Bahattin Şakir’e düşmanlar
İttihat ve Terakki, Teşkilatı Mahsusa ya da Ermeni sorunu ve Tehcir Kanunu ile ilgili neredeyse tüm kitaplarda, Dr. Bahattin Şakir'den olumlu ya da olumsuz mutlaka söz edilir.

Doktor Bahattin Şakir, büyük bir devrimcidir. Cemiyete üye olduğu günden 17 Nisan 1922 günü Almanya'da Ermeni kurşunlarıyla son nefesini verdiği ana kadar hayatını vatanına ve cemiyete adamıştır. Hüseyin Cahit Yalçın, "Onunla tanıştıkça zihnimdeki 'jacobin' kavramına maddi bir sima verebiliyordum" der. "Jakoben" deyince Bahattin Şakir'in yüzü akla gelir. Jön Türklere ve özellikle İttihatçılara yönelik bir saldırı ve karalama kampanyası uzun süredir devam ediyor. Jön Türklerin düşünce ve eylemlerini hedef alanlar, elbette soyut bir tarih tartışması yapmıyorlar. Türkiye'nin bütün devrimci birikimini "derin devlet" torbasına dolduruyorlar. "Resmî tarihe" karşı çıkma iddiasıyla tarih tersyüz ediliyor, çarpıtılıyor. Sanal ve yalan bir tarih yaratmaya ve geçmişimizi yok etmeye, unutturmaya çalışıyorlar.

Sovyet arşivlerine bakmak gerekiyor
Amerikan solcularının sözde Ermeni soykırımının başlıca sorumlusu olarak İttihat ve Terakki'nin önderlerini suçlamaları, Kurtuluş Savaşı'mnı "etnik temizlik süreci" diye tanımlamaları bu nedenledir. Emperyalizm, bu konuların yazılmasını istiyordu. Görev yerine getiriliyor. Bir partinin il başkanı da aynı şeyi yapıyor. Sovyetler Birliği arşivleri Türklerin mağdur olduğunu, Ermeni çetelerinin Türkleri katlettiğini yazmasına rağmen bunlar bu arşivleri bilmiyor. Görmüyor.