Bu aralar yazılarımın yolu şarkılardan geçiyor. Bazen bir türkü, bazen bir melodi, bazen de bir şarkının tek bir cümlesi koca bir memleket meselesini özetleyiveriyor. İşte yine öyle oldu. Muhabir arkadaşımız Esra Kahya’nın, Eskişehir Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu’ndan aldığı açıklamaları okuyunca zihnimde bir anda o tanıdık nakarat çalmaya başladı: “Bir şey yapmalı…”
Sonra merak edip google amcaya arattım. Karşıma çıkan bilgi aslında meseleyi daha da anlamlı hale getirdi. “Moğol grubun kült eserlerinden “Bir Şey Yapmalı”, Turgut Berkes tarafından kaleme alınmış; haksızlıklara, duyarsızlığa ve sistemdeki aksaklıklara karşı bir uyanış çağrısı… “Birisi oy peşinde, öteki rant işinde” diyerek eleştirisini yapan, ama en önemlisi “bir şey yapmalı” diyerek sorumluluğu hatırlatan bir marş…”
Şimdi soralım: Neden “bir şey yapmalı?” Çünkü sahadan gelen sesler artık alarm veriyor. Odunpazarı Ziraat Odası Başkanı Burhan Çelikoğlu açık açık söylüyor: “Mazotu kullanamayacak duruma geldik.” Bu cümle öyle sıradan bir serzeniş değil. Bu cümle, toprağın dilidir. Bu cümle, üretimin nabzıdır. Bu cümle, yarının sofralarına dair bir uyarıdır.
Bugünün gençleri belki bilmez… Kara sabanla yapılan üretimi, tek öküzle sürülen tarlaları, yanına bir eşeğin ya da atın koşulduğu o zahmetli günleri… Türkiye tarımda o günlerden bugünlere kolay gelmedi. Cumhuriyetle birlikte başlayan modernleşme hamleleri sayesinde mekanizasyon arttı, üretim hızlandı, verim yükseldi. Artık 86 milyona dayanan bir nüfusu sabanla doyuramayacağımızı hepimiz biliyoruz. Evet, teknoloji geldi, traktör geldi, biçerdöver geldi… Ama şimdi başka bir sorun kapımızda: O traktörü çalıştıracak mazot yoksa ne olacak? İşte mesele tam da burada düğümleniyor. Çelikoğlu’nun verdiği rakamlar aslında durumun özetidir: Mazot 50-55 liradan 80 liraya çıkmış… Gübrede yüzde 25-30 artış var… Çiftçi üst gübresini atıyor ama taban gübresini atacak gücü yok… Yani üretim daha tarladayken sekteye uğruyor. Üstelik bu sadece ekonomik bir mesele de değil. Küresel gelişmelerin doğrudan etkisini de görüyoruz. Amerika ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından enerji fiyatlarının yükselmesi, mazota zam olarak yansıyor. Çiftçi, dünya siyasetinin bedelini tarlasında ödüyor. Devletin uyguladığı eşel mobil sistemi olmasa belki bugün 110-120 liralık mazotu konuşuyor olacaktık. Ama görünen o ki mevcut önlemler artık yeterli gelmiyor.
Çözüm ne? Cevap yine sahadan geliyor. Çiftçi ne istediğini çok net söylüyor: “Mazotta ve gübrede yük azaltılmalı… ÖTV ve KDV gözden geçirilmeli… Destekler zamanında ödenmeli… Hatta bu yıl özelinde ek destek mekanizmaları devreye alınmalı…” Çünkü çiftçi üretmezse, şehirdeki vatandaş da tüketemez. Bu zincirin bir halkası koptu mu, bedelini herkes öder. İşte tam bu noktada o şarkının nakaratı yeniden kulaklarımızda çınlıyor: “Bir şey yapmalı…” Artık sadece konuşmak değil, gerçekten yapmak zamanı.
Çünkü mesele sadece çiftçinin mazotu değil… Mesele yarının ekmeği, sofradaki lokması, ülkenin gıda güvenliği… Umalım ki bu ses duyulur. Umalım ki bu çağrı karşılıksız kalmaz. Aksi halde “ne yapılmalı?” sorusunun cevabını yarın çok daha ağır şartlarda vermek zorunda kalabiliriz. Ve o gün geldiğinde, bugün duymazdan gelinen her cümle, çok daha yüksek bir bedel olarak karşımıza çıkabilir.