Geçtiğimiz hafta ki yazımda; Sayın Pervin Töre’nin “kayıt parasını sonlandıracaklarını” ifade etmesi üzerine okullarda ki kayıt parası üzerinden “Cek, cak’lar ile bu işler olmuyor” diyerek değerlendirmiştik.

Okul aile birlikleri aracılığı ile velilerin hangi başlık altında olursa olsun mutlaka bir bedel ödediğini belirtmiştik. “Önemli olan bu bedelin zengin fakir fark etmeden hiç kimse tarafından ödenmemesidir. Burada üzerinde durulması gereken orta ölçekli ailelerin korunması olmalıdır. Bunu başarabildiğimiz ölçüde söz konusu “kayıt parası” tartışmalarının önüne geçebiliriz. Önemli olan söz değil uygulamadır diye” ifade etmiştik. Yazdığım yazı ile ilgili telefon görüşmelerim oldu. Yaptığım görüşmeler üzerine konumuz yine eğitim kurumları üzerine olacak.

Bu hafta; eğitim kurumlarındaki bir başka konuyu değerlendirmek istiyorum. Okullarda tatil süreci başlıyor. Herkesin bildiği gibi yaz tatili dönemlerinde okulların bahçeleri ve salonları ile ilgili devam eden bir uygulama var. Özellikle merkezi yerlerde bulunan okulların bahçelerinin otopark, çay bahçesi olarak; salonlarının ise düğün, nişan ve diğer sosyal etkinlikler için kullanıldığını biliyoruz.

Okullar artık, her şeyi paraya çevirelim, her şeyden kar edelim mantığı ile yönetiliyor gibi. Askeri kantin yönetmeliği, Emniyet kantin yönetmeliği var diye biliyorum. Ancak okullarda kantin yönetmeliği var mıdır yok mudur bilmiyorum. Kantinler nasıl ve kimler tarafından ihaleye çıkarılıyor? İhale sonucunda kantinleri kimler denetliyor? Nasıl denetleniyorlar? Bunları bilmiyoruz.

Okullar eğitim öğretim yuvaları olup, öğrenciler içindir. Okul bahçeleri de normalde öğrencilerin gerek okul döneminde gerekse tatillerinde vakit geçireceği, spor yapacakları yerler olmalıdır. Ancak uygulamada ihale ile öğrenciler için yapılan okul bahçesi bir şekilde ticarethaneye dönüşüyor. Bu ihalelerin hangi kurallara göre yapıldığını, buralardan elde edilen kazançların nerelerde kullanıldığı konusunda da bir fikir sahibi değiliz. Otopark sorununa bu şekilde bir nebze çare olunabiliniyorsa, okul için iyi bir gelir getiriyorsa tamam diyelim. O zaman yine sormak gerekmez mi “kayıt parası” veya ekstra bedeller neden velilerden halen isteniyor?

Elbette okulların birer sosyal etkileşim alanı olarak kullanılmasında bir sıkıntı yok. Ancak ticari bir takım işlemler yapılmaya başlandığında bu çalışmaların belli kurallara uygun olması gerektiğini düşünüyorum. Özellikle şehir merkezlerindeki yetersiz oyun ve sosyal etkinlik alanları bakımından çocukların yaşam alanlarının sınırlandırılması anlamına gelen bu tür uygulamaların daha bir esaslı düşünülerek hayata geçirilmesinde fayda olduğuna inanıyorum.

Zira “eğitim ticari bir iş değildir” deniliyor. Ancak iş uygulamaya gelince maalesef bu söz havada kalıyor. Çocukların oyun alanları otoparklara, çay bahçelerine dönüştürülmesine rağmen buralardan elde edilen gelirlerin eğitime sağladığı katkıyı da doğrusu merak ediyorum. Velilerin bir şekilde ödediği, yeterince başımızı ağrıtan “kayıt parası” veya “zorunlu bağış” meselesinin takipçisi olacağımızı ifade etmiştim.

Bir başka konumuz ise özellikle meslek liselerinin üretim merkezlerine dönüştürülmesi durumu. Doğrusu bu çok güzel bir gelişme. Bu konuyla ilgili de daha önce takdir ve tebriklerimizi iletmiştik. Uygulamalı eğitim böyle olmalıdır. Bu konuda Sayın Milli Eğitim Müdürü Pervin Töre’yi ve katkıları olan herkesi kutluyoruz.

Öte yandan eğitim çalışanlarının doğal haklarından birisi olan promosyon meselesine de değinmeden geçemeyeceğim. Promosyon ile ilgili eğitim camiasından gündeme getirmem konusunda çok sayıda şikayet aldığımı belirtmeliyim.

Kentimizde pek çok çalışan, geçtiğimiz aylarda basına da yansıdığı üzere rekor sayılabilecek promosyonlar aldılar. Anadolu Üniversitesi çalışanları gibi sağlık çalışanları da hatırı sayılır tutarlarda promosyon aldılar. Peki; çalışan sayısı oldukça fazla olan eğitim çalışanları neden kendilerini az da olsa rahatlatacak tutarlarda promosyon alamadılar? Oldukça düşük seviyede kalan promosyonlarının yenilenmesi sürecinde nasıl bir çalışma yürütüldü? İhale veya ihaleler de neden başarısız olundu?

Öyle ya; aynı kentte farklı kurumlarımız yine kentimizde olan bankalardan tatmin edici tutarlarda promosyon alabilmişken, epeyce sayısı olan eğitim çalışanları maalesef promosyon alamadılar.

Sonuç olarak; sahiden merak ediyorum önümüzdeki dönemde “kayıt parası”nın farklı bir adla da olsa alınıp alınmayacağını. Yine cevabını merak ediyorum; eğitim çalışanları neden promosyon alamadılar?